Allen v. Farrow: Ünlü yönetmen Woody Allen’ın çocuk tacizcisi ve usta bir manipülatör olarak portresi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yeni bir HBO belgeseli, 30 yıla yakındır kızına taciz ettiği bilinen, ancak şöhreti, parası ve Hollywood’da bir türlü aşınmayan itibarı sayesinde Oscar’lardan Altın Küre’lere ödüllere boğulan yönetmen Woody Allen’ın kariyer tabutuna çakılacak son çivi olabilir.

Cinsel istismara uğramış bir çocuğun ruhunda açılan yarayı onulmaz kılan, istismara uğramış olmaktan ziyade, kendisini istismar edenin cezasız kalmasıdır. Dylan Farrow’un, kendisini oyuncu Mia Farrow ile birlikte evlat edinen yönetmen babası Woody Allen’dan çocukken gördüğü tacizi, 20 küsur yıl sonra 1 Şubat 2014’te New York Times gazetesinde yayımlanan açık mektupla ifşa etmesinin nedeni de -onu ömrü boyunca bu travmatik deneyimini tekrar ve tekrar yaşamaya, ömrü boyunca yedi yaşındaki bir çocuk gibi kırılgan olmaya hapseden- işte bu cezasızlıktı.

Şöyle yazmıştı Dylan: “Bana yaptıklarının cezasız kaldığı gerçeği, büyürken peşimi hiç bırakmadı. Başka küçük kızların yanında bulunabilmesine izin verdiğim için suçluluk duygusuyla yanıp tutuştum…”

Dylan yedi yaşındayken nihayet annesine babasının tacizlerini bildirmiş, ana kız Woody Allen’ı mahkemeye vermişti. Ama Allen’ın şöhreti ve parası vardı, bunlar hukuken cezalandırılmasını önledi. Keza Woody Allen bir çocuk tacizcisi olarak film sektöründe damgalanmadı da.

Dylan, babasının cinsel tacizine uğradığını annesiyle paylaşmadan kısa süre önce, Woody Allen’ın Mia Farrow’un önceki evliliğinden evlatlığı Soon-Yi Previn’le ilişkisi olduğu (Allen 57, Previn 21 yaşındaydı) ortaya çıkmış; Allen ve Farrow arasında ortak evlatlıkları için velayet davası başlamıştı. Allen, Dylan’ın cinsel taciz iddiasının Soon-Yi ile ilişkisini kıskanan Mia Farrow’un intikam amaçlı uydurması olduğunu ileri sürdü hep.

Dylan Farrow bugün 35 yaşında.

Sonrasını yine Dylan’ın kaleminden okuyalım: “Hollywood, hikayeme sırtını dönerek acımı daha da artırdı. Değerli birkaç kişi dışında herkes görmezden geldi. Belirsizliği tercih etmek, ‘Ne olduğunu kim bilebilir’ demek, hiçbir sorun yokmuş gibi davranmak çoğunun işine geldi. Ödül törenlerinde aktörler kendisinden övgüyle bahsetti. TV kanalları onu ekrana çıkardı. Eleştirmenler dergilerine aldı. Tacizcimin yüzünü -bir posterde, bir tişörtte ya da televizyonda- her görüşümde, yaşadığım panik duygusunu, duygusal yıkımımı hep gizlemeye çalıştım.”

Soldan sağa: Ronan Farrow, Lark Previn, Woody Allen, Dylan Farrow, Fletcher Previn, Daisy Previn, Soon-Yi Previn, Moses Farrow ve Mia Farrow.

Dylan’ın #MeToo hareketinden cesaret bularak yazdığı makale, nihayet Woody Allen’ın kariyerini sarstı sarsmasına ama müptezel Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein örneğinde olduğu gibi sonunu getirmedi.

Şimdi, ABD’de 21 Şubat gecesi yayınlanmaya başlayan dört bölümlük HBO belgeseli, Allen v. Farrow ise nihayet ünlü yönetmenin kariyerinin tabutuna son çiviyi çakabilir. Çünkü Kirby Dick ve Amy Ziering imzalı belgeselde, bugün 35 yaşında olan Dylan’ın gerçeği, nihayet, tüm çıplaklığı, belgeleri ve tanıklıkları ile gün ışığına çıkıyor.

Los Angeles Times’ın belgeselle ilgili haberinden aktaralım:

“Allen v. Farrow” bugüne kadarki “skandal!” manşetlerinin ötesine geçiyor ve Allen’ın şöhreti, parası ve film dünyasında sahip olduğu itibar sayesinde nasıl da suçlamalardan sıyrıldığını ve küçük bir kız için adaletin nasıl da yerine hiç gelmediğini gözler önüne seriyor. Belgeselciler, yıllarca süren gözaltı davası delillerini, evde çekilmiş videoları, kayıtlı telefon görüşmelerini, fotoğrafları ve daha fazlasını inceleyerek, tacizci ve usta bir manipülatör olarak Allen ile susturulmuş, adalete inancını yitirmiş bir kurban olarak Dylan’ın portresini bir araya getirdiler.

Allen, hem eski televizyon röportajlarında hem de yakın tarihli bir sesli kitapta kendi itirafına göre, baba olmakla hiç ilgilenmemişti. O ve Mia 12 yıldır birlikteydiler, ancak o  film çekmeye ve Mia da çocukları büyütmeye odaklansın diye ayrı evlerde yaşadılar. Dylan, annesi ve küçük kardeşi gazeteci Ronan Farrow ile yapılan kapsamlı röportajlar, 1970’lerde ve 1980’lerde sinemaseverlerin aşina olduğu samimi nevrotikten farklı bir Allen’ı anlatıyor.

1980’li yıllarda Woody Allen ve Mia Farrow, evlatlıkları Fletcher(solda), Dylan(kucakta), Moses (gözlüklü) ve Soon-Yi (en sağda) ile birlikte.

Diğer evlatlık çocukların anlattıkları da Allen’ın Dylan’ın yanında ve etrafında nasıl değiştiğini ortaya çıkarıyor. Allen, okul yetkilileri ve aile dostlarının da anlattığı gibi, Dylan’a en hafifinden “takıntılı” bir ilgi gösteriyordu. Eski çocuk bakıcıları, kolluk kuvvetleri, savcılar, çocuk esirgeme görevlileri, muhabirler ve davaya dahil olan diğer kişilerle yapılan görüşmeler, Allen’ın çocuğa uygunsuz davranışları ve delilleri örtme çabasına dair ayrıntılı iddialar sunuyor.

Ne Allen ne de Soon-Yi belgesel için röportaj yapmayı kabul etmiş. Dört saatlik belgeselin izlemesi en zor bölümlerinden biri, yedi yaşındaki Dylan’ın annesi tarafından ailenin video kamerasında çekilen ve Allen’ın onunla çatı katında “saklandığında” neler olduğunu anlattığı kısım: Connecticut taşrasındaki evlerine gittiler ve “özel bölgelerine” dokundu. Dağınık saçları, süt dişleri ve sevimli bir göbeği olan ilkokul birinci sınıf  öğrencisi Dylan, hikayesini anlatırken üzgün ve öfkeli.

 Allen v. Farrow’da Mia Farrow, Woody Allen’ın dairesinde kızı Soon-Yi’nin “Hustler” düzeyinde pornografik Polaroid’lerini bulduğunda, ikisi arasındaki ilişkiyi keşfetmenin korkunç acısını da paylaşıyor.

Belgesel boyunca yorum yapan bir film eleştirmeni Allen’ın filmlerine olan sevgisini itiraf ederken ve bir film yapımcısı olarak onun parlaklığından söz ederken, en azından artık midesi bulanmadan onun filmlerini izleyemediğini – özellikle de Allen’ın genç kızların yaşlı erkeklere olan derin tutkusuna dair filmlerini izlerken- itiraf ediyor.

Gerçekten de Allen v. Farrow, Woody Allen ve filmleri hakkındaki bakış açınızı değiştirebilir. Bu, babası aleyhine konuşan, susturulan, on yıllarca utanç içinde yaşayan ve nihayet muktedire meydan okuma zamanının geldiğine karar veren bir kız çocuğunun hikayesi. Bundan daha güçlü ne olabilir? Kesinlikle bir Woody Allen filmi değil.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus