Tarih tekerrür ediyor: “AKP kapatılmasın” diyen STK’lar, 13 yıl sonra bu kez de “HDP kapatılmasın” diyecek

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması için davası açarken, Güneydoğu’da, “Tarih tekerrür ediyor” cümlesini doğrulatan bir gelişme yaşanıyor. 19 Mart 2008’de “AKP kapatılmasın” diye ortak açıklama yapan sivil toplum kuruluşları (STK), 13 yıl sonra 19 Mart 2021’de bu kez “HDP kapatılmasın” diye ortak açıklama yapacak. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, 2008’de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) için STK’lar olarak yaptıkları “AKP kapatılmasın” açıklamasını, 13 yıl sonra HDP için yapacaklarını ve parti kapatmanın sorunu daha da derinleştireceğini söyledi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP ile ilgili açtığı kapatma davası ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesini, Diyarbakır’daki siyasi parti ve STK temsilcileri Medyascope’a değerlendirdi. Siyasi parti ve STK temsilcileri, parti kapatmanın sorunları çözmediğini, sorunların derinleşmesine yol açtığını ve parti kapatmanın, o partiye gönül veren insanları siyaseten yok sayma anlamına geldiğini belirtti.

“Kürt siyasi partilerini kapatmanın, çözümü derinleştirdiğini tarih bize gösterdi”

Parti kapatmanın çözüm olmadığını geçmişten alınan dersler ile görmek gerektiğini söyleyen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, “Siyasi parti kapatmanın, Kürt siyasi partilerini kapatmanın, Kürt sorununun çözümünü derinleştirdiğini tarih bize gösterdi” dedi. Kaya, “Ne tesadüftür ki 19 Mart 2008’de Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri olarak ‘AKP kapatılmasın’ diye ortak bir açıklama yapmıştık. Yarın da yani tam 13 yıl sonra bu kez bölgedeki bütün STK’lar olarak ‘HDP kapatılmasın’ diye ortak bir açıklama yapacağız. Siyasi parti kapatmanın, Kürt siyasi partilerini kapatmanın, Kürt sorununun çözümünü derinleştirdiğini tarih bize gösterdi. Günlük siyaset uğruna atılan adımların Türkiye demokrasisine ne faydası var, ne de çözüme katkısı var. Sorunu daha büyük çözümsüzlüklere itiyor. Bugün Kürt sorunu uluslararası alana taşınır pozisyonda iken ülkedeki siyasi kanadı susturmak, bu işe uluslararası güçlerin müdahil olması demektir. Ülke kendi siyasetçisi ile bu sorunu çözmez ise bu işin demokratik kanalları tıkanır. Parti kapatmanın çözüm olmadığını geçmişten alınan dersler ile iyi görmek gerekir” şeklinde konuştu.

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, parti kapatmanın, o partiye oy veren yurttaşların sesinin kısılması anlamına geldiğini söyledi:

“Bir kere Türkiye’de siyasi parti kapatılması defalarca denenmiş sonuç alınmadığı ortaya çıkmıştır. Parti kapatma, bir siyasi partiye oy veren yurttaşların sesinin kısılması ve siyasetin dışına itilmese anlamına geliyor. Daha önce çok kez yapıldı, insanlar siyaset dışına itildi. Denenmişi bir daha yargı ile denemenin bir anlamı yoktur. Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesinden sonra dava açılması tesadüf değil, bu bir planın parçasıdır. Daha önce Bahçeli ve Erdoğan yargıyı tehdit ederek talimat verdiler, mahkemeler de bunu yerine getirdiler.

“Dokunulmazlığın kaldırılması, siyaset dışı bir müdahale aracı”

“Açılan her dava mutlaka kapatma ile sonuçlanacak diye bir şey yok, umarım AYM bunu reddeder. Dokunulmazlığın kaldırılmasını, siyaset dışı bir müdahale aracı olarak görüyorum. Yasal altyapısı olduğu söylense de bundan emin değilim. Gergerlioğlu’nun mahkum edildiği dosya, ifade özgürlüğü kapsamında olan bir dosya. AYM görmese bile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bunu görecektir. Türkiye’de son günlerde günü kurtarma siyaseti yapılıyor. Türkiye, kendi içinde gittikçe otoriterleşen bir ülke haline geldi, bu bütün vatandaşlar için tehlikelidir.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi kurucusu ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, AYM’nin bugüne kadar 26 siyasi parti hakkında kapatma kararı verdiğini hatırlattı. HDP’ye açılan davanın sadece Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) isteği ile açılmadığına dikkat çeken Erdem, sözlerine şöyle devam etti:

“AYM, bugüne kadar 25-26 siyasi parti hakkında kapatma kararı verdi. Kararlar içinde kapatmaya yönelik iki sebep ön plana çıkıyor: Birincisi, devletin ülkesiyle milletiyle bölünmez bütünlüğü, ikincisi ise laiklik ilkesine aykırılık. Kürtler’in özgür ve eşit yurttaş olamamaları, kimlik haklarını kullanamamaları, bütün sebeplerden dolayı Kürtler’in demokratik araçlarla verdiği mücadelenin devlet tarafından engellenmesi anlamını taşıyor. Bu aynı zamanda Türkiye’nin üzerine oturduğu siyasal fay hatlarına işaret ediyor. AKP’nin 2010 sonrasında muktedir olmasından sonra bu birinci sorun alanı sorun olmaktan çıktı ve sistem AKP’yi kabul etti. Sistem ile bütünleşmiş oldu. Geriye Kürt meselesi ve bunun üzerine yaşanan sorunlar kaldı. AKP’nin bugün böyle bir girişimde bulunması çok manidardır. Çünkü, cumhuriyetin dışladığı ve ötekileştirdiği dindar muhafazakar kesimi temsil eden ve siyaset yapan, sonra muktedir olan ve devlet kurumlarını ele geçirip kendisi ile aynı mağduriyeti yaşayan Kürtler’e karşı böyle bir tavır içinde olması kabul edilebilir değil. Bu davanın sadece MHP’nin isteği ile açılması mümkün görünmüyor, iki ortağın anlaşması üzerine böyle bir dava açıldı.

“Parti kapatılması çok denendi ve bir netice alınmadı”

Mevcut yargının iktidara bağımlılığı dikkate alındığında yargının kendi başına bir dava açmasını beklemek mümkün görünmüyor. Bir taraftan sistem tarafından mağdur edilmiş bir iktidar partisi var, bir oy ile kapatılmadan kurtulmuş bir parti var. Empati yapması gerekir, yapılan işlem siyaseten ve ahlaken kabul edilebilir değil. Çünkü parti kapatılması çok denenen ve bir netice alınmayan bir olaydır. İlkesel olarak parti kapatmaya karşı çıkmak gerekir, siyasi partileri açacak olan ve kapatacak olan halkın kendisidir. Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi, siyasi muhalefeti etkisizleştirme, bastırma ve sindirmenin bir aracıdır. Gergerlioğlu, insan hakları savunucusudur. Tanınan, bilenen, sevilen birisidir. Gergerlioğlu’nun son birkaç yıl içinde tek başına gösterdiği çabayı muhalefet takdirle karşıladı. Farklı kesimlerin yaşadığı sorunları dile getirdi. Dikkat çeken siyasi bir figürdü. İktidar bundan rahatsızdı ve yargı kararı gerekçe gösterilerek acilen vekilliğini kaldırma yoluna gitti.”

Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem

Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı avukat Aydın Altaç ise HDP’ye kapatılma davasının açılmasının beklenen bir şey olduğunu söyledi:

“HDP’ye kapatılma davası açılması, cumhurbaşkanı ve AKP sözcüleri ile grup başkanvekilinin açıklamaları sonrası çok sürpriz olmadı. Beklenen bir şeydi, Türk demokrasi ve siyasal tarihine ve Türkiye’nin bundan sonraki yaşamına ağır darbe vuracak. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı üç-beş yıl önce partilerin kapatılmayacağı bir ülke tasavvur ettiğini söylüyordu. Türkiye’de siyasetin kurumsallaşması ve demokrasinin yerleşmesi açıklamaları ile cumhurbaşkanının açıklamaları ters düşüyor. Sayın Erdoğan, geçmişte yaptığı bütün açıklamalarına ters şeyler yapıyor. Sadece HDP ile ilgili değil, hangi parti olursa olsun ona destek veren, gönül verenlerin iradesini yok saymak ve görmezden gelmek kabul edilebilecek bir şey değil. Yargının bağımsız olmadığını biliyoruz. Açılan davaların sonucunu da biliyoruz.

“Yangından mal kaçırırcasına bir vekilin vekilliğini düşürmek hiçbir şekilde izah edilemez”

Temennim odur ki aklı selim bir karar çıksın. Siyasi parti kapatan bir ülke olmaktan çıkalım. Geçmişte HDP çizgisinde olan yedi-sekiz parti kapatıldı da ne oldu? AKP’nin içinden çıktığı partiye de kapatma davası açıldı. 2008-2009 sürecini çok iyi biliyoruz. 1994’te Meclis’teki görüntüleri genç iken gördük, dün de benzer görüntüleri gördük. Hakikaten milleti yok saymaktır. Yargının vermiş olduğu kararın AYM’de görülüyor olması var, daha AİHM’e gidecek, yangından mal kaçırırcasına bir vekilin vekilliğini düşürmek hiçbir şekilde izah edilemez. Gelecek Partisi olarak iki kararı da kınıyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır İl Başkanı Gönül Özel ise şöyle konuştu:

“Parti kapatma davası yanlıştır, doğru bulmuyoruz. İnsanların iradesine müdahaledir. Parti kapatmalarını hukuk ve demokrasiye uygun bulmuyoruz. Geçmişte de birçok parti kapatıldı. HDP kapatılır, başka isimle yeni parti açılır. Hiçbir zaman çözüm olmadı. AKP, HDP kapatılınca, HDP oylarının kendisine geleceğini mi sanıyor? İnsanların iradesine ipotek konulamaz. AKP kapatıldığında Gergerlioğlu buna da karşı çıkmıştı. 90 bin kişinin oyunu almış bir milletvekilinin vekilliğini kaldırmak siyasetten de ahlaken de doğru değildir. Sayın Gergerlioğlu çıplak aramaları gündeme getirdiği için vekilliğinin düşürülmesi sürecini hızlandırdılar.”

Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, AKP’nin yargıyı, muhalif seslere sopa olarak kullandığını söyledi:

“AKP oy kaybediyor, dolayısıyla varlık ve bekasını, muhalefete baskı yapmakta, kutuplaştırmada ve ötekileştirmede görüyor, muhalefet parti veya muhalif sesleri sindirmekte görüyor. AKP ve ortağı yıllardır kutuplaştırıcı ötekileştirici bir politika izliyor ve milliyetçi duyguları galeyana getirerek etrafını konsolide etmek için muhalefete ve muhalif seslere karşı bir nefret dilini kullandığını görüyoruz ve de bu konuda başarılı da oluyor. Bu her iki olayda, ülkenin huzur ve barışın zarar verir. Parti kapatmak milletin iradesini tanımamaktır, saygı duymamaktır. AKP, kayyum atamalarıyla, icraat ve konuşmalarına bakıldığında kendisine verilmeyen oyların hiçbir değerinin olmadığını göstermiştir. Suç şahsidir, suç işleyen kim olursa olsun bağımsız yargı tarafından yazılı olan cezası verildiğinde, buna kimsenin itirazı olmaz. Ülkenin birlik ve beraberliğini huzur ve barışı için siyasi alanın genişletilmesi, diyaloğun artırılması gerekirken, AKP bunun yerine baskı ve gerginlikten yana gayret ediyor. AKP, bütün muhalif seslere karşı yargıyı bir sopa olarak kullanmaya başlamış durumdadır. Biz bu iki olayı da (Parti kapatma davası ve Gergerlioğlu kararı) siyasi tarihimize düşen kara bir leke olarak görüyoruz.

“AKP iktidarı 18 yıldır yaptığı uygulamalarla yargıyı siyasileştirdi”

Ömer Faruk Gergerlioğlu bilindiği gibi bir insan hakları savunucusu. Hiç kimsenin fikrine, siyasi görüşüne inancına bakmadan bütün hukuksuzlukları dile getirmektedir. AKP iktidarı 18 yıldır yaptığı uygulamalarla yargıyı siyasileştirdi. Binlerce vatandaşın mağduriyetine sebep oldu. Gergerlioğlu, ‘Kral çıplak’ diyerek iktidarın her alanındaki hukuksuzluk ve adaletsizliklerini dile getirdi. İktidar bu hukuksuzluk ve adaletsizliklerin ifşa olmasından rahatsız oluyordu. Bir şekilde konuşan bu milletvekili susturmalıydı. Dolayısıyla Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşmüş değil, bu hukuksuzluğa onay veren hukuksuzluğa karşı durmayan Meclis, yani milletin iradesi, düşmüştür.”

İYİ Parti Diyarbakır İl Başkanı Vecdin Ensarioğlu da HDP’ye açılan kapatılma davası ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin konuştu. Ensarioğlu, “Parti kapatmalara karşıyım, hiçbir siyasi partinin kapatılmasından yana değilim. Bu çözüm değil, daha önce de çözüm olmadığını gördük. Her kapanan parti güçlü olarak geri geldi. Kapatma davasının içeriğini bilmiyorum. Yargının vereceği karara saygılıyız. Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi konusunda ise daha önce Berberoğlu kararı emsal olarak duruyor. Meclis bu konuda zor bir karar verdi ve yanlış olduğu anlaşıldı, buna benzer olay yaşanması endişesini taşıyorum. Bu Meclis’in itibarını düşürür” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus