Sakarya Hendek’te patlama sonrası yaşananlar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sakarya’nın Hendek ilçesine bağlı Yukarıçalıca ve Akarca köylerinin arasında yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuz Cuma günü saat 11.15’te meydana gelen patlamada şu ana kadar altı kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu. Hastaneye kaldırılan 117 kişi taburcu edildi. Beş kişinin tedavisi devam ederken kayıp bir kişiyi arama çalışmaları sürüyor. Patlamaya ilişkin şu ana kadar dört kişi gözaltına alındı.

Yaklaşık 50 kilometre uzaklıktan dahi duyulan patlamanın etkisini fark ettiğimiz anda Sakarya Hendek’e doğru yola çıkıyoruz. 2,5 saatlik yolculuk boyunca radyoda sürekli kimyasal madde sızıntılarına dair uyarılar yapılıyor, fabrikaya ulaşan gazetecilerden bilgi almaya çalışıyoruz ancak patlamalar hâlâ sürdüğü için neredeyse hiçbir şey bilinmiyor.

Ambulanslar, itfaiyeler, siren sesleri ve duman…

Hendek’e vardığımızda bizi ambulanslar ve itfaiyeler karşılıyor. Siren sesleri ile havadaki duman birbirine karışmışken fabrikanın 1 kilometre uzağına kurulan alana ulaşıyoruz. Kimyasal sızıntı ve patlamaların devam etmesi nedeniyle fabrika yakınına kimse yaklaştırılmıyor. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu çadırlarda yakınlarını bekleyen 30-40 kişi var. Biraz ileride AFAD çalışanları hem arama-kurtarma operasyonuna devam ediyor hem de sızıntı nedeniyle ölçümler yapıyor.

Durumu anlamak için yanına yaklaştığımız, kazadan yaralı olarak kurtulan bir işçinin yakını, fabrikanın olduğu yeri savaş alanına benzetiyor. Patlamanın üzerinden altı saat geçmesine rağmen hâlâ fabrikanın üzerinde havai fişeklerin patladığını görüyoruz ve her 10 saniyede bir itfaiyeler, ambulanslar geçmeye devam ediyor. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk akşam 19:15’te kameraların karşısına geçiyor. 186 kişinin çalıştığı fabrikada dört kişinin hayatını kaybettiği, üç kişinin ise hâlâ bulunamadığı açıklanıyor. 

Hava karardığında hastanelere doğru yol alıyoruz. Tedavi altında olanların biri İstanbul’a sevk edilirken diğerleri Hendek Devlet Hastanesi, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Akyazı Devlet Hastanesi’nde. Hem Hendek hem de Akyazı’daki durumu gözlemleme fırsatımız oluyor. Hendek’teki bir sağlık personelinin sözleri rakamlar konusunda şüpheyi artırıyor: “Dört kişi buraya geldiğinde hayatını kaybetmişti, onun ardından iki kişinin parçalanmış bedenleri de poşetle getirildi.”

Hayatını kaybeden Havva Çelik’in köylüsü, morgun önüne çökmüş etrafı izliyor. Sorularımızı yanıtlamayı kabul ediyor ve “Bu ilk patlama değil. İnsanlar unuturlar, bunu da unuturlar. Ölen ölür. Depremi de unuttular, bunu da unuturlar” diye sitem ediyor.

Geceyi Hendek’te geçiriyoruz ve 4 Temmuz Cumartesi günü ilk durağımız yine hastaneler oluyor. Edindiğimiz bilgilere göre Akyazı Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybeden olmamış, Hendek’te tedavi altına alınan 35 kişinin tamamı da taburcu edilmiş. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ise hafif yaralıların tedavi altında olduğunu öğreniyoruz. 

Ölü sayısı fazla mı?

Sağlık Bakanı Koca, önce fabrikada toplam 186 işçi çalıştığını söyleyip, son açıklamasında 114 yaralının olduğunu, can kaybının hâlâ dört olduğunu, üç kişiye henüz ulaşılamadığını aktarıyor. Buna ek olarak Bakan Koca’nın önceki açıklamasından 20 işçinin de izinli olduğunu öğreniyoruz. Ancak ölü, yaralı, bulunamayan ve izinli olan işçilerin sayısı toplam 141; hala 186 olmuş değil. Çevre köylerden fabrikanın önündeki alana gelenlerin de, yaralı yakınlarını bekleyenlerin de, işçi olarak çalışan, patlamadan yaralı olarak kurtulanların da söyledikleri şey ortak: Bu patlamada ölü sayısı daha fazla.

Hastanelerden sonra patlamada hayatını kaybeden Sebahattin Tepeçınar ve Havva Çelik’in Akyazı’daki taziye evlerine gidiyoruz. Çevre köylerden insanlar da eve gelmişler ve evin önünde acı içinde bağıran Havva Çelik’in eşi Salih Çelik’i dinliyoruz: “Milleti kandırıyorlar, algı operasyonu yapıyorlar. Dört kişi…Ne dört kişisi yahu, ben hastanedeyken kaç ceset geldi! Biz ne konuşursak konuşalım, başka isim altında bu fabrikayı yeniden açacaklar.”

Kayıtsız çalışma, düşük ücret

Çelik’in yeğeni Sultan Doğan ise daha önce 2,5 sene fabrikada çalışmış, hakaret edildiği için çıkmış. Doğan, fabrikadaki çalışma koşullarını daha net anlatıyor: “Paramızı vermiyorlardı, her taraf ilaçtı, baruttu. Bunları söylüyoruz, müdür küfürlü konuşuyor. Ben şikayetçiyim, yengemi yiyen onlar göz göre göre. Hiçbir tedbir yok.”

Kiminle konuşsak fabrikada işçilerin sigortasız olduğunu, mülteci işçilerin de çalıştığını, çalışanların yüzde 80’inin asgari ücretle çalıştırıldığını söylüyor. Ayrıca, burası, daha önce altı kez patlama yaşanan bir fabrika. 2007’de, 2009’da iki kere, 2011, 2012 ve 2014’te yaşanan patlamalarda dört işçinin hayatını kaybettiği, 100’e yakın işçinin yaralandığı bir fabrikadan bahsediyoruz. Aynı şirketin bir diğer fabrikası da Sakarya Geyve’deyken 2013’teki patlama sonrası açılmıyor ve Niğde’ye taşınıyor. 2018’de fabrikanın taşındığı Niğde’de de patlama yaşanıyor ve iki işçi hayatını kaybediyor.

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası’nın fabrikalardaki patlamalar ve yangınlarla ilgili hazırladığı raporlarında görüldüğü üzere fabrikalarda yaşanan patlama ve yangın sayılarında yıllara göre olağanüstü artış yaşanıyor. 2017 yılında en az 182 olarak tespit edilen fabrika yangın ve patlama sayısı, iki yıl içinde 541’e yükseliyor. Patlamalarla ilgili genel olarak soruşturma müdür ve çalışan şeflerle sınırlı kalırken, yangın çıkan, patlama yaşanan işletmeler ya aynı isimle ya da zorunlu kalınırsa isim değiştirilerek yeniden açılıyor.

Tartışılan MÜSİAD fotoğrafı

Şirketin ortaklarından Yaşar Coşkun, MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı ve MÜSİAD’ın misyonunu “Kur’an ve sünnet üzerine” diye tanımlayan, “Bir dava vardır, dava üzerine kurulduk” diyen biri. Patlamanın ardından MÜSİAD şube başkanlarından oluşan heyetin yemek fotoğrafları sosyal medyaya düşüyor.

Bir taraftan taziye evi önünde fabrikanın çalışma koşullarını dinlemeye devam ediyoruz: “O fabrikada çalışanlar bu bölgenin en yoksulları, gariban insanlar. Paralarını bazen alamıyorlar, birçoğu sigortasız çalıştırılıyor. Orada daha önce defalarca patlama oldu zaten. Bunun yaşanacağı da belliydi.”

Köylerde insanların tamamı fabrikayı böyle anlatırken, MÜSİAD’dan tepki çeken fotoğrafla ilgili açıklama geliyor.: “İşçi kardeşlerimiz için yapacağımız tüm faaliyetlerin ve yardımların planlanmasını yaparken; anlamadan, gerçeği bilmeden ve insani etikle bağdaşmayan bir karalama ve iftira hareketinin hedefi olduk.”

Havva Çelik ve Sebahattin Tepeçınar’ın cenaze namazını Akyazı’daki Gazi Süleymanpaşa Camii’nde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş kıldırıyor. En ön safta Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç var. Tepeçınar’ın bir yakını fabrikadaki ihmalleri ve daha önceki patlamaları Destici’ye hatırlatıyor: “11 senede başkanım, altı defa patlıyor. Bir değil, iki değil, tam altı defa.”

Soma benzerliği: Umutsuzluk ve zorunluluk

Hendek’teki patlama Soma’daki maden faciasının bir benzeri. Fabrikada sürekli patlama yaşanmasına rağmen, en yoksulların fabrikaya girmekten başka çaresi yok. Fabrika, bölgedeki en büyük tesislerden biri. Merkezde daha iyi iş bulanlar hemen fabrikadan ayrılıyor. Patlamadan sonra ise Soma’dakine benzer şekilde, faciayı yaşayanlar, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin yakınları umutsuz: “İsim değiştirip yine açarlar. Yapacak bir şey yok…”

Akarca Köyü de Yukarıçalıca ile birlikte fabrikaya en yakın köy. Köy muhtarı, patlamanın şiddetini şöyle anlatıyor: “Bizim köydeki 70-75 evden 50’si zarar gördü. Kiminin camı, kapısı kırıldı, kimisinin duvarı çöktü. Bizim fabrikaya 500 metre mesafede bir evimiz vardı. Araba büyüklüğünde bir demir fabrikadan fırlayarak evin duvarına çarpmış ve yıkmış. Düşünebiliyor musunuz?”

İstanbul’a dönerken insanların söyledikleri cümleler hafızamızda yer ediyor: “İsim değiştirip yeniden açarlar, yapacak bir şey yok… Bizi düşünen yok ama burada çalışmaya mecburuz… 11 senede altı defa patladı, kaderimiz bu…”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus