HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir: “Meclis yerine cezaevinde olmaları anayasaya ve AYM kararlarına aykırıdır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, yeniden milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) dönerken, gözler Berberoğlu ile birlikte vekillikleri düşürülen ve halen cezaevinde olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın durumuna çevrildi.

HDP’li iki eski vekilin avukatları Reyhan Yalçındağ Baydemir, AYM’nin Berberoğlu ve diğer iki müvekilleri ile ilgili verdiği karar arasında ciddi çelişki olduğunu belirterek, “Şu anda Leyla Hanım ve Musa Bey’in Meclis’te olmak yerine cezaevinde olmaları açıkça anayasaya ve AYM kararlarına aykırıdır” dedi.

Avukat Baydemir, yargıda “ikili” yaklaşımın cumhuriyet tarihi boyunca sürekli yaşandığı gibi, kendi kişisel mesleki tarihine denk gelen 25 sene boyunca da sayısız örnekler verebileceğini belirterek şöyle konuştu: “Devlet Güvenlik Mahkemeleri, özel yetkili mahkemeler derken bugün de HDP’li siyasetçilere yönelik ağır yargı baskısı, birbiriyle çelişkili kararlarla her geçen gün başka bir boyutta karşımıza çıkmakta. Basın açıklaması yapmak, anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) çerçevesinde toplanma ve örgütlenme hakkını kullanmak, eleştiri içerikli siyasi ifade özgürlüğü sadece iktidar ve ortaklarına mübah görülüyor. Son altı yıldır HDP’li seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, yöneticilerine yönelik davalar, doğrudan anayasanın koruması altında olan hakların kullanımıyla ilgili olmasına rağmen, ağır cezalarla ve tutuklamalarla hız kesmeden devam ediyor.”

Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir

HDP’li 48 belediyeye kayyum atanması ile altısına seçimi kazanmalarına rağmen mazbatalarının verilmemesinin ciddi bir hukuksuzluk olduğunu, Leyla Güven ve Musa Farisoğulları ile Enis Berberoğlu’nun 4 Haziran’da milletvekilliklerinin düşürülmesinin seçilme hakkına yönelik apayrı bir boyutu açığa çıkardığını söyleyen Baydemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatırlanacağı üzere milletvekilliklerinin düşürülmesinden hemen sonra AYM’ye yaptığımız iptal başvurusu reddedilmişti. Yanı sıra, Leyla Hanım’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yol açan mahkeme kararı, kamuoyunun ‘KCK ana davası’ diye bildiği ve 2009 yerel seçimlerinden hemen sonra DTP’li belediye başkanları ve parti yöneticilerine yönelik başlatılan; Cemaat kumpası olduğu açığa çıkmış olan yargılamalara dairdir. Ve burada unutulmaması gereken husus da Haziran 2018 seçimlerinde milletvekili seçilen Leyla Hanım, Musa Farisoğulları ve diğer üç HDP’li milletvekili müvekkilimiz bakımından istinaf aşamasında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne ve Yargıtay’a yargılamanın durdurulması başvurusunda bulunmamıza rağmen, bu konuda hiçbir karar verilmeyip, taleplerimiz ve müvekkillerimizin milletvekili olduğu dikkate alınmadan onama kararı verildi. Oysa Enis Berberoğlu başvurusunda AYM, iki defa milletvekilliği dokunulmazlığını kazandığı için yargılamanın devam etmesi sebebiyle seçilme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.”

“AYM ihlal tespit etmedi, AİHM’ye başvurduk, süreç devam ediyor”

Leyla Güven’in milletvekilliğinin düşürülmesine yol açan mahkeme kararınındaki delillerin, Viranşehir Belediye Başkanı iken partisinin yerel yönetimler komisyonu bünyesinde toplantılara katılması, partisinden meslektaşları ile veya yöneticilerle telefon konuşması yapmasından ibaret olduğunu söyleyen Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, “Kaldı ki yargılama süresince ilk gözaltı kararlarından tutalım tutuklama kararlarına ve birçok teknik dinleme kararlarına vb. kadar, tüm süreçlerde imzası olan yargı mensupları bugün ihraç edilmiş durumdadır ve cezaevindedirler. Yargılamanın tamamen DTP/BDP’li seçilmişlere yönelik bir yargı kumpası olduğu açığa çıktığı halde AYM, yaptığımız başvuruda ihlal tespit etmemiştir. Bu sebeple de müvekkilimizin seçilme hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı, adil yargılanma hakkı hukuka aykırı şekilde ihlal edildiği ve vekilliği düşürüldüğü için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığımız başvuru devam etmektedir. Musa Farisoğulları bakımından ise AYM’ye yapılan başvuru henüz karara bağlanmamış olup, vekilliğinin düşürülmesiyle ilgili başvuru AİHM’de devam etmektedir” diye konuştu.  

“Vekillerin Meclis yerine cezaevinde olmaları anayasaya ve AYM kararlarına aykırıdır”

AYM’nin Berberoğlu ve iki HDP’li ile ilgili verdiği kararlar arasında ciddi çelişki gördüğünü belirten Baydemir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Birinde vekilliğin başlamasıyla dokunulmazlığın devreye girdiği belirtilip ihlal tespiti yapılırken, diğerinde ise vekil seçilmesine rağmen yargılamanın durdurulmayıp devam etmesi seçim hakkının ihlali olarak ele alınmadı. Kamuoyu da bu çelişkinin farkında. Oysaki anayasanın 83. maddesi vekillere bir ayrıcalık olarak tanınmak yerine, seçmenin temsili için yapılmış bir düzenleme. Ancak ‘yasama dokunulmazlığı herkes için kalktı’ diye savundukları 20 Mayıs 2016 tarihli yasal değişiklik sebebiyle vekilliği düşürülen, tutuklanan ve ceza alan vekiller sadece HDP’lilerdi. Berberoğlu’nun yeniden Meclis’e dönmesiyle, 27. dönemde vekilliği düşürülenler de sadece HDP’li vekiller oldu. Yani TBMM tarihinde ilk defa anayasada olmayan bir yasal düzenlemeyle dokunulmazlıkların kaldırılmasının üzerinden beş seneye yakın bir süre geçmiş olup, aradan geçen sürede yaşananlar bu yasal değişikliğin sadece HDP’li vekiller aleyhinde çıkartıldığını ortaya koymuş oldu. Zaten o dönem yasa aleyhinde oy kullanan tek partinin HDP olması da bugünkü sonucun ta o günden görülmesini sağlayan bir fotoğraftı. Sonuç olarak, şu anda Leyla Hanım ve Musa Bey’in Meclis’te olmak yerine cezaevinde olmaları açıkça anayasaya ve AYM kararlarına aykırıdır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus