İSTANBUL (Medyascope) – Eski HDP Milletvekili ve Carnegie araştırmacısı Garo Paylan, Ermenistan seçimlerinin sonuçlarını ve Güney Kafkasya’da barış ihtimalini değerlendirdi. Paşinyan’ın yüzde 49,8 oyla üçüncü kez kazanmasının önemli bir başarı olduğunu söyleyen Paylan, Türkiye ve Azerbaycan’ın “ayak sürme siyasetinin sınırlarına geldiğini” belirtti. Paylan’a göre Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan hattında yeni bir barış hamlesi için kaçırılmaması gereken bir fırsat olabilir.
Videonun özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Garo Paylan’a göre Paşinyan’ın yüzde 49,8 oyla seçimi kazanması, üçüncü dönemini alan bir başbakan için önemli bir başarı.
- Ancak Rusya yanlısı muhalefetin oylarını artırması, Türkiye ve Azerbaycan’ın barış sürecindeki yavaşlığının Ermenistan’da kaygı yarattığını gösteriyor.
- Paylan, Azerbaycan’ın savaşı kazandığını ancak maksimalist tutumunu sürdürmesi halinde barışı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
- Ankara’daki NATO Zirvesi’nin, Trump, Erdoğan, Paşinyan ve Aliyev’in bir araya gelebileceği yeni bir diplomatik fırsata dönüşebileceğini belirtti.
- Paylan’a göre sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin kurulması ve ekonomik işbirliği Türkiye’nin doğusu, Ermenistan ve Azerbaycan için “kader değiştirici” olabilir.
Eski HDP Milletvekili ve Carnegie araştırmacısı Garo Paylan, Ermenistan’da Başbakan Nikol Paşinyan’ın seçimlerden birinci çıkmasını, Rusya yanlısı muhalefetin güçlenmesini ve Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan hattında kaçırılan fırsatları değerlendirdi.
Paylan’a göre Paşinyan’ın yüzde 49,8 oy alması, üçüncü dönemini kazanan bir başbakan için “büyük bir başarı”. Ancak seçim sonucu, Türkiye ve Azerbaycan açısından da dikkatle okunması gereken bir mesaj içeriyor.
Paylan, “Rusya yanlısı muhalefetin oyları yüzde 28’den yüzde 38’e çıktı. Bu da aslında Türkiye ve Azerbaycan’ın bu ayak sürme siyasetinin sınırlarına geldiğini gösteriyor” dedi.
Paşinyan’a verilen mesaj ne?
Paylan, Paşinyan’ın 2018’de “Kadife Devrim” ile iktidara geldiğini, demokrasi ve Batı’yla daha yakın ilişkiler vadettiğini hatırlattı. 2020 savaşından sonra Ermenistan halkının yenilgiye rağmen Paşinyan’a destek verdiğini belirten Paylan, bunun “rövanşizme değil barışa” verilen destek anlamına geldiğini söyledi.
Paylan, “2020 savaşı oldu. Savaş sonrası yeniden seçimlere girildi ve Paşinyan yüzde 53 oy aldı. Yani seçimini kaybetmesine rağmen halk barıştan yana tavır koydu. Rövanşizmin bir yere varmayacağını anladı” dedi.
Ancak son seçimde oyların yüzde 49,8’e gerilemesinin iki temel nedeni olduğunu söyleyen Paylan, ilk neden olarak barış sürecinin yavaş ilerlemesini gösterdi.
Paylan, Azerbaycan’ın süreci ağırdan aldığını ve Ermenistan üzerinde “maksimalist” bir siyaset yürüttüğünü belirtti:
“Barış sürecinin yeterince hızlı gitmemesi, Azerbaycan’ın yavaş götürmesi bu süreci ve Ermenistan üzerinde maksimalist bir siyaset yürütmesi şunu getirdi Ermenistan halkında: Galiba bu barış olmayacak. Biz yine Rusya’yla aramızı bozmayalım.”
Paylan’a göre ikinci neden ise Paşinyan’ın soykırım, Ağrı Dağı sembolü, kilise ve Karabağlılara ilişkin söylemlerinin Ermenistan içinde tepki yaratması oldu.
“Paşinyan, biliyorsunuz Soykırım meselesini bir kenara bırakalım, Ağrı Dağı’nı bile sembol olmaktan çıkaralım, Ermenistan’a odaklanan söylemleri vardı. Kilise ile bazı çatışmaları oldu. Aynı zamanda Karabağlıları da biraz ötekileştiren söylemleri oldu. Bunlar belli bir tepki yarattı.”
Putin sonuçlardan memnun mu?
Paylan’a göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin seçim sonuçlarından memnun. Rusya yanlısı partilerin toplam oyunun yüzde 40’a yaklaşmasının Moskova’ya Paşinyan hükümetini daha fazla sıkıştırma imkânı verdiğini belirten Paylan, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarının da seçim sürecinde etkili olduğunu söyledi.
Paylan, “Bence memnun çünkü Putin Ermenistan Başbakanı’nı kutlamadı. Hatta seçimde hileler var diye iddialar var, bunun hiçbir gerçekliği yok. Bu şunu getiriyor: Rusya yanlıları yüzde 40’a yakın bir oy aldılar. Biz biraz daha sıkıştırırsak Paşinyan’ı, gazını keserim, elektriğini keserim, ticareti durdururum baskısına devam edersek bu iktidar sallanabilir” dedi.
Paşinyan’a son yıllarda suikast ve darbe girişimleri olduğunu belirten Paylan, Rusya yanlısı dezenformasyonun Ermenistan toplumunda korku siyasetini büyüttüğünü söyledi:
“Putin yanlısı dezenformasyon makinesi, ‘300 bin Azeri gelecek Ermenistan’a yerleşecek’, ‘Türkiye ve Azerbaycan Ermenistan’ı işgal edecek’, ‘Paşinyan sınırları açacak ve bütün ekonomimiz çökecek’ gibi korku siyasetini devreye soktular.”
Paylan, Ermenistan’ın Batı’yla ilişkilerini geliştirmeye çalışsa da Rusya’ya bağımlılığının sürdüğünü vurguladı:
“Ermenistan ticaretinin yüzde 50’sinden fazlasını Rusya’yla yapıyor. Enerjisinin yüzde 80’i Rusya’dan geliyor. Buğdayının yüzde 97’si Rusya’dan geliyor.”
Bu nedenle Türkiye’nin Ermenistan üzerindeki Rusya etkisini ciddiyetle değerlendirmesi gerektiğini belirten Paylan, “Rusya’nın Ermenistan’ı daha fazla hegemonya altına alması bence Türkiye’nin çıkarına değildir. Türkiye’deki politika yapıcıların bunu ciddiyetle düşünmesi gerekir” dedi.
Türkiye fırsatları neden kaçırıyor?
Paylan, Güney Kafkasya’daki bugünkü tabloyu 1990’lı yıllarla karşılaştırdı. Birinci Karabağ Savaşı’nı Ermeni tarafının kazandığını ancak barışı kazanamadığını söyleyen Paylan, bunun nedeninin “maksimalist pozisyon” olduğunu belirtti.
“1990 yılındaki Birinci Karabağ Savaşı’nı Ermeni tarafı ve Karabağ güçleri kazandı. Azerbaycan’ın Karabağ dışındaki belli bölgelerini işgal etti. Savaşı kazandı Ermeni güçleri ama barışı kazanamadılar çünkü maksimalist bir pozisyon sergilediler.”
Paylan’a göre bugün benzer hatayı Azerbaycan yapıyor. 2020 savaşını kazanan Azerbaycan’ın, 2023’te Karabağ Ermenilerinin sürgünüyle sonuçlanan sürecin ardından da maksimalist pozisyonunu sürdürdüğünü söyledi.
“2020 yılındaki savaşı kazandı. 2023 yılında da Ermeni halkının yeni felaketi olan Karabağ sürgününe sebebiyet oldu, bir etnik temizlik yapıldı. Buna rağmen Azerbaycan maksimalist pozisyonundan vazgeçmedi. Ve bu yüzden belki Aliyev savaşı kazandı ama barışı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.”
Paylan’a göre bu tablo yalnızca Azerbaycan tarafından değil, Türkiye tarafından da sorgulanmalı.
“Türkiye’nin 30 yıllık politikası neydi? Karabağ toprakları işgal altında, bunu bitirin biz sınırı açalım demişlerdi. Karabağ topraklarındaki artık bırakın etrafındaki işgali, Karabağ halkı oradan sürüldü. Buna rağmen kapı açılmıyor, bahaneler bırakılıyor.”
“Türkiye’nin Kafkas politikası Azerbaycan’a ipotek edilemez”
Paylan, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin Azerbaycan’ın güvenlik taleplerine endekslenmesini eleştirdi. Türkiye’nin Kafkasya politikasının Azerbaycan’a bırakılmaması gerektiğini söyledi.
“Azerbaycan Büyükelçisi şunu demeyi kendine hak görüyor: Biz imza atmadan Türkiye kapıları açmayacak. Bu, Türkiye’nin Kafkas politikasını Azerbaycan’a ipotek etmek demektir.”
Türkiye’nin bölgede daha bağımsız ve daha kurucu bir rol üstlenmesi gerektiğini söyleyen Paylan, Türkiye’nin hem Azerbaycan hem Ermenistan üzerinde etkili olabilecek bir ülke olduğunu belirtti:
“Türkiye büyük bir ülke, orta büyüklükte bir güç. Azerbaycan ve Ermenistan genç ülkeler. Bu iki genç ve küçük ülkeyi Türkiye gibi tarihi olan, hikayesi olan, devlet kültürü olan, devlet aklı olan bir ülkenin yönlendirmesi lazım.”
Paylan’a göre Ermenistan’ın son yıllarda barış ve normalleşme için atabileceği adımların büyük bölümünü attığını, ancak Türkiye ve Azerbaycan’ın buna karşılık vermediğini söyledi:
“Son altı yıldır özellikle Ermenistan yapabileceği her şeyi yaptı bu açılımların sağlanması için. Maalesef Türkiye ve Azerbaycan gereğini yapmadılar. Ve bu fırsat penceresi kapanabilir diye endişe ediyorum.”
NATO Zirvesi neden fırsat olabilir?
Paylan, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nin Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan hattında yeni bir barış hamlesi için fırsata dönüştürülebileceğini söyledi.
Bunun NATO çerçevesinde değil, zirvenin yanında ayrı bir diplomatik temas olarak değerlendirilebileceğini belirten Paylan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’da bir araya gelebileceğini söyledi.
“Gelecek ay Ankara’da NATO toplantısı olacak. Orada NATO Zirvesi’nin yanında başka bir zirve yapılabilir. Yani NATO olarak algılanmaması lazım. Tabii Trump da geliyor Amerika’dan. Trump, Erdoğan, Paşinyan ve Aliyev buluşabilirler, irade tazeleyebilirler.”
Paylan, Ermenistan’da anayasa değişikliğinin mevcut tabloda çok zor olduğunu belirtti. Ancak barış anlaşmasının referanduma sunulması halinde hem Ermeni hem de Azeri halkının barışa destek verebileceğini söyledi.
“Anayasa değişikliği artık imkânsız çünkü çözüm karşısında güçler mecliste üçte birden daha fazla sandalyeye sahipler. Meclisten üçte iki çoğunluktan fazlasıyla geçmesi lazım. Daha sonra referanduma geçmesi lazım. Meclisten geçmez de, geçse bile bu şartlarda referandumun geçme olasılığı yok anayasa değişikliğinin.”
Paylan, buna karşılık barış anlaşması için başka bir yolun mümkün olduğunu söyledi:
“Ama barış anlaşması referanduma sunulursa, Ermeni halkının ben ezici çoğunluğunun barışa evet diyeceğini düşünüyorum. Azeri halkının da savaş yorgunluğunun olduğunu biliyorum. Onlar da barışa evet diyebilirler.”
Paylan’a göre Ankara’daki olası diplomatik temas bu açıdan kritik:
“Neden bu barış anlaşması Ankara’da Trump, Erdoğan, Aliyev ve Paşinyan’ın şahitliğinde imzalanamasın? Neden sınırlar açılmasın? Bizim böyle bir pozitif kırılma ihtiyacımız var.”
“Erdoğan sınır meselesini pazarlık kartı olarak görüyor”
Paylan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye-Ermenistan sınırı meselesini Batı’yla ilişkilerde bir pazarlık kartı olarak gördüğünü söyledi.
Erdoğan’ın son yıllarda Amerika ile ilişkileri düzeltmek istediğini belirten Paylan, Kafkasya dosyasının da bu denklemde önemli bir başlık olduğunu ifade etti.
“Biden mesela Kafkas siyasetinde, Erdoğan defalarca mesaj göndermesine rağmen, sınırı açmaya hazırım demesine rağmen, hiçbir zaman Erdoğan’a kredi vermedi. Erdoğan hiçbir şeyi hatır gönül için yapmaz. Ermenistan sınırı meselesini mesela bir pazarlık kartı olarak görüyor.”
Paylan’a göre Erdoğan, bu adımı atması halinde hem Putin’i hem de Aliyev’i kızdırabileceğini, buna karşılık Batı’dan yeterli siyasi kredi alamayabileceğini düşünüyor:
“Erdoğan şu hesabı yapıyor: Ben bu adımı atacağım, Putin’i kızdıracağım, Aliyev’i kızdıracağım, Batı’dan bir kredi görmeyeceğim, niye bu adımı atayım diye bakıyor.”
Paylan, hem Türkiye’nin hem Azerbaycan’ın hem de Ermenistan’ın kazanacağı bir model kurulması gerektiğini söyledi:
“Bu meselede hem Türkiye’nin hem Azerbaycan’ın hem Ermenistan’ın kazanımı olmalı. Yalnızca Ermenistan’a bravo demekle Ermenistan’ı kurtaramazsınız. Bu meselede mutlaka hem Azerbaycan’ın hem Ermenistan’ın hem Türkiye’nin kazanacağını göstermeniz gerekir.”
Sınırlar açılırsa ne değişir?
Paylan, barış anlaşması hemen imzalanmasa bile diplomatik ilişkilerin kurulabileceğini, sınırların açılabileceğini ve ticaretin başlayabileceğini söyledi. Ona göre bu adımlar, bölgede karşılıklı bağımlılığı artırarak barışı güçlendirebilir.
“Keşke barış anlaşması imzalansa ama barış anlaşmasına yazan her şey imzalanmadan yapılabilir. Yani diplomatik ilişkiler kurulabilir, sınırlar açılabilir, ticaret başlayabilir. Ve bunlar karşılıklı bağımlılık getirir.”
Paylan, enerji, yapay zeka ve turizm alanlarında üç ülkenin de kazanabileceği ortaklıklar kurulabileceğini belirtti.
“Azerbaycan’ın enerjisi var, Ermenistan’ın gelişen bir yapay zeka sektörü var. Yapay zeka fabrikaları Ermenistan’da kuruluyor ama yeterince enerjisi yok. Neden Azerbaycan enerjisi, hatta Türkmen enerjisi, Kazak enerjisi Ermenistan’a getirilip bunlar data çiplerine dönüştürülmesin?”
Paylan, Avrupa Birliği’nin kömür ve çelik işbirliği üzerine kurulduğunu hatırlatarak Güney Kafkasya’da da benzer bir ekonomik barış modeli kurulabileceğini söyledi.
“Fransa, Almanya yüzyıl savaştılar. Sonra çelik ve kömür hikayesi üzerine Avrupa Birliği kuruldu. Niye Güney Kafkasya’da 40 yıllık gerilimden sonra aynı bir kömür çelik hikayesi gibi chip fabrikaları, yapay zeka fabrikalarını Azerbaycan enerjisi beslemesin ve karşılıklı bağımlılık oluşturulmasın?”
“Kars ve Gümrü iki kardeş şehir gibi”
Paylan, sınırların açılmasının Türkiye’nin doğusu için de büyük bir ekonomik ve turistik potansiyel yaratacağını söyledi.
Ermenistan’a yaklaşık 3 milyon turist geldiğini belirten Paylan, sınırların açılması halinde Türkiye’nin doğusu, Ermenistan ve Azerbaycan’ın birlikte yeni bir turizm hattı oluşturabileceğini anlattı.
“Ermenistan’a 3 milyona yakın turist geliyor. Müthiş bir turizm patlaması var. Oysa Türkiye’nin doğusu da müthiş bir turizm potansiyeli var. Sınırlar açılırsa bölgeye 10 milyon turist gelebilir. Azerbaycan’a da Ermenistan’a da Türkiye’ye de gelebilir. Müthiş bir ekonomik patlama olur.”
Paylan, Kars-Gümrü ve Van-Erivan hattına dikkat çekti:
“Gümrü parlatılmayı bekleyen bir pırlanta gibi. Niye sınırlar kapalı? Kardeş şehri neresi? Gümrü’nün Kars. Arası çok yakın. Arada Ani şehri var. Milyonlarca turistin gelebileceği bir potansiyeli var. Bu iki kardeş şehir öksüz kalmış durumda.”
Van ile Erivan’ın da kardeş şehirler olabileceğini belirten Paylan, “Türkiye’nin doğusunu, Ermenistan’ın ve Azerbaycan’ın kaderini değiştirecek adımlar var” dedi.
“Bu fırsat penceresini kaçırmamalıyız”
Paylan, Türkiye’nin bölgedeki etki alanını genişletmek istiyorsa şimdi adım atması gerektiğini söyledi. Kürt meselesinde çözüm süreci, Ermeni halkıyla barışma ihtimali ve Güney Kafkasya’daki normalleşme başlıklarının birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti.
“Türkiye eğer etki alanını genişletmek istiyorsa şimdi zamanı. Büyük bir vizyonla bu adımı atabiliriz.”
Paylan, Erdoğan’ın bu adımı Türkiye’nin kendi iradesiyle atmasının daha doğru olacağını ancak mevcut tabloda Amerika ile birlikte çalışılmasının da önemli olduğunu söyledi.
“Keşke Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin iradesiyle bu adımı atsa ama maalesef Erdoğan hiçbir şeyi hatır gönül için yapmıyor. Bu benim elimde bir kart diyor. Amerika rica etsin ben yapayım diyor. Umalım ki Amerika ve Türkiye birlikte çalışırlar.”
Paylan’a göre Güney Kafkasya’da yeni bir sayfa açılması hâlâ mümkün:








