İstanbul Tabip Odası’nın koronavirüs tanısı semineri: “Sağlık Bakanlığı tanı ve tedavide geriden geliyor, sahada daha etkin olunmalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Tabip Odası “Covid-19 Mikrobiyolojik Tanısında Güncel Yaklaşımlar” başlıklı çevrimiçi bir seminer düzenledi. Seminerin moderatörlüğünü üstlenen Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu açılış konuşmasında, koronavirüs salgınının dünya, Türkiye ve İstanbul’daki güncel durumunu özetledi. Karcıoğlu’nun ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Gökhan Aygün, koronavirüs tanısında kullanılan testlerden bahsetti. 

İstanbul Tabip Odası, 7 Ocak Perşembe akşamı saat 20.00’de “Covid-19 Mikrobiyolojik Tanısında Güncel Yaklaşımlar” adlı bir çevrimiçi seminer düzenledi. Seminerin açılış konuşmasında “Dünya, Türkiye ve İstanbul’da Güncel Durum” adlı bir sunum yapan Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu, koronavirüs salgınındaki son durum hakkında genel bir çerçeve çizdi. 

Çarşamba (6 Ocak) günü itibariyle 331 sağlık çalışanının koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen Karcıoğlu, vefat edenlerin yüzde 39’unun tıp doktoru olduğunu belirtti. Koronavirüsün iş kazası veya meslek hastalığı olması yönünde verdikleri mücadeleye devam ettiklerini anlatan Karcıoğlu, mücadelelerinin kazanım ile sonuçlanacağını umduklarını söyledi.

Konuşmasına dünyadaki koronavirüs salgını tablosu ile devam eden Karcıoğlu, dünyanın hiçbir yerinde iyi bir tablo olmadığının altını çizdi. Mutasyon geçiren virüsün ortaya çıkması ile birlikte bulaşın daha da arttığını belirten Karcıoğlu, 2020’nin mart ve nisan aylarında görülen piklerin geride kaldığını söyledi. Karcıoğlu, eğrilerin salgının bittiğini değil, yeni başladığını gösterdiğini de sözlerine ekledi.

Karcıoğlu, salgın döneminde görülen ana sorunları şöyle sıraladı:

“Aşı takviminde, tedavilerde ve algoritmalardaki belirsizlikler, hizmet içi eğitim verilmeden şablon tedavilerin uygulanması, filyasyon ekiplerinin ya da salgın ile ilişkili bölümlerin çalışma koşullarındaki zorluklar, çalışanlardaki motivasyon eksikliği, sürecin genel durumuna yönelik yaşadığımız eksiklikler, meslek örgütlerinin, sendikaların, uzmanlık derneklerinin ve sivil toplum kuruluşlarının sürece katılımına izin verilmemesi ve sürecin açık ve şeffaf olarak ilerletilmemesi.”

Prof. Dr. Gökhan Aygün: “Bilimsel olarak ilerleyelim ama bilgi içinde boğuluyoruz”

Karcıoğlu’nun ardından Prof. Dr. Gökhan Aygün, “Covid-19 Tanı Testlerinde Güncel Yaklaşımlar” başlıklı bir sunum yaptı.

Aygün, tanı testleri ile ilgili bilgi paylaşımına geçmeden önce koronavirüs ile ilgili unutulmaması gereken üç bilgiden bahsetti:

1- Koronavirüsün sosyal bir hastalık olduğu gerçeği ve sosyal hareketlilik arttıkça virüsün artış gösterdiği,

2 – Koronavirüs hastalarının tanı ve tedavisinde zamanlamanın belirleyici bir faktör olduğu,

3- İnfodeminin bu süreçte çok yaygın olduğu.

Aygün, koronavirüsle mücadelede bilimsel olarak ilerlemenin öneminden bahsederken, insanların yanlış bilgi içinde de boğulmaması gerektiğini vurguladı.

Koronavirüs tanısındaki yöntemler ile sunumuna devam eden Aygün sırasıyla, klinik, laboratuvar, radyolojik ve mikrobiyolojik tanılardan bahsetti ve en çok PT-PCR, antikor ve antijen testlerinin üzerinde durdu. Aygün, PCR testinin dünyadaki altın standart olduğunu ve testin duyarlılık ve özgüllüğünün de yüksek olduğunu söyledi. PCR testinin süresinin iki ile beş saat arasında olduğunu belirten Aygün, testin hasta başına daha hızlı sonuçlar vermesi için bazı teknikler de geliştirildiğini anlattı. PCR testindeki sorunlar hakkında da konuşan Aygün, en büyük sorunun hastalardan örnek alırken, örnekleri taşırken ve saklarken yaşandığını söyledi ve ekledi: “Uygun örneği her zaman ve her yerde, en iyi koşullarda alıyoruz demek zor.”

“Herkes antikor testi olmak istiyor, ben bunu anlamıyorum”

Antikor testleri ile ilgili de konuşan Aygün, “Asemptomatik vakalarda antikor oluşması zor” dedi. Antikorların koruyuculuğunun ne seviyede olduğunu bilmediklerine de dikkat çeken Aygün, “Benim antikorum çok yüksek, o zaman ben korunuyorum” demenin yanlış olduğunu belirtti.   

Antijen testleri üzerinde de hızla düzenlemeler yapıldığını belirten Aygün, test yapılsa dahi, bu testin PCR testi ile denetlenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

“Korunma en güçlü silah”

Prof. Dr. Gökhan Aygün, Sağlık Bakanlığı’nın sahadaki tedavi ve tanı konusunda çok geriden geldiğini, buralarda daha etkin olması gerektiğini ve aşılama başlasa bile korunmanın en güçlü silah olduğunu söyleyerek sunumunu bitirdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus