NBA Finalleri’nde Los Angeles Lakers’a karşı şampiyonluk mücadelesi veren Miami Heat’li Jimmy Butler’ın hayat hikayesi: Tercihen vasat, mecburen süperstar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

NBA play-off final serisinde Los Angeles Lakers ve Miami Heat karşı karşıya geliyor. Lakers’ın 3-1 önde olduğu seride merakla beklenen beşinci maç yaklaşırken gözler, bu sezon gösterdiği performansla bütün otoriteleri şaşırtan Miami Heat’in, LeBron James ve Anthony Davids gibi yıldızları olan Lakers’a karşı bir geri dönüş gerçekleştirme ihtimaline çevrildi. Medyascope‘tan Meryem Zelal Direkçi, bu sezon gösterdiği müthiş performansla Heat’i finallere taşıyan süperstar Jimmy Butler’ın hayat hikayesini derledi. 

Miami Heat‘in NBA play-off finallerinde Los Angeles Lakers karşısında aldığı üçüncü mağlubiyet sonrası, bu sezon gösterdikleri olağanüstü performanslarının dahi ötesinde bir mücadele sergilemesi gerekiyor.

Heat oyuncuları bu sezon oyunun gidişatı ne kadar kötü olursa olsun “oyun içinde kalma becerilerini” ortaya koydu ve NBA Doğu Konferansı Finali’nde Boston Celtics’i 4-2 ile geçerek altı yıl aradan sonra tekrar NBA finaline katılma başarısı gösterdi. Beşinci maç öncesinde kadrosunda Bam Adebayo ve Kendrick Nunn gibi yıldız isimleri bulunduran Heat’in en güvendiği oyuncusu ise takımın süperstarı Jimmy Butler

Her ne kadar maç öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalarda, bireysel istatistiklerini, takımın galibiyeti sözkonusuyken konuşmaya değer görmese de Jimmy Butler’ın güçlü karakteri, takımın bu sezonki performansında önemli rol oynuyor.

Bu güçlü karakterin özel hayatında yaşadıkları, antrenmanların ona kattıklarından daha fazlasını katmış gibi görünüyor. İşte, Jimmy Butler’ın hayranlık uyandıran ve Miami Heat’e geri dönüşü ve hatta belki de takımına şampiyonluk getirecek hayat hikayesi.

“Dış görünüşünü beğenmiyorum. Gitmek zorundasın”

Bu sözler yıldız oyuncunun annesinden duyduğu son sözler. 13 yaşındayken biyolojik annesi tarafından çirkin olduğu gerekçesiyle sokağa atılan Jimmy, küçük yaşta evsiz ve kimsesiz kaldı. Ailesi, evi ve parası olmadan tek başına hayata tutunmaya çalışan Butler o günler için “Ben böyle yaşadım. Yani günübirlik yaşıyordum ama NBA her zaman benim hedefim olmuştu” dedi.

13 yaşına kadar bulunduğu Teksas’tan ayrıldıktan sonra hayatta kalmak için her şeyi yapan ve babasını hiç tanımayan Butler, hayatının büyük bir kısmını arkadaşlarının evinde kalarak geçirdi. Sürekli ev değiştiren Butler, her hafta başını sokabileceği yeni bir yere gidiyordu.

Lise yıllarında tanıştığı Jordan Leslie sayesinde Butler’ın hayatı değişmeye başladı. Leslie, Amerikan futbolu oynayan bir çocuktu. Yaz ligi maçından sonra Leslie, üçlük yarışmasında Butler’a meydan okudu ve bundan sonra Leslie ve Butler çok yakın iki arkadaş oldu. 

Jimmy Butler ve Michelle Lambert

Leslie, Butler’ı bilgisayar oyunları oynamak ve gece birlikte kalmak için evine davet etmeye başladı. Böylece Butler’ın hayatı tamamen değişti. Sonunda kalacak bir ev bulmuştu. Butler, Leslie’nin annesi Michelle Lambert, Leslie’nin üvey babası ve dört kardeşiyle birlikte yaşamaya başladı. Michelle Lambert, Jimmy için bir anne figürü oldu. Lambert, Butler’a liseden sonra üniversiteye gidip hayatı için bir şeyler yapması yönünde büyük bir destek verdi. Butler sonunda, yıllardır aradığı anne şefkatini yakalamıştı.

Fakat Butler, Leslie’lerin evinde o güne kadar hiç alışık olmadığı bazı yeni kurallarla karşılaştı. Butler hayatında ilk defa sokağa çıkma yasağıyla karşılaşıyordu ayrıca derslerine devam etmesi ve akademik başarısını artırması yönünde sürekli baskı görüyordu. Butler bununla birlikte, payına düşen ev işlerini yapmak zorundaydı. En önemlisi de Michelle, onu örnek bir kişi olması gerektiği konusunda ikna etmişti.

Michelle Lambert, Butler’a annelik yaptığı dönemle ilgili şöyle konuştu: “Ona, çocuklarımın kendisini örnek aldığını söyledim. Beladan uzak durmasını, derslerine sıkı çalışmasını ve rol modeli olmasını tavsiye ettim. Peki Jimmy ne yaptı biliyor musunuz? Ona ne dediysem hiç soru sormadan onu yaptı.”

Tomball Lisesi’ne giden ve orada basketbol kariyerine başlayan Butler, liseye başladığı ilk yıl okul takımına seçilemese de ilk sezonunu 10 sayı ortalaması ile kapattı, ikinci yılında yakaladığı 19,9 sayı ortalaması ile takım kaptanı oldu ve lisenin en değerli basketbol oyuncusu seçildi. Liseye girdiği ilk yılda basketbol takımına seçilmeyen çocuk, son yılında takımın kaptanı olmuş ve başarı basamaklarını birer birer tırmanmaya başlamıştı.

Liseden mezun olduktan sonra annesi Michelle’nin isteği üzerine Marquette Üniversitesi’ne kayıt yaptıran Butler, üç yıllık kolej kariyerinin ilk senesinde 5.6 sayı ve 3.9 ribaund ortalamalarıyla oynadı. İkinci senesinde performansını yükselten Butler, 14.7 sayı, 6.4 ribaund ortalamalarıyla gelişimine devam etti. Üçüncü senesinde ise 15.7 sayı, 6.1 ribaund ve 2.3 asist ortalamasına ulaştı.  

Marquette Üniversitesi’nin koçu Buzz Williams, Butler’ın basketbol kariyerinde kendisini daha fazla zorlaması ve daha sıkı çalışması için ona motivasyon sağlıyordu. Butler’ın ilk yılında, onun sıradan ortalama bir oyuncu olduğunu düşünen koç, genç oyuncunun yeteneğini fark edince onun daha faza üstüne düşmeye ve ona daha sert davranmaya başladı.

Jimmy Butler ve Marquette Üniversitesi’nin koçu Buzz Williams

Yaz kampında oyuncuların telefon ve televizyon kullanmalarına ve dışarı çıkmalarına izin verilmiyordu. Butler, Buzz Willams’ı babası gibi görüyordu. Hiç görmediği babası onu terk edip bütün bu zorlukları kendisine yaşatırken kolej koçu da kendisine farklı zorluklar yaratıyordu. Ancak hayatın Butler’a karşı her darbesine daha çok hırslanan Butler, yaşadığı tüm olumsuzluklara karşı koyuyordu.

Koç Buzz Williams, Butler’ın o dönemleri için “Hayatım boyunca hiçbir oyuncuma Jimmy’den daha sert davranmadım. Ne kadar iyi bir oyuncu olabileceğini bilmediği için ona merhamet göstermiyordum. Hayatı boyunca yeterince iyi olmadığı kendisine söylenmişti. Benim onda gördüğüm ise takımımıza birçok alanda olumlu katkı verebilecek bir oyuncuydu” dedi.

Bir zamanlar kapı önüne konan çocuk şimdi NBA oyuncusu 

Üniversite kariyerini istediği gibi bitiremeyen Butler gün geçtikçe NBA’de oynama şansının azaldığını düşünüyordu. Ancak 2011’de Los Angeles Clippers, Boston Celtics ve Chicago Bulls ile Butler hakkında ön görüşmeler yapan koç Williams, büyük gayret göstererek Butler’ın Bulls tarafından draft edilmesini (seçilmesini) sağladı. 

Bir önceki sezonun En Değerli Oyuncu Ödülü’nün sahibi Derrick Rose, Joakim Noah, Taj Gibson gibi yıldız isimlere sahip olan Bulls, Butler’ın hayallerinin kapısını açan takım oldu.

Ancak Butler’ın NBA kariyeri istediği gibi başlamadı. İlk sezonunda Bulls formasıyla 42 maçta forma giyen Butler 2.6 sayı, 1.3 ribaund ve 0.3 asist ortalamalarıyla oynadı. Çaylak senesinde maçlarda ve takım antrenmanlarındaki şut yüzdesi bir hayli düşük olan Butler, ilk yılında kendini sadece savunma yapmaya verdi. 

Butler oyununu geliştirmek için saatlerce çalıştı. Çok sayıda şut attı ve top hâkimiyetini geliştirmek için bol bol antreman yaptı.

2014-2015 sezonunda kendini geliştirdiğini kanıtlayan Butler, “NBA’de en çok gelişme gösteren oyuncu” ödülünü almayı başardı. 

2014 yılında Bulls’un kendisine önerdiği 95 milyon dolarlık kontrata imza atan ve çalışmaktan asla vazgeçmeyen Butler, Chicago Bulls formasıyla altı sezon geçirdi ve üç kez All-Star kadrosuna seçildi.  

Önceki yaz dört takımlı bir takasta Josh Richardson karşılığında Miami Heat’e transfer olan ve 142 milyon dolar değerinde dört yıllık bir kontrata imza atan Butler, özellikle bu sezon gösterdiği performansla Heat gemisinin kaptanlığını yaptı.

Tüm hayatı boyunca sıkı çalışan ve hayallerinin peşinden koşan Butler için NBA şampiyonluğu ise sadece bir seri uzaklıkta. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus