Osman Kavala hakkında üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi: Deliller arasında iki belgesel, bir konser ve telefon görüşmeleri var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Osman Kavala hakkında üç kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıla kadar hapis cezası istedi. Kavala’nın hard diskinden çıkan iki belgesel, Anadolu Kültür girişiminin düzenlediği bir konser ve telefon görüşmeleri, iddia edilen suça delil olarak gösterildi. 

Casusluk suçlamasıyla tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Kavala hakkında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırma veya bu düzen yerine başka bir düzen getirme veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engelleme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırma veya görevlerini yapmasını tamamen engelleme suçlarından üç kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıla kadar hapis istendi. 

Deliller arasında iki belgesel, bir konser var

Osman Kavala hakkında bu suçlar için sunulan deliller arasında Kavala’nın hard diskinde bulunan iki belgesel yer alıyor. İddianamede, “Kadın Devrimi” adlı belgeselin Kürt kadınlarının dağa çıkmalarını özendirdiği iddia edilirken, “Küçük Kara Balıklar – Güneydoğu’da Çocuk Olmak” belgeselinin de ayrıştırıcı bir amaca hizmet ettiği öne sürüldü. Bu iki belgesel, iddianamede “provokatif çalışmalar” olarak nitelendirildi: “İlk bakışta sanatsal çalışmalar olarak değerlendirilebilecek sözkonusu belgeseller, aslında Kürt kökenli vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı aidiyet duygusunu yok etmeye yönelik provokatif çalışmalardır.” 

Delillerden diğerleri ise Anadolu Kültür’ün 22 Nisan 2015’te düzenlediği “In Memoriam-24 Nisan” adlı konser, Kavala’nın “Dersim” belgeseli için Devrim Tekinoğlu’na para göndermesi ve yine casuslukla suçlanan Can Dündar ile iletişimde olması. Gezi direnişi sırasında Taksim Dayanışması üyeleriyle görüşmesi de Kavala’ya atfedilen suçların delilleri arasında yer aldı. 

“… kin ve düşmanlığa tahrik eden projeler” 

İddianamede Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür A.Ş.’nin faaliyetleri “Türk toplumunun sosyal ve kültürel özelliklerini istihbari amaçla analiz ederek Türk vatandaşlarını dil, ırk, din, mezhep, bölge ve benzeri farklılıkları gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden projeler” olarak nitelendirildi. Kavala iddianamede ayrıca “Henri Jak Barkey’nin yerel işbirlikçisi ve Türkiye’deki faaliyetlerinde birlikte hareket ettiği bir kişi” olarak tanımlandı.

Barkey ve Kavala’nın 15 Temmuz darbe girişiminden önceden haberdar oldukları ve darbe girişiminin altyapısını oluşturmak için yurtiçi ve yurtdışı bağlantılar kurdukları iddia edildi. İddianamede yer aldığı üzere Zaman gazetesinin 15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık dokuz ay önce yayınladığı “Gülen bebek” reklam filminden birkaç hafta sonra George Soros ile Kavala’nın görüşmesi, Kavala ile 15 Temmuz darbe girişiminin ilişkilendirilmesi için kanıtlar arasında yer aldı. Kavala’nın yurtdışı giriş – çıkış kayıtları da iddianamede yer alırken, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde diğer yıllara oranla daha yoğun şekilde yurtdışına çıkış yaptığının tespit edildiği iddia edildi ve bu nedenle de 15 Temmuz darbe girişimi ile ilişkilendirildi. 

Henri Barkey hakkında ise 15 Temmuz 2016’da Türkiye’ye gelerek darbe girişimini İstanbul Büyükada’da sabaha kadar takip etmesi, işlediği iddia edilen suç için gösterilen delillerin başında yer aldı. Büyükada’daki Splendid Oteli’nde çalışanların Barkey’i tabletle, telefonla gördükleri ve 15 Temmuz darbe girişiminde yaşananları izlediği yönündeki tanık ifadelerine dayandırılan delillerde Barkey’in İstanbul, Diyarbakır, Adana ziyaretleri de suç unsuru olarak gösterildi: “Henri Barkey’in, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü unsurları tarafından gerçekleştirilen darbe girişimini takip etmek, gerektiğinde yönlendirmek ve özellikle darbenin başarılı olması sonrası darbenin uluslararası destekçileri ile koordinasyonu sağlamak üzere darbe girişimi gecesi Türkiye’de bulunduğu ve her türlü ihtimale karşı burada bulunmasını açıklayabilmesi amacıyla Splendid Otel’deki göstermelik bir toplantıyı organize ettiği… darbe gecesi diğer katılımcıların darbe sürecini takip ettiğine dair bir bilgi bulunmamasına karşılık şüpheli Henri Jak Barkey, Ellen B. Laipson ve Ali Vaez’in darbe girişimi süresince tüm gelişmeleri sabaha kadar birlikte takip ederek uluslararası irtibatları sağladıkları anlaşılmıştır.”

Büyükada’daki toplantı ve zil deliller arasında

Geceye dair iddianamede yer alan bir diğer bulgu ise şu: “15 kişilik toplantı grubundan yalnızca dört kişinin 15 Temmuz darbe girişimini sabaha kadar birlikte takip ederek yoğun şekilde uluslararası irtibatlar kurmaları, bu kişilerin tamamının şüpheli Henri Jak Barkey tarafından oteldeki programa davet edilmiş olmaları ve tamamının yabancı şahıslar olmaları nedeniyle şüpheli Henri Jak Barkey’in darbe girişiminde rol aldığı anlaşılmıştır.”

Barkey’i 15 Temmuz darbe girişimi ile ilişkilendiren bir diğer tanık ifadesine göre ise Barkey, otelden ayrılırken resepsiyona üzerinde Pensilvanya yazan bir zil bıraktı. Bu zil de iddianamede isnat edilen suçlara delil olarak gösterildi. Kavala’nın darbe girişiminden üç gün sonra 18 Temmuz’da Barkey ile Taksim’de görüşmesi de iddia edilen suçun kanıtları arasında yer alırken hukuki değerlendirmede şöyle denildi:  

“Casusluk fiillerinin tarih kadar eski olması, devlet sırlarının ceza hukukunun himayesi altına alınması gereğini ortaya koymuştur… Devlet otoritesinin mevcudiyeti ancak siyasi iktidarın himayesiyle mümkündür. Devlet mefhumunun hukuki ve politik karakterini ortaya koyan siyasi iktidar realitesi, devleti diğer topluluklardan ayıran kriterdir. Bu bakımdan devletin varlığını tehlikelere ve fiili karşıt hareketlere karşı himayesi bir zaruretin icabıdır ve devlete devlet vasfını veren iktidar unsuru bu himayenin en önemli parçasını teşkil etmektedir.

Şüphelilerin eylemleri göz önüne alındığında ise, şüphelilerin darbe girişimi öncesinde bu girişimi FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına sevk ve idare eden örgütün mahrem sorumluları ile birbirine paralel bir kısım irtibatlarda bulunarak darbe girişimine hazırlık hareketlerinde bulundukları, temas ve doğrudan ilişki içerisinde bulundukları ve darbe girişiminin başarılı olması akabinde oluşturulacak yeni yönetim içerisinde legal veya illegal bir kısım görevler alması muhtemel olan kişi ve gruplarla bu yönde koordinasyon maksadıyla girişimlerde bulundukları, bu kapsamda yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerde yoğun şekilde bulundukları, örgütün mahrem sorumlularında olduğu üzere birbirlerini takip eder şekilde seyahat ve görüşmeler gerçekleştirdikleri, olağan olmayan yoğunlukta gerçekleşen izah olunan biçimdeki irtibatlarının darbe girişiminin hazırlığı kapsamında olduğu tespit edilmiştir.

Şüpheli Henri Barkey’in yukarıda izah olunan biçimde casusluk eylemleri kapsamında yerel işbirlikçisi ve ülkemizdeki faaliyetlerinde iştirak halinde birlikte hareket ettiği şüpheli Mehmet Osman Kavala’nın da darbe girişimi öncesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına darbe girişimini sevk ve idare eden örgütün mahrem sorumluları ile birbirine paralel bir kısım irtibatlarda bulunarak darbe girişimine hazırlık hareketlerinde bulunduğu, bu kapsamdaki eylemlere katıldığı tespit edilmiştir.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus