Bir müzisyenin ardından: Depremde eşyalarını mültecilere verdi, salgının yükünü kaldıramadı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gaziantep’ten İzmir’e üniversitede okumaya gelen ve müziği hayatının merkezine koyan Mehmet Mert El, salgının etkileri ve geçim sıkıntıları nedeniyle intihar etti. “Neye elimi atsam kuruyor, daha fazla taşıyamıyorum” diyen Mert El’in hikayesi, müzisyenlerin salgında yaşadıklarına ışık tutuyor.

Mehmet Mert El, 29 yaşındaydı. Gaziantep’ten İzmir’e, Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde okumak için gelmişti. Ancak müziğe daha fazla zaman ayırmak için üniversiteden vazgeçerek sadece müziğe yöneldi. Hayatını vurmalı çalgılar çalarak kazanan El, müzik aleti yapım ve onarımı konusunda da ustaydı. Vurmalı çalgılar, kaval, bendir yapar, bateri onarırdı. Arkadaşları onu “Çok yönlü, hareketli, enerjikti” diye anlatıyor. 

Müzisyen Mert El, salgın nedeniyle bir senedir işsizdi, bir yerde çalamıyordu. Salgın boyunca bir süre PTT Kargo’da çalıştı, müzik aleti yapımından ek gelir sağladı. Ailesi destek olmaya çalıştı ama Mert El, yaşadığı sıkışmışlık ve belirsizlikten kurtulamayarak 19 Şubat’ta intihar etti. İzmir Müzisyenler Derneği Başkanı ve yakın arkadaşı Oktay Çaparoğlu, Mert El’i şöyle anlattı: 

“Çok yönlü bir çocuktu. Müziğe özel bir ilgisi ve sevgisi vardı. Üniversiteye girdiği sırada da müzik kulübünde aktifmiş. Derneğimize iki yıl önce geldi. Gaziantep’te de hayvan hakları dernekleriyle çalışan, LGBTİ+ derneklerinde müzik dersi veren, kadın örgütleriyle atölye yapan biriydi. İçinde hep dayanışma, mücadele vardı.”

Arkadaşı Çaparoğlu’nun belirttiği gibi Mert El, hep yok sayılanların, engellilerin, cezaevindeki çocukların, yoksulların, kadınların yanında oldu. Ya bir dernekte enstrüman tanıtım atölyesi düzenledi ya da bir eylemde perküsyonunun başındaydı.

Ezilenlerin, dışlananların yanında bir müzisyen

Dernekle tanışır tanışmaz, Mert El ve arkadaşları huzurevinde bir müzik etkinliği düzenledi. Çaparoğlu, son bir yılda müzisyen dayanışmasını güçlendirdiklerini, 700 – 800 müzisyene ulaştıklarını söylüyor. Acil durumlarda kampanyalar düzenleyen, birbirlerine yardım etmeye çalışan, belediyeye, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sesini ulaştırmaya uğraşan müzisyenlerin çabalarına Mert El de katıldı.

Çaparoğlu’na göre Mert El için asıl sorun maddi değil, işsizliğin yarattığı belirsizlikti: “İşe yaramaz olma hissi, sürecin ne kadar uzayacağına dair beklentiden kaynaklı depresyon var. Ancak buna rağmen insanlara yardım etmekten hiç vazgeçemedi. Bir örnek vereyim: İzmir depreminde evi zarar gördü ve kız arkadaşında kalmak zorunda kaldı. Kaldığı kiralık ev hasar gördüğünde eşyaların çoğunu, -buzdolabı, fırın, koltuklar da dahil bunlara- mülteci ailelere götürdü, onlara bağışladı. Deprem sürecinde ayrıca arabasıyla depremzedelere yardım etti.” 

“Neye elimi atsam kuruyor”

Yakın arkadaşlarına “Neye elimi atsam kuruyor, daha fazla bunu taşıyamıyorum” diyordu Mert El. Ekonomik anlamda bir şekilde çark dönüyor ama müzik yapamayınca, kendi gelirini kazanamayınca sıkıntı daha da büyük olabiliyordu. Bir nevi yersiz yurtsuz hissetme haliydi Mert El’in yaşadığı. Salgının ne zaman biteceğinin bilinmemesi de sıkıntının asıl nedeniydi. Çaparoğlu buna dair de şunları söylüyor: “Boşta kalma halini, üzerinde olumsuz bir etki yarattı. İşsizlik gerçek bir terör, insan hakkı ihlali. Benzer çelişkileri hep vardı ama bunlar geçiciydi. Bu salgın sürecinde ise tüm sorunları büyüterek, hayatın anlamını sorguladı Mert. Biz elimizden geldiği kadar destek olmaya çalıştık. Ailesine de söylemişti, ‘Yaşamak istemiyorum’ demişti. Biz çok fazla inanmıyorduk, intihara ihtimal vermiyorduk.”

Son notu: “Ölümümden kimse sorumlu değildir”

Çaparoğlu, intiharından bir hafta önce, Mert ile birlikte yemek yediklerini söylüyor ve ekliyor: “Dernek içinde zaten toplantılar oluyordu, dertleşme, konuşma gibi. Bazı sıkıntılarını bize de açmıştı. Bir iyi oluyor, bir kötü oluyordu. Ancak o yemekten sonra, yani intiharından dört gün önce iletişimini tamamen kesti.” 

Müzisyen Mehmet Mert El, yaşadıklarının ardından evinde intihar etti. Bir isteği vardı, Hıristiyanlık inancına göre bir defin istiyordu. Birçok kişiye mektup yazmıştı. Ardında bir de not bıraktı: “Ölümümden kimse sorumlu değildir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus