Ekonomi Tıkırında (82): Farkında mısınız?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 82. programında Sedat Pişirici, başta geçen hafta açıklanan enflasyon olmak üzere ekonomik verilerden hareketle siyasi iktidarın ekonomik performansını değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Yusuf Said Akcakaya

Bilmem farkında mısınız? Dolar neredeyse 7,5 lira, euro 8 lira 80 kuruşu geçti, 9 liraya doğru yol alıyor. Gram altın -çeyrek değil, bildiğiniz gram altın- 460 liranın üzerinde. Memleketin dış borcu 431 milyar dolar, hükümetin iç borcu 1 trilyon lira, cari açık 11 milyar dolar. İhraç ettiğimiz ithal ettiğimizi karşılamıyor.

Ülkenin kredi risk primi 521. Bu değer, mesela Almanya’nın 11, Fransa’nın 17, İtalya’nın 131, şu Doğu Akdeniz’de itişip kakıştığımız Yunanistan’ın 147. BRICS ülkeleri vardı bir zamanlar, Türkiye’yi onlarla eş tutuyorlardı. Onlardan Brezilya’nın risk primi 206, Rusya’nın 99, Hindistan’ın 83, Çin’in 43, Güney Afrika’nın 280 ama Türkiye’nin risk primi 521. Türkiye 2020 yılının ikinci çeyreğinde  yüzde 10 küçüldü. Yani memleket ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 10 küçülmüş oldu. 

Buraya nereden geldik? Ta 2018 yılından. 2018 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3 küçülmüştü. 2019 yılının ilk çeyreğinde küçülme oranı yüzde 2,3 olmuştu. 2019 yılının ikinci çeyreğinde küçülme oranı yüzde 1,6 olmuştu. 2019 yılını toplamda binde 9 oranında büyüme ile kapamıştık, aslında bu büyüme de sayılmaz. Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,5 büyümüştü ekonomi ama ikinci çeyrekte yüzde 9,9 oranında bir küçülme geldi. 2019’da 9 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelirimiz de 2020 yılında 8 bin dolara gerilemiş durumda.

Bu tabloda elbette koronavirüs salgınının da etkisi var ama asıl ağırlıklı etki “faiz sebep, enflasyon netice’’ anlayışının, fen lisesi yerine imam hatip lisesi yaklaşımının, parayı fabrikaya değil betona yatırma arzusunun, demokratikleşme yerine otoriterleşmenin, özgürleşme yerine totaliterleşmenin.

İşsizlik verileri de hiç iç açıcı değil. Mayıs ayının işsizlik oranı yüzde 12,9, işsiz sayısı 3 milyon 826 bin. Son üç-dört işsizlik verisi açıklaması ardından yaptığım analizde hep söylediğim gibi, işsizlikte bir azalma yok, işsizlik saklanıyor. Mesela, mayıs ayında işgücünün temel profiline bakıldığında, 15 yaş ve üzeri nüfus 62 milyon 620 binken bunların 32 milyon 738 bininin çeşitli nedenlerle işgücüne dahil olmadığı görülüyor. Mesela bu nüfusun 2 milyon 460 bini ücretsiz aile işçisi.

Şubat, mart, nisan ayından bu yana artıyor bu sayı. Bu nüfusun 10 milyon 216 bini ev işleriyle meşgulmüş, bu sayı da şubat, mart, nisan itibarıyla yükseliyor. Yine bu nüfusun 4 milyon 713 bini çalışmaya hazır halde bekliyormuş ama işe aramıyormuş.

Bu sayı da ocakta 2 milyon 786 binken şubat, mart, nisanda yükselip nihayetinde 4 milyon 713 bine ulaşmış. Bir de iş bulma ümidi olmayanlar var bu nüfusun içinde, sayıları 1 milyon 358 bin. Bu da tedrici olarak şubat, mart, nisan itibarıyla yükseliyor. Öte yandan memlekette istihdam edilenlerin sayısı da Mayıs 2020’de bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 milyon 411 bin kişi azalmış.

Ve gelelim enflasyona. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen hafta perşembe günü Ağustos 2020 enflasyonunu açıkladı. Tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 11,77, gıda fiyatları enflasyonu yüzde 13,51, üretici fiyatları enflasyonu yüzde 11,53 oranında artmış. Ağustos ayında tüketici fiyatları enflasyonunda en yüksek yıllık artış yüzde 27 ile çeşitli mal ve hizmetlerde gerçekleşmiş. Vallahi bilmiyorum nedir bu çeşitli mal ve hizmetler, Türkiye İstatistik Kurumu böyle kategorize etmiş. Ama mesela ikinci en yüksek artış sağlık hizmetleri fiyatlarında, o da yüzde 14,68. Onu üçüncü sırada gıda fiyatları enflasyonu izliyor, artış yüzde 13,51.

Yine ağustos ayının tüketici fiyatları enflasyonuna baktığımızda günlük hayatımızı -bizim sıradan hayatımızı- etkileyen şu kalemlerde; ulaştırmada enflasyonun yüzde 13 oranında arttığını, konutta enflasyonun yüzde 11,34 oranında arttığını, giyim ve ayakkabıda yüzde 9,22 arttığını, ev eşyasında yüzde 9 oranında arttığını, eğitimde yüzde 8,5 oranında arttığını, haberleşmede yüzde 6,37 oranında arttığını görüyoruz.

TÜİK’in söylediğine göre, Ağustos 2020’de enflasyon endeksinde yer alan 418 maddeden 92’sinin ortalama fiyatı düşmüş, 53’ünün ortalama fiyatı değişmemiş. Ama 273 maddenin ortalama fiyatı yükselmiş. 

Ağustos 2020’de üretici fiyatları enflasyonuna baktığımızda gördüğümüz dört ana madde var. Madencilik ve taş ocakçılığında enflasyon yüzde 13,26, elektrik ve su temininde enflasyon yüzde 11,33, gaz üretimi ve dağıtımında binde 14 oranında artmış. İmalat sanayinde üretici fiyatları enflasyonu yüzde 12,29 oranında artmış – bir önceki ay artış yüzde 7,95’di, şimdi yüzde 12,29’a fırlamış.

Üretici fiyatları enflasyonunda ana sanayi gruplarına bakıyoruz. Ara malı enflasyonu yüzde 13,58 oranında artmış. Bu “ara malı’’ dediğimiz diğer malların üretiminde girdi olarak kullanılan mallar. Dayanıklı tüketim malı, yani otomobil, beyaz ve kahverengi eşya, bilgisayar ve benzerlerinin enflasyonu yüzde 17,08 oranında artmış. Dayanıksız tüketim malının, yani gıda maddelerinin, yakıtların, akaryakıtların enflasyonu yüzde 10,17 oranında artmış. Sermaye malının enflasyonu, yani üretim sürecinde kullanılan makine, alet, bina, bilgisayar ve benzerlerinin, enflasyonu yüzde 18,09 oranında artmış. 

Öte yandan sektörlere göre incelendiğinde, yıllık enflasyon, üretici fiyatlarında en çok yüzde 39 ile metal cevherlerinde,  yüzde 33 ile mamul maddelerde artmış. Yanı sıra, üretici fiyatları enflasyonu gıdada yüzde 11,25, mobilyada yüzde 10, giyimde yüzde 4,4 yükselmiş. Bunun anlamı şu, üretici fiyatları enflasyonundaki her yükseliş tüketici fiyatları enflasyonuna da kaçınılmaz olarak yansıyacak. 

Bunlar nihayetinde sayılar, veriler. Ama siz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bu sayılara ve verilere bakıyor musunuz? Ne olup bittiğinin farkında mısınız?

Bakınız, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidara geldi. Abdullah Gül’ün başbakanlığında kurulan 58. Hükümet, 28 Kasım 2002’de güven oyu alarak göreve başladı. 58.’den bugünkü 66.’ya kadar bütün hükümetleri AKP kurdu. Bu siyasi anlayış 17 yıl 9 ay 10 gündür hem Türkiye’yi yönetiyor hem de Türkiye ekonomisini.

Bu ülke, ne istediyse verdi bu siyasi anlayışa ve destekçilerine. Bir başarı varsa da sahibi AKP iktidarıdır, bir başarısızlık varsa da sorumlusu AKP iktidarıdır. Bu siyasi anlayışın ekonomiden sorumlu başbakan yardımcıları, ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı, bizzat ekonomi bakanları, maliye bakanları, hazine ve maliye bakanları oldu. Bu siyasi anlayış bir ekonomik krizin ardından iktidara gelmişti. İktidarı sırasında da 2008 ve 2014’te iki küresel krize tanıklık etti, içinden geçti, deneyim kazandı. Ama 2018’de de kendi yarattığı ekonomik krizin içine yuvarlandı. 

O zaman sorarlar insana… 17 yıl 9 ay 10 gün boyunca hiç mi ekonomi öğrenmediniz? Hiç mi bu işi bilenlere danışmadınız? Hiç mi acı söyleyen bir dostunuz olmadı? Hiç mi olandan bitenden ders çıkarmadınız? Hiç mi ders almadınız? Siz memlekette ne olup bittiğinin farkında mısınız?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus