Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (95): Asgari hayat

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 95. programında Sedat Pişirici, Türkiye’nin mevcut ekonomik ve demokratik seviyesi ile siyasi ikliminde “asgari ücret”i ve onun dayattığı “asgari hayat”ı değerlendirdi.

Bu ayın üçünde Türkiye İstatistik Kurumu kasım ayı enflasyonunu açıkladı. Ayın dördünde de Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2021 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi için ilk toplantısını yaptı.

Asgari ücret ilk kez 1890’da Avustralya ve Yeni Zelanda’da uygulanmaya başlanmış. 20. yüzyılın başında da önce Avrupa’da, sonra da tüm dünyada asgari ücret uygulaması yayılmış. Türkiye’de ilk kez 1972’de yayımlanan yönetmelikle asgari ücret uygulamasına geçilmiş.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesine göre, çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirilmeye hakkı var. Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa Sosyal Şartı da taraf ülkelere benzer bir yükümlülük getiriyor. Avrupa Sosyal Şartı’nın birinci bölümünün dördüncü maddesine göre, “Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkı” var.

Türkiye’de şu anda asgari ücret, bekar bir işçi için aylık brüt 2 bin 943 lira. Vergiler ve kesintiler düştüğünde ise bekar bir işçinin eline geçen net asgari ücret 2 bin 324 lira 71 kuruş. Apartman görevlileri ile evli ve çocuklu işçiler için ise asgari geçim indirimi denilen bir uygulama ile asgari ücretten kesilen vergiler azaldığından ele geçen ücret birkaç yüz lira daha fazla oluyor.

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti ise 3 bin 458 lira. Bunun 2 bin 943 lirası brüt asgari ücret, 456 lira 17 kuruşu sosyal güvenlik primi, 58 lira 86 kuruşu ise işveren işsizlik sigorta fonu. Asgari ücret 2019 yılında net 2.020 lira 90 kuruştu.

Asgari ücreti, yasa gereği hükümet, işçi, işverenden beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında dört kez toplanıyor. Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

Komisyondaki hükümet temsilcileri, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından iki, Türkiye İstatistik Kurumu’ndan bir, Kalkınma Bakanlığı’ndan bir ve Hazine Müsteşarlığı’ndan bir kişi; işçi temsilcileri, bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşunun -ki bu şu anda Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Türk-İş- değişik işkolları için seçeceği beş temsilci; işveren temsilcileri de bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşunun -ki bu şu anda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK- değişik işkolları için seçeceği beş temsilci.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı başkanlığında yapılan ilk toplantının ardından komisyon, işçi ve işverenin ev sahipliğinde de ayrı ayrı toplanıyor. Komisyon, son toplantısını yine Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı başkanlığında yapıyor.

Asgari ücret belirlenirken dikkate alınan verilerin önde geleni enflasyon. Enflasyon için birkaç veri kaynağı var: Türkiye İstatistik Kurumu, Merkez Bankası, hükümetin “Orta Vadeli Plan”ı ya da istifa eden Hazine ve Maliye Bakanı’nın verdiği ad ile “Yeni Ekonomik Plan-Yeni Ekonomi Programı”.

İstifa eden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 29 Eylül 2020’de açıkladığı Yeni Ekonomi Programı’ndaki tüketici fiyatları enflasyonu tahmini 2020 yılı sonu için %10,5, 2021 yılı sonu için %8.

Merkez Bankası’nın 28 Ekim 2020’de açıkladığı yılın son enflasyon raporunda öngördüğü tüketici fiyatları enflasyonu oranı 2020 yılı sonu için %12,1, 2021 yılı sonu için %9,4.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 3 Aralık 2020’de açıkladığı Kasım 2020 enflasyon verilerine göre ise tüketici fiyatları enflasyonu oranı %14,03, üretici fiyatları enflasyonu oranı %23,11, gıda ve alkolsüz içecek fiyatları enflasyonu oranı %21,08.

Kasım ayında tüketici fiyatları enflasyonunda en yüksek yılllık artış %29,42 ile çeşitli mal ve hizmet fiyatlarında, %21,08 ile gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında, %18,67 ile ulaştırma hizmetleri fiyatlarında, %16,25 ile sağlık hizmetleri fiyatlarında, %14,22 ile ev eşyası fiyatlarında yaşanmış.

Dönelim asgari ücrete. Türkiye’de asgari ücret, Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre belirleniyor. İlki 1972’de yayınlanan yönetmelik, AKP iktidarı tarafından 2004 yılında tamamen yürülükten kaldırılarak yenisi yayınlandı. O yönetmelikte de 2012 ve 2014’te değişiklikler yapıldı.

Asgari Ücret Yönetmeliği’nin ikinci maddesine göre, yönetmelik hükümleri, iş sözleşmesi ile çalışan ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamında olan veya olmayan, her türlü işçinin çalıştığı bütün işkollarını kapsıyor.

Asgari Ücret Yönetmeliği’nin dördüncü maddesine göre, asgari ücret, “işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” demek.

Asgari Ücret Yönetmeliği’nin yedinci maddesine göre de Asgari Ücret Komisyonu, ücretin belirlenmesinde, ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur.

“Asgari”, “en az” demek. Bu durumda “asgari ücret” de “en az ücret” oluyor. Yönetmeliğin ilgili maddelerini özetleyecek olursak, Türkiye’de bütün işkollarında (ki yönetmelikle belirlenmiş 20 işkolu var) bir “iş sözleşmesi” ile çalışan her türlü işçi, çalıştığı bir güne karşılık alacağı asgari, yani en az ücret ile o gün, o günün fiyatları ile asgari düzeyde karnını doyurabilmeli, barınabilmeli, giyinebilmeli, alacağı sağlık hizmetinin bedelini ödeyebilmeli, alacağı ulaşım hizmetinin bedelini ödeyebilmeli, gideceği sinemanın, tiyatronun parasını ödeyebilmeli, evli ve çocuklu ise onların da aynı ihtiyaçlarını aynı günlük ücret ile karşılayabilmeli, sonra da ertesi güne kadar huzur içinde uyuyabilmeli. Ne dersiniz? Mümkün müdür?

Asgari ücret iyi bir şeydir. Temel bir ücret, kötü niyetli işverenin işçiyi sömürmesini kısmen engeller. Ama bugün Türkiye’de asgari ücret, asıl ücret haline gelmiş durumda. Özellikle de hizmet sektöründe. Eğer asgari ücret, mesela Avrupa Sosyal Şartı’nda belirtildiği gibi “Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret” ise sorun yok. Değilse, işte orada sıkıntı var. Bundan daha büyük sıkıntı ise Türkiye’nin, ücretin de adaletin de kalkınmanın da demokrasinin de asgarisinde  takılıp kalması.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine bakacak olsanız bile enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk almış başını gitmiş! The Economist Intelligence Unit’in 2019 yılı Demokrasi Endeksi’ne göre Türkiye’nin demokrasi notu 10 üzerinden dört ile dünya ortalamasının altında, yeri ise Gambiya, Pakistan ve Nijerya’dan sonra 110. sıra. 

Bir yandan seçim ve sandık kutsanır, seçilmiş olmak ile her şeyi yapabilecek olma hakkı kazanıldığı savunulurken, öte yandan seçilmiş belediye başkanları görevlerinden alınıp hapse atılıyor, seçilmiş milletvekilleri dokunulmazlıkları kaldırılarak hapse yollanıyor. Milletin iradesi, iktidarıyla muhalefetiyle yok sayılırken hem siyasi irade sahipleri hem de milletin bir kısmının iradesi ile de milletin bir başka kısmına yaşamak istemedikleri bir hayat dayatılıyor. İşte bu, asgari hayattır. Bana kalırsa temel meselemiz de asgari ücretten çok hepimize farklı farklı şekillerde dayatılan bu asgari hayattır.

Asgari ücret 10 bin lira olsa bile o parayı vatan, millet, din, milliyet, mahalle baskısı olmadan; işsizlik, yoksulluk korkusu yaşamadan; ana, baba, kardeş, koca, sevgili, güvenlik gücü şiddetine uğramadan; iyilik ile güzellik ile neşe, huzur ve mutluluk içinde harcayamadıktan sonra neye yarar? Güvenli bir geleceğin temellerini atmayı sağlayamadıktan sonra, asgari ücret 10 bin lira olsa ne olur?

Haa, diyorsanız ki “Önce yüksek bir asgari ücreti garantileyelim gerisine sonra bakarız”, şunu da unutmayacaksınız: Ekonomik kalkınmayı öne alıp demokratik kazanımları geriye bırakırsanız o parayı size yedirmezler.

Bakın 18 yıldır iktidarda olan Recep Tayyip Erdoğan, en sonunda geldi “acı ilaç”ı milletin önüne koydu. Koyarken de ekonomide ve demokraside yeni bir dönem vaat etti. Ekonomide ve demokraside gerçekten yeni bir dönemin kapısının aralanacağına inanıyorsanız, ilan edilecek 2021 yılı asgari ücretine bakın. O size bir fikir verecektir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus