Siyasetçi, insan hakları aktivisti ve sosyolog Seher Akçınar ile söyleşi: “Erdoğan bize de ‘HDP’nin sözde başörtülü vekilleri’ demişti”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Erzurum Milletvekili, sosyolog ve insan hakları aktivisti Seher Akçınar, eski Bakan Fikri Sağlar’ın açıklaması ile gündeme gelen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) başörtülü kadın siyasetçi için söylediği, “vitrin mankeni” sözü ile alevlenen başörtüsü tartışmaları için, “Ben HDP’den vekil adayı olurken bizim için de ‘HDP’nin sözde başörtülü adayları’ demişti. Başörtüsü yasaklarını bu iktidar kaldırmadı, kadınların mücadelesi kaldırdı. Kaldırılan yasağın anayasal bir güvencesi olmadığı için ileride yeniden yasaklanmayacağının garantisi yoktur” dedi.

Seher Akçınar, kendisinin de 28 Şubat mağdurları arasında yer aldığını ve başörtüsü nedeniyle eğitiminin kesintiye uğradığını belirterek, “Türkiye’de başörtüsü konusunda bir korku kültürü yaratılıyor. Laikliğin yok olacağını ve şeriat rejiminin geleceği insanların akıllarına sokuluyor. Yani kadının başörtüsünden rejim değişikliği yapılacağı ile insanlar korkutuluyor. Şu anda başörtüsünün serbest olması ileride yasaklanmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü anayasal bir güvencesi yoktur. Cumhuriyet kurulduğundan beri bu ülkede etnik ve dini kimlik üzerinden insanlara korku kültürü dayatılıyor. Acil gündemler varken, konuşulması gereken bir çok konu varken, yeniden başörtüsünün konuşulmasını doğru bulmuyorum” dedi.

HDP’nin Erzurum milletvekili adayı iken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP’li başörtülü adaylar için, “Sözde başörtülü adaylar” ifadesini kullandığını da söyleyen Akçınar, “Makul ve gayri makul başörtüsü değerlendirmesi ile öncelikle kadınları ayrıştırıyorsunuz. Başörtümüz ile parlamentoya girdik, belediye başkanı olduk, meclis üyesi olduk ama bu kez kayyumlar ile bu arkadaşlarımızın temsiliyeti gasp edildi. Türkiye’de hiçbir dönem olmadığı kadar güçler ayrılığı ilkesi alt üst edildi. Başörtüsü yasağının kalkması anayasal güvence altına alınmadı, kadınların mücadelesi ile yasak kalktı. Başörtüsü siyasette her zaman malzeme olarak kullanılmak için yasağın kalkması anayasal güvenceye alınmadı. Benim başörtüsü takmam serbest ama benim diğer haklarım gasp edildi, bu ne olacak. İslami feminizmin ortaya çıkması ile kadınlar artık, okuyor, yazıyor, düşünüyor ve üretiyor. Buda kadınlar için yaşam hakkını bile ellerinde bulundurduklarını sanan erkekleri korkutuyor. 2020 yılında 397 kadın erkekler tarafından öldürüldü, önce bu kadınların öldürülmesini engelleyelim” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus