Hakkında üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Osman Kavala’nın avukatları: “İddianamenin tarafımızca herhangi bir hukuki değeri yoktur”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında üç kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıla kadar hapis cezası istenen Osman Kavala’nın avukatları Köksal Bayraktar, Tolga Deniz Aytöre ve İlkan Koyuncu yazılı açıklama yaptı. Avukatlar, “İddianame, somut delillere dayanmayan ‘varsayımsal kurgular’dan öte değildir ve tarafımızca herhangi bir hukuki değer taşımamaktadır” dedi.

Casusluk suçlamasıyla tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Kavala hakkında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırma veya bu düzen yerine başka bir düzen getirme veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engelleme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırma veya görevlerini yapmasını tamamen engelleme suçlarından üç kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıla kadar hapis cezaları istenmişti. 

Yazılı açıklama yapan avukatlar, iddianamenin somut delillere dayanmadığını ve hukuki değer taşımadığını belirtti ve “Vahim olan husus, bu dosyadan verilen beraat kararı adeta saklanarak, Gezi dosyasının iddianamesinin sistemli bir şekilde Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararının önüne geçirilerek, sanık lehine olan hükümler ve deliller gizlenmek suretiyle savcılık görevi gereğinin yerine getirilmemiş olmasıdır” dedi.

Avukatların açıklamasında öne çıkanlar şöyle:

“İddiaların tamamının dayandırıldığı ve Osman Kavala’ya ait olduğu ileri sürülen görüşmelere dair herhangi bir iletişim tespit ya da fiziki takip tutanağı dahi sunamayan iddianame, çareyi İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/74 No’lu Gezi dosyasına sarılmakta bulmuştur. Vahim olan husus, bu dosyadan verilen beraat kararı adeta saklanarak, Gezi dosyasının iddianamesinin sistemli bir şekilde Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararının önüne geçirilerek, sanık lehine olan hükümler ve deliller gizlenmek suretiyle savcılık görevi gereğinin yerine getirilmemiş olmasıdır.

Bununla birlikte, TCK 309. ve 328. maddelerden ceza tayini talep eden iddianame, bu suçların unsurlarını ortaya koymayarak, suç nitelemesinde keyfilik ve hukuka aykırılık kavramlarını hayata geçirmiştir.

Ayrıca iddianame incelendiğinde görüleceği üzere, iddiaların yegâne delili ‘örtüşen HTS baz istasyonu sinyalleri’dir. Bu konuda ulusal yasal düzenlemeler bir yana, AİHM’in oybirliğiyle aldığı ve kesinleşen hak ihlali kararında yer alan ‘HTS kayıtlarının ve aynı baz istasyonu verilerinin delil niteliğinde olmadığı’ yönündeki kararı göz ardı edilerek, sanık lehine olan bir diğer yasal delil özenle iddianameden uzak tutulmuştur.

Tarafımızca anlaşılamayan bir diğer husus, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu yetersizlikte bir iddianameyi kabulünden ötedir. Zira Ağır Ceza Mahkemesi, bugün itibarı ile imza altına almış olduğu tensip zaptının 1. maddesinde Osman Kavala’nın ‘TCK 309. maddeden tutukluluğunun devamına’ karar vermiştir, oysaki Osman Kavala hakkında TCK 309. maddeden verilen bir tutuklama kararı bulunmamaktadır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus