Koronavirüsü yenenler anlatıyor – Hemşire Gökçe Diykan: “Sağlık çalışanları olarak en riskli gruptayız, bazen cezalandırıldığımızı düşünüyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul’un Fatih ilçesinde yaşayan 44 yaşındaki Gökçe Diykan, 19 yıldır ebe hemşire olarak çalışıyor. Kasım ayının ilk günlerinde yorgunluk hisseden ve ateşi yükselen Diykan, yakın zamanda koronavirüs testi yaptırdığı ve yoğun çalışma temposundan sıkça yorgunluk çektiği için virüse yakalandığına ihtimal vermedi. İki gün sonra ortaya çıkan bel ve sırt ağrılarıyla birlikte test yaptıran Diykan, 10 Kasım’da test sonucunun pozitif olduğunu öğrendi.

Diykan, salgının ilk günlerinden itibaren “Benim yüzümden sevdiklerime bir şey olur mu?” endişesini taşıdığını söyledi. Sağlık çalışanları olarak her zaman yoğun çalıştıklarını anlatan Diykan, “Üstüne bir de salgının yükü binince endişe, stres ve yoğunluk baş edilmesi zor bir hal alıyor çoğu zaman. Halka uygulanan yasaklardan önce sağlık çalışanlarına yasaklar geliyor, yıllık izinler kaldırılıyor, istifa ve tayinler durduruluyor. Bazen salgından dolayı bizim cezalandırıldığımızı bile düşünüyorum” dedi.

“Ateşten iki gün sonra yoğun kas ağrıları başladı”

Koronavirüse yakalanmadan önceki bir ay boyunca çok yoğun çalıştığını dile getiren Diykan, şunları söyledi: “Özel bir poliklinikte çalışan bir arkadaşım pozitif olduğundan dolayı onun nöbetlerine gidiyordum. Yorgunluk hep vardı, o yüzden pek önemsemedim. Sonrasında ateşim 39 dereceye çıktı, ilaçla düşürdüm. Ertesi gün tekrar çıktı, daha sonra yükselmedi. Bir hafta önce grip gibi hissedip test yaptırmıştım, negatif geldiği için çok tedirgin olmadım. Ama ateşten iki gün sonra yoğun kas, özellikle bel ve sırt ağrısı başladı.”

Bu belirtiler de ortaya çıkınca 9 Kasım’da işyerindeki filyasyon ekiplerine haber verip test yaptırdığını söyleyen Diykan, “Ertesi gün pozitif olduğumu öğrendim. Zaten bekliyordum, kesinleşmiş oldu. Öksürük ve nefes darlığım olmadığı için çok endişe etmedim. Ama en kötüyü de düşünmedim dersem yalan olur” diye konuştu.

Karantina sürecini odasında geçirdiğini anlatan Diykan, karantinası boyunca evdeki herkesin ortak alanlarda maske taktığını ve kendisinin gerekli olmadıkça odasından çıkmadığını söyledi.

“Komşular kapımıza bir şeyler asıp gidiyorlardı”

Tedavi sürecinde kendisine en çok moral veren şeyin çevresindekilerin desteği olduğunu anlatan Diykan, şöyle devam etti:

“Tüm ev karantinada olduğumuz için komşular kapımıza bir şeyler asıp gidiyorlardı. Sağ olsunlar, kimse beni yalnız bırakmadı. Ağrılarım dayanılmaz boyutlara gelince unutmak için bol bol film, dizi izledim. Etrafımda bir sürü hekim arkadaşım tedavimi düzenledi. Bunlar insana kendini gerçekten önemli hissettiriyor. Çünkü yalnızsınız ve çok duygusallaşıyorsunuz, en azından ben öyle oldum.” 

Halihazırda tedavisi devam eden koronavirüs hastalarına morallerini yüksek tutmalarını tavsiye eden Diykan, “Sağlıklı beslenin. Biliyorum hastayken canınız hiçbir şey yemek istemiyor, acıkmıyorsunuz ama lütfen eskisi gibi yemek yemeye özen gösterin” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus