Gazeteci Namık Göz, 12 Eylül yargılamalarını anlattı: “25-26 yaşındaki sanıkları, ‘Eceliyle öldü, yatarak intihar etti’ diye kayıtlara geçtiler”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

12 Eylül askeri darbesinin üzerinden tam 40 yıl geçti. Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde yaşananlara ve sıkıyönetim mahkemesinde yapılan yargılamalara tanık olan Gazeteci Namık Göz, 12 Eylül sürecinde yaşananları anlattı.

12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde Diyarbakır’da gazetecilik yapan Namık Göz, sıkıyönetim mahkemesinde yargılanan bir sanığın ifadesinden yola çıkarak, Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde çok kısa bir sürede 30 kişinin öldüğünün ortaya çıktığını belirterek “Savcı gazetecileri yanına çağırarak bunun yalan olduğunu söyledi ve cezaevi kayıt defterini bize gösterdi. Kayıt defterinde işkence ile öldürülen 25-26 yaşındaki kişilerin isminin karşısında  ‘Eceliyle öldü, yatarak intihar etti’ gibi ifadeler yazıyordu. Bunu o dönem Anadolu Ajansı haber yapınca aslında cezaevindeki durum bir nebze olsa ortaya çıkmış oldu” dedi. 

Göz, duruşmaların yapıldığı askeri alana avukatların, gazetecilerin, sanık yakınlarının ve tanıkların sırayla alındığını ve askerlerin gözetiminde olduklarını söyledi: “Duruşma salonunda da oturma düzeni vardı. Sanıklar elleri dizlerinde tek tip kıyafet giymiş olarak otururdu. Mahkeme heyeti ile göz teması kurmaları yasaktı. Aslında tek tip kıyafet ile mahkemeye getirilen sanıkların yaşadıkları ve durumları mahkeme salonlarına yansıyordu. Sanıklar bunu anlatmaya başladığında askerlerin saldırısına uğruyorlardı ve mahkeme heyeti müdahale etmeyerek sadece salonu terk ediyordu.”

Sanatçı Müjdat Gezen ve eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana’nın duruşmalarını da izleyen Göz, giydirilen tek tip kıyafet nedeniyle onları tanımakta güçlük çektiğini anlattı. Göz sözlerini şöyle sürdürdü: “Siverek Hilvan grubu duruşmasında Muzaffer Ayata, ayağa kalkıp ismini saydığı yaklaşık 30 kişinin işkence ve kötü muamele sonucu öldüğünü söyledi ve bu ölümlerin soruşturulmasını istedi.  Daha sonra bunları yazıp yazamayacağımızı tartışırken, askeri savcı duruşma sonrası bizi odasına çağırdı. Savcı, bunların yalan olduğunu ve cezaevlerinde yaşamını yitirenler ile ilgili bize kayıt defterini gösterdi. Defterde 25-26 yaşındaki kişilerin isminin karşısında, ‘Eceliyle öldü, yatarken intihar etti’ gibi ifadeler yer alıyordu. Biz de bunun haberini o zaman Anadolu Ajansı olarak geçtik ve gazeteler haberi manşetlerde kullandı. O dönemde yasaklanan bir haberin yasaklandığını yazmak da yasaktı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus