Işın Eliçin ile Dünyanın Gidişi (83): Macaristan’da muhalefetin geniş tabanlı seçim ittifakı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Macaristan ve Türkiye son yedi-sekiz yıldır, liderlerinin ülkelerini demokrasiden gittikçe uzaklaştıran yönetim tarzları ve icraat benzerlikleriyle konuşuluyordu. Son bir yıldır artık bu iki ülkenin muhalefeti de karşılaştırma konusu oldu. Nitekim bu yayında da göreceksiniz gündemleri birebir aynı.

Macaristan’ın en büyük altı muhalefet partisi, 2022’de yapılacak parlamento seçimlerinde Başbakan Viktor Orban’ın iktidarına son vermek üzere birleşme kararı aldı. Aralarında siyasi yelpazenin zıt kutuplarında yer alan, geçmişte birbirine çok sert muhalefet etmiş olanlar var. Ama ülkeyi demokrasiden, üyesi oldukları Avrupa Birliği’nin değerlerinden uzaklaştırdığı için tepki duydukları, gücü tek elde toplayarak hızla otoriterleşen bu yönetime karşı görüş ayrılıklarını bir yana bırakmak ve asgari müşterekte buluşarak seçim kazanmak zorunda olduklarını kavramış görünüyorlar.

Başbakan Viktor Orban da aslında iki partili bir koalisyon blokuna liderlik ediyor. Partisi Fidesz’in küçük ortağı sağ muhafazakâr Hıristiyan Demokratik Halk Partisi. İki parti “Macar Dayanışma İttifakı” adı altında girdikleri seçimlerden 2010’dan bu yana her seferinde parlamentoda üçte ikilik çoğunluğu alarak çıkıyorlar. Üst üste yakalanan bu başarının gerisinde, 2012’de seçim sisteminde yaptıkları değişikliğin payı büyük. Örneğin 2018’de oyların yüzde 44’ünü alarak 199 kişilik parlamentoda 133 sandalye kazanmışlardı. Seçmenin yüzde 56’sının oyunu alan muhalefet partileri de kalan 66 sandalyeyi paylaşmıştı.

Kamuoyu yoklamaları Macaristan’da da bizdeki gibi iktidar ve muhalefet partilerine verilen oylarda, giderek muhalefet lehine değişen yüzde 51-yüzde 49 dengesi oluştuğunu gösteriyor. Bu oranlara kalabalık bir kararsız seçmen kitlesi dahil değil. Muhalefet bu kez güçbirliği yaparak seçmenin iradesini parlamentodaki dağılıma yansıtabilmeyi umuyor.

İttifak altı partiden oluşuyor dedim. Yelpazenin sol kanadından başlayarak sıralıyorum: Macar Sosyalist Partisi, bu partiden ayrılanların kurduğu Demokratik Koalisyon, Macaristan’ın yeşiller partisi Siyaset Farklı Olabilir ve yine bu partiden ayrılanların kurduğu Macaristan için Diyalog partisi ile 2017’de kurulan merkez sağ Momentum Hareketi ve en sağ kanatta da kendisini radikal milliyetçi Hıristiyan partisi olarak tanımlayan muhafazakâr Jobbik.

Partilerin liderleri, 2022 seçimlerinde ülkedeki 106 seçim bölgesinin her biri için tek bir ortak aday çıkarmakta uzlaştıklarını duyurdu.

Yayınladıkları deklarasyonda, “ülkenin çıkarları doğrultusunda geniş tabanlı bir platform kurmayı” ve 2022’de zafer kazanırlarsa ülkeyi bu platform ve üzerinde mutabık kalınan ilkeler çerçevesinde, beraber yönetmeyi vaat ettiler. İlke ve amaçları belirlemek üzere müzakerelere de resmen başladılar.

Deklarasyonda dikkat çeken husus ortak aday belirleme sürecine ilişkin. Geleneksel müzakere yönteminin yanı sıra, önseçim yapmayı düşündüklerini de vurgulamışlar.

Önseçim daha önce deneyip başarı elde ettikleri bir yöntem. Ekim 2019’daki yerel seçimlerde muhalefetin ortak adayı olarak başkent Budapeşte’nin belediye başkanı seçilen 44 yaşındaki Gergely Karacsony, tercihin doğrudan Budapesteli seçmenlere bırakıldığı iki turlu bir öneçimle yarışa katılmıştı. Başkentliler ilk turda Sosyalist Parti ile Diyalog Partisinin adayları arasında tercih yapmış; ikinci turda da ilk turun galibi ile diğer üç muhalefet partisinin adayları yarışmıştı. İki turda da kazanan Karacsony, beş partinin ortak adayı olarak seçime girdi, Jobbik de aday çıkarmayarak kendisini destekledi. Budapeşte Belediye Başkanı bu yöntem sayesinde kampanyasında belli bir muhalefet partisiyle özdeşleştirilmediğini, iktidarın icraatından memnun olmayan tüm Budapeştelilere seslenebildiğini anlatıyor. Karacsony’nin adaylık sürecinde İstanbul seçimlerini de yakından izlediğini, hatta İstanbul’a gelerek Millet İttifakı’nın ortak adayı olarak seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ettiğini hatırlatayım.

İmamoğlu ve Karacsony.

Macaristan muhalefetini genel seçimlerde de ittifak yapmaya cesaretlendiren işte bu yerel seçimlerde elde ettikleri başarı oldu. Yarışa ortak adaylarla veya birbirlerine rakip aday çıkarmayarak katıldılar ve – Orban’ın iktidar koalisyonu, tıpkı burada AKP-MHP koalisyonunun, Cumhur İttifakının başına gelen gibi, hiç beklemediği, büyük bir hezimete uğradı. Başkent Budapeşte ile ülkenin en büyük şehirlerinin yarısında belediye başkanlıkları iktidar aleyhine el değiştirdi.

Ardından bu sene şubat ayında da, parlamentoda boşalan bir sandalye için ortak aday arkasında birleşmek sonuç getirdi.  

Şimdi önlerinde büyük koalisyonun seçmen nezdindeki karşılığını test edebilecekleri bir fırsat daha var. Ülkenin kuzeydoğusunda kırsal bir bölgede, 11 Ekim’de ara seçim yapılacak. Muhalefet yerel seçimlerde kırsalda başarılı olamamıştı. Bu seçimde, altı parti içinde kırsal bölge seçmenine Fidesz’ten sonra en çok hitap eden Jobbik partisinin adayı arkasında birleştiler.

Farklı ideolojileri temsil eden bu kadar geniş bir koalisyon, seçime kadar, iki yıl, bir arada hareket etmeyi başarabilir mi? İktidarın bölme amaçlı hamlelerine direnebilirler mi? Seçmeni ülkeyi uyum içinde yönetebileceklerine ikna edebilecekler mi?

Başkente yakın 18 bin nüfuslu Göd kentinde yaşananlar umut kırıcı gelebilir. Belediye başkanı, Momentum partisinden 34 yaşındaki Csaba Balogh, üç muhalefet partisinin ortak adayı olarak seçim kazandı. Kentte Güney Koreli Samsung şirketinin yatırımları var ve şirket elektrikli otomobil aküsü üretimi için Avrupa’nın en büyük tesisilerini inşa etmek, yatırımlarını genişletmek istiyor. Kent sakinleri ise çevreye vereceği zarar nedeniyle kaygılı. Balogh kampanyasında Samsung’a karşı şehir sakinlerinin haklarını savunarak oy istemiş. İnşaat izinlerini belli şartlara bağlamayı, sıkı denetim yapmayı ve yüksek vergi ve cezalarla caydırıcı olmayı vaat etmiş ve seçimi kazanmış. Fakat vaatlerini hayata geçirmek adına başvurmak istediği yöntemler belediye meclisinde sadece iktidar partisi mensuplarının değil, kendisini destekleyen muhalefet partilerinin de itirazlarıyla karşılaşıyor. Meclis iş yapamaz noktaya geliyor ve tam da o noktada hükümet Samsung lehine devriye girerek tesisin olduğu alanı özel ekonomik bölge ilan ediyor.

Bu adım sonrasında belediye hem tesislerin inşaatına müdahale etme hakkını yitirdi hem de bütçesinin üçte birine karşılık gelen vergi gelirlerinden oldu. Tabii belediye içinde muhalefet partileri arasındaki kavga daha da büyümüş bu gelişmeden sonra.

Göd’deki durumla ilgili medyaya görüş bildiren Macar bir siyasetbilimcinin yorumları kıymetli. Diyor ki, “Bazı belediyelerde siyasi farklılıklar ve çıkar çatışmaları yaşanabilir, bu kimseyi yıldırmasın. Son 10 yılda tek merkezden yönetilen, otokratik bir sistemde yaşamaya alıştık. Bu demokrasiyi zehirleyen bir durum. Siyasi partiler ve seçmenleri, siyasi tartışmaları siyasi kültürün bir parçası olarak kabul etmeyi öğrenmeliler. Bu aynı zamanda bir koalisyon hükümeti için ödenecek bedeldir de.”

Not: Macaristan’ı en iyi bilen, en iyi takip eden gazeteci, bir dönem ülkede yaşamış da olan Sezin Öney’dir. Yerel seçimlerle ilgili bir mülakatı için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus