Boğaziçi Üniversitesi protestoları nedeniyle ev hapsi verilenler: “14 saat araçta bekletildik, karakolda pislik içinde yatmak zorunda bırakıldık”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolarda gözaltında alınanlar, bu süreçte yaşadıklarını Medyascope’a anlattı. Gözaltında ters kelepçe takılarak, çıplak arama yapılmaya çalışıldığını söyleyen iki kişi, 14 saat boyunca polis otobüsünde bekletildiklerini, karakolda pislik içinde yatmak zorunda bırakıldıklarını söyledi. Bir diğer üniversiteli ise ev hapsinin, cezaevinde kalmaktan farkı olmadığını belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi’nde hafta başında eylemin yapılamaması üzerine, 2 Şubat’ta Kadıköy’de eylem çağrısı yapıldı. Bu eylemde 93 kişi gözaltına alınırken ilk sorgulamanın ardından 70’i serbest bırakıldı, 23 kişi ise İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. 

Gözaltına alınan 23 kişiden 10’u tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilirken, Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta tutuklandı. Diğer 13 kişiden 11’i hakkında ev hapsi, iki kişiye ise yurtdışına çıkış yasağı verildi.

“Karakolda, pislik içinde yatmak zorunda bırakıldık”

Cihat Parıltı da bu isimlerden biri ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Parıltı, salı günü Kadıköy’de gerçekleşen eylemde PTT önünden, ters kelepçe yapılarak gözaltına alındığını söyledi ve gözaltı sürecini şöyle anlattı: “Otobüste kelepçelere tepki gösterdik ve bu sayede kelepçelerimizi çıkarttırabildik. Gözaltıların tamamlanmasının ardından bizi o gün Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne sağlık kontrolüne götürdüler. Ardından da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne geçtik. Telefonlarımızı aldıkları için saat kaçta neredeydik, hatırlayamıyorum. Emniyetteki ifadelerin ardından sağlık kontrolüne gidip bırakılacağımızı düşünürken ben dahil bazı arkadaşlarla farklı bir otobüse alındık. Bir süre, otobüslerin kalabalığını azaltmaya çalışıyorlar sandık ancak savcı tarafından mevcutlu olduğumuzu öğrendik. Sağlık kontrolünün ardından çarşamba günü sabah 9.00 sularında nezarethane için bizi Gayrettepe Karakolu’na götürdüler. Orada bir kadın arkadaşımızı çıplak arama yapmak istediler ancak arkadaşımızın tepkisinden dolayı çıplak aramadan vazgeçtiler. Ayrıca Gayrettepe Karakolu’nda pislik içinde, insan dışkısı yanında yatmak zorunda bırakıldık.”

Gayrettepe Karakolu’ndan çıkarıldıktan sonra gözaltındaki isimler İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne geri götürüldü. Çarşamba gecesini nezarethanede geçiren 23 kişi, perşembe günü adliyeye sevk edildi. Parıltı, burada savcıyla görüşeceklerini düşünürken durumun böyle gerçekleşmediğini söyledi: “Savcıyla görüşeceğimizi düşünürken hiçbir görüşme gerçekleşmedi. Ayrıca mahkemeye çıkarılmadan hâkim tarafından ben dahil birçok arkadaşım ev hapsi ve yurtdışı yasağı aldık. Bütün bu süreç boyunca şunu çok açık bir şekilde söyleyebilirim ki her şey talimatla gerçekleştirildi. Hiçbir şekilde adil yargılandığımızı düşünmüyorum. Ne savcı gördük ne de hâkim. Kendimizi bir anda ev hapsinde bulduk. Bir klişe olacak ama Türkiye’de hukukun olmadığını bir kez daha görmüş olduk.”

Polis otobüsünde geçen 14 saat

Göksu Uyar da Kadıköy’deki eyleme katılan ve hakkında ev hapsi kararı verilenlerden. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun olan Uyar da yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bir sivil polisin daha önceki eylemlerden tanımasıyla ve üç polisi yönlendirmesiyle ters kelepçe ile gözaltına alındım. Gözaltı aracına bindirilmeden önce cebimizden telefon ve kimlikleri aldılar. ‘Tutanak tutmadan alamazsınız’ dememize rağmen ‘Git şikayet et, dinlerlerse yaparsın’ cevabını aldık. Çevik kuvvet aracına bindirildiğimizden itibaren ilk altı saati ters kelepçe ile geçirdik. Otobüsteki birçok arkadaşımız devamlı tehdit edildi. Kesintisiz 14 saat çevik otobüsünde bekletildik. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden Gayrettepe Karakolu’na gittiğimizde bir avukat görüşmesi yapabildik. Gayrettepe’den tekrar İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülecekken bahçede kelepçe işlemi sırasında polislerin kolumuza girerek itip kol sıkma benzeri darplarına karşı itiraz ettiğimiz ve kendimizi savunduğumuz için etrafımızda toplanan polisler saldırıya geçmek istedi. Geri adım atmadığımız için sonrasında tehdit edildik ve bu, sözlü sataşmaya döndü. İfade için Kartal Anadolu Adliyesi’ne getirildik. Burada, nezarethanede kadın arkadaşlarımız şarkı ve türkü söylerken polislerin video kaydı aldığını fark edip videoları sildirdi. Çok uzun saatler sonunda birçoğumuz adli kontrol ile serbest bırakıldık. Burada önemli olan şu, bu kararı hâkim bizi görmeden verdi. Mahkemeye çıkartılmadık. Tutuklanan iki arkadaşımız içinse hâkim, önceden kapanmış dosyaları gerekçe göstererek, bugün suç işlediklerini peşinen kabul etti. Yargılama yok, savunma yok. Avukatlara saldırıldı ve sonuç olarak iki arkadaşımız tutuklandı. Biz de ev hapsine gönderildik.”

Kadıköy’deki eylemin yanı sıra pazartesi günü de Boğaziçi Üniversitesi önündeki eylem çağrısı gereği başka üniversitelerden gelenler de gözaltına alınmıştı. İstanbul Valiliği “Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs önünde düzenlenen gösterilerde yapılan tüm uyarılara rağmen eylemi sona erdirmeyen 108, Rektörlüğü ablukaya almak suretiyle bina içinde bulunanların dışarıya çıkmasını engelleyen ve tüm uyarılara rağmen bu eylemlerinden vazgeçmeyen göstericilerden 51 olmak üzere toplam 159 şüpheli Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır” açıklamasını yapmıştı.

Savcıdan iki soru

Eyleme katılmak için gelen ve gözaltına alınan 108 kişiden biri olan Muhammet Hizmetçi, şunları söyledi: “Savcılık sorgusunda iki soru soruldu. Bunlardan biri ‘Basın açıklamasına neden gittiniz?’ oldu, diğeri ise ‘Eylemi sosyal medyadan mı gördünüz yoksa biri mi sizi yönlendirdi?’ sorusuydu. Zaten 2911’den yargılandık ve tutuklama beklemiyorduk. Tutuklanmadık ama hepimiz hakkında ev hapsi verildi. İçeride çıplak arama dayatıldı ancak uzun tartışmanın ardından çıplak arama yapmaktan vazgeçtiler. Diğer arkadaşların darp edildiğini, saçlarının yolunduğunu duydum.”

“Ev hapsi de cezaevi gibi”

Perşembe günü, ev hapsi cezası aldığı için Hizmetçi’ye elektronik kelepçe takıldı. Hizmetçi, ev hapsinin de cezaevine gitmeye benzer bir şey olduğu göüşünde: “Tabii ki farklı ama özgürlüğünüz kısıtlanıyor, markete bile gidemiyorsunuz, ihtiyacınızı karşılayamıyorsunuz. Mesela noter işiniz var. Dilekçe yazmanız lazım, izin almanız lazım. Çok zor bir süreç. İnsanı tamamen eve hapseden bir uygulama. İnsanlar basın açıklamalarına gitmesin diye verildiğini düşünüyorum. İtirazlar yapılacak ama geri alınmazsa en az ilk mahkemeye kadar devam edecek, üç ay mı beş ay mı olur bilinmiyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus