Üniversiteyi kazanan ve koronavirüs nedeniyle okula gidemeyen dindar ailelerinin çocukları anlatıyor (2): “Kendimi Kur’an Müslümanı bir kadın olarak görüyorum, tasavvufi bir cemaate bağlı olan ailemin yanında inandığım gibi yaşamam imkansız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dünyada ve Türkiye’de koronavirüs salgını nedeniyle birçok insanın iş, okul ve aile hayatları değişime uğradı. Koronavirüsün Türkiye’de görülmesinden birkaç ay sonra, ailesiyle aynı yaşam tarzını benimsemeyen ve dinden uzaklaştıklarını söyleyen birçok genç kadına karantinayı ve ramazan ayını nasıl geçirdiklerini sormuştuk.

Koronavirüs salgınının önümüze çıkardığı bir diğer engel ise yüz yüze eğitimin duraklaması. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç son açıklamasında, üniversitelerin eğitim-öğretim takvimlerini 1 Ekim 2020 tarihi sonrasında planlanmasını istediklerini belirtmişti. 

Geçen hafta Medyascope’ta, ailesiyle aynı yaşam tarzını ve aynı inancı benimsemeyen genç bir kadınla tek umudunun üniversiteyi kazanıp başka bir şehire gitmek olduğunu ama koronavirüs sürecinden dolayı bu umutlarının bir süreliğine ertelediğini konuşmuştuk. 

Ankara’da yaşayan Ayşe(*) de  koronavirüs karantinası ve önümüzdeki süreci ailesiyle geçiren kadınlardan biri. Ayşe, bu süreçte aylardır ailesiyle neler yaşadığını ve okulların açılmamasının yol açtığı endişelerini Medyascope’tan Sema Kızılarslan’a anlattı. 

Ayşe, 21 yaşında, bu yıl üniversiteyi kazanan genç bir kadın. Ailesi çocukluğundan beri İslami bir cemaate bağlı. Genç kadın kendini ‘’Kur’an Müslümanı’’ olarak tanımlıyor. Lise eğitimi dönemini ailesinin de bağlı olduğu bir cemaatin Kur’an kursunda hafızlık eğitimi alarak geçirmiş. Yıllarca tek umudunun, bulunduğu ortamdan uzaklaşmak ve İslam’ı inandığı gibi yaşayabilmek için üniversiteyi örgün olarak okumak olduğunu anlatıyor:

‘’Aileme göre üniversite kötü ve günah dolu bir yer’’

‘’Merhaba. Bu sene üniversiteye başlayacak olan muhafazakâr bir ailenin kızıyım. Şu anda yaşıtlarım için çok normal olan okulu ben mücadeleler sonunda kazandım. Liseyi açıktan okudum ve Kur’an kursuna gidip hafızlık yapmaya mecbur edildim. Bu sebepten ötürü başta dediğim gibi ‘yaşıtlarım için’ dediğim kısma bile uymuyorum. Liseyi okumamak bir yana ailemi buna ikna etmek de epey zordu. Üniversite onlar için kötü ve günah dolu bir yer. Ayrıca benim için planları bu şekilde değildi. Ya kurslara hizmet etmek ya evde durmak ya da evlenmekti. Bütün planları altüst oldu. Ailem kendimi bildim bileli cemaate bağlı, iktidar yanlısı bireyler. Benim de öyle olmamı umdular. Belli bir dönem etkileri altında kalsam da zamanla fikirlerim tamamen değişti. O zamanlar kursta olduğum için bunları çok dillendirmedim. Eve geldiğimde gerginlik olsun istemiyordum. Aradan yıllar geçti ve fikirlerim iyice oturdu. Bazılarını açık açık söylüyor bazılarının da imasını yapıyorum.’’

‘’Gerek namaz ibadetim olsun gerek oruç, inandığım şeyleri fiile dönüştürmek iyice zorlaştı salgın sürecinde ve her şey birbirine girdi’’

Ailesinin de bağlı olduğu cemaatin tasavvufçu bir yapıya sahip olduğunu ve bu cemaatin içinde büyümesine rağmen, artık hadislere inanmadığını, yaşayış tarzında sadece Kur’anıkerim’de bulunan ayetleri esas aldığını söylüyor Ayşe: 

‘’Biraz da fikirlerimden bahsedeyim. Hurafelerden, hadisçilikten uzak, doğruyu sadece inandığım dinin kitabında arayan biriyim. Belirlediğim konular üzerinde araştırmalarım hâlâ devam ediyor. Bu araştırmalar esnasında küçüklüğümden beri bana öğretilen çoğu şeyin yanlış olduğunu öğrendim. Bunları kabullenmem ve ‘Hayır bunlar yanlış’ diye kenara atmak benim için kolay olmadı. İnsanın alışkanlıklarından vazgeçmesi zordur. Zor olanı başarıp hurafelerden arındıktan sonra kendimi daha iyi ve dinime daha bağlı hissettim. Çünkü gereksiz küçük ayrıntılar, rivayetler, acabalar kafamı kurcalıyordu. Kendimle baş başayken inandığım gibi yaşamak, araştırmak gayet kolay ve keyifliydi. Ta ki pandemi süreci girene kadar. En basitinden regl olmanın ibadete engel olmadığına inanıyorum. Çünkü Allah Kur’an’da bu konu hakkında bir şey dememiş. Yasak olsa bunu belirtirdi ama belirtmemiş. Demek ki ibadete engel değil. Olay bu kadar basit aslında. Kendi kendimeyken inandığım şeyi fiile dönüştürmek zor değildi ama pandemi sürecinde her şey birbirine girdi. Gerek namaz olsun gerek oruç. Kur’an Müslümanı bir kadın olarak ailemin yanındayken inandığım gibi yaşamak benim için imkansız. Konuştukça fikir ayrılıkları ortaya çıkıyor. Kimse kimseyi ikna edemiyor ve sonu gelmeyen kavgalar başlıyor.’’

‘’Şu zorlu süreçte beni ayakta tutan tek şey, istediğim bölümü kazanıp üniversiteye gidebilmek umudumdu’’

Ayşe, inandığı gerçekleri yaşayabilmek için tek umudu olan üniversiteyi kazanmış. İstediği üniversitenin psikoloji bölümünü kazanan Ayşe, şu süreçte tek isteğinin okulların en kısa zamanda açılması olduğunu söylüyor:

‘’Ailemle anlaşabilmem için fikrimi beyan etmemem gerekiyor ki bu benim karakterime uyan bir durum değil. Bir şeyde sussam, ikide üçte patlak veriyorum. Sürekli gergin bir ortamda bulunmak beni gerçekten çok yordu. Şu zorlu süreçte beni ayakta tutan tek şey istediğim bölümü kazanıp üniversiteye gidebilmek umuduydu. Ve oldu. İstediğim üniversitede istediğim bölüm olan psikoloji bölümünü kazandım. Üniversiteyle birlikte yeni hayatıma atılacağım ve herkesten uzakta özgürce inandığım gibi yaşayıp hareket edebileceğim. Ama ne yazık ki şu anda okulların açılacağına dair herhangi bir bilgi yok. Bu düşünce beni daha da yıpratıyor. Şu anki tek isteğim tek duam okulların en kısa zamanda açılması. Gerisi zaten gelecek.’’

*Röportajı yaptığımız kişinin ismi ve yaşadığı şehir kendi isteği ve güvenliği sebebiyle değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus