ABD Dışişleri Bakanlığı “2020 İnsan Hakları Raporu”nu yayınladı: “Türkiye, temel haklar ve özgürlükleri kısıtlıyor, hukukun üstünlüğünü tehlikeye atıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı’nın, yıllık olarak hazırlayıp açıkladığı ve ülkelerin “insan hakları uygulamalarını” değerlendirdiği raporunun Türkiye bölümünde, temel özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün tehlikede olduğu vurgulandı.

Raporun giriş niteliğindeki özet bölümünde, Türkiye hükümetinin, 2018 yılında kabul edilen geniş kapsamlı Terörle Mücadele Kanunu’nu araç olarak kullanarak, temel özgürlükleri kısıtlamaya devam ettiğine ve hukukun üstünlüğünü tehlikeye attığına dikkat çekildi.

“2020 Türkiye İnsan Hakları Raporu” başlıklı bölümde öne çıkan insan hakları sorunları, yedi bölümde incelendi. Ele alınan insan hakları ihlalleri, “Kişinin bütünlüğüne saygı”, “Sivil özgürlüklere saygı”, “Siyasi sürece katılma özgürlüğü”, “Hükümette yolsuzluk ve şeffaflık eksikliği”, “İnsan hakları ihlalleri iddialarının uluslararası ve hükümet dışı soruşturulmasına ilişkin hükümetin tutumu”, “Ayrımcılık, toplumsal istismarlar ve insan ticareti” ve “İşçi hakları” başlıkları altında ele alındı. Raporda yer verilen sorunlar ve bu sorunların özneleri ise şöyle: Keyfi cinayetler, gözaltındaki kişilerin şüpheli ölümleri, zorla kaybetmeler, işkence, muhalefet siyasetçileri, avukatlar, gazeteciler, insan hakları aktivistleri, tutuklanan seçilmiş milletvekilleri, yargı bağımsızlığıyla ve ifade özgürlüğü ile ilgili kısıtlamalar, basın ve internet üzerindeki sansür ve erişim engeli benzeri kısıtlamalar, medya kuruluşlarının kapatılması, cezai hakaret yasalarının varlığı, toplanma, dernek kurma ve seyahat özgürlükleri üzerindeki kısıtlamalar, mülteci, kadın, LGBTİ+ ve çocuklara yönelik ayrımcılık ve şiddet.

Cezalandırma mekanizmaları yetersiz 

Rapora göre hükümet, insan hakları ihlalleriyle suçlanan yetkilileri soruşturmak ve cezalandırmak için sınırlı adımlar attı. Dolayısıyla, cezasızlık 2020 yılında da Türkiye’nin önemli bir sorunu olarak kaldı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre Türkiye’de cezalandırma mekanizmalarının yanı sıra suiistimal ve yolsuzluğu soruşturma ve cezalandırma mekanizmaları yetersiz. Raporda, suiistimal ve cezalandırma mekanizmalarının yetersizliğinin görüldüğü alanlardan biri “güvenlik güçleri mensupları tarafından yapılan istismar vakaları” olarak ifade edildi. Rapora göre Türkiye hükümeti, terörle mücadele operasyonları sırasında yaşanan sivil ölümleriyle ilgili soruşturmalar hakkında da bilgi paylaşmayarak insan hakları ihlallerine sebep oldu.  

Raporun “Kişinin bütünlüğüne saygı” başlıklı bölümünde, keyfi veya siyasi sebepli cinayetler, zorla kaybolma, işkence gibi aşağılayıcı muamele ve cezalandırma konularına değinildi. Bu noktada, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) 2020 Dünya Raporu’nun sonuçlarına yer verilerek, “Son dört yılda polis gözetiminde ve cezaevinde gerçekleşen, işkence gibi zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele iddialarının artması, Türkiye’nin bu alandaki iyileşme girişimlerini engelledi. Bu şekilde muameleye maruz kalanlar şikayette bulunduklarında kendilerini cezasızlık kültürünün içinde buldu” denildi.

Türkiye’de cezaevi ve gözaltı koşulları 

“2020 Türkiye İnsan Hakları Raporu”nda cezaevi ve gözaltı koşulları da incelendi. Rapora göre Türkiye’deki hapishaneler, genellikle altyapı ve temel donanım açısından fiziksel gereksinimleri karşılıyor. Ancak cezaevlerinin çok kalabalık olması, insanlık dışı ve aşağılayıcı olarak nitelendirilebilecek muamele ile sonuçlandı. Raporda yer verilen ve Adalet Bakanlığı’ndan alınan verilere göre 2020 yılının Temmuz ayında 233 bin 194 tutuklu kapasiteli 355 hapishanede, toplam tutuklu sayısı 281 bin idi. Rapor, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’nın geçen yılın nisan ayından bu yana salgın nedeniyle vefat eden mahkumlarla ilgili güncellenmiş rakamları açıklamadığına dikkat çekti.

Raporda, cezaevleri konusunda ele alınan bir başka mesele ise mahkûm annelerinin yanında kalan çocuklardı. Raporda yer alan İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre geçen yılın aralık ayı itibariyle 300 çocuk annesinin yanında cezaevinde kaldı.

İnsan Hakları Uygulama Raporu’nun Türkiye bölümünde “Kişiliğinin bütünlüğüne saygı” başlığı altında ele alınan diğer insan hakları ihlalleri ise keyfi tutuklama, keyfi gözaltı uygulamaları, adil kamu yargılamasının gerçekleştirilememesi ve özel hayatın gizliliği hakkına keyfi ve yasadışı müdahale idi. Raporda, İçişleri Bakanlığı’nın 2020 yılının ilk yedi ayında 14 bin 186 sosyal medya hesabını incelediğini ve bu hesapların sahiplerini, “terör örgütlerinin propagandası” yapmakla, “halkı kine ve düşmanlığa tahrik etmek” ve “cumhurbaşkanına hakaret etmek”le suçladığı belirtildi. Söz konusu suçlar nedeniyle yaklaşık yedi bin kullanıcı hakkında yasal işlem başlatıldı. Raporda “Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV), 2020 yılının ilk sekiz ayında en az 485 kişinin bu sebeplerden gözaltına alındığını ve altı kişinin de tutuklandığını” açıkladığı hatırlatıldı.

Ayrımcılık, şiddet ve istismar, salgın döneminde arttı

Toplumsal ayrımcılık ve şiddet konusunu da ele alan rapora göre 2020 yılında da kadına yönelik şiddet, hem kırsal hem de kentsel alanlarda ciddi ve yaygın bir sorun olmaya devam etti. Karantina uygulamaları, aile içi şiddeti artırdı. Geçen yıl, kadına yönelik ve aile içi şiddetin yanı sıra çocuk istismarlarının da arttığı belirtildi. “2020 Türkiye İnsan Hakları Raporu”na göre salgın sürecinde uygulanan karantinalar, çocuklara yönelik cinsel istismarların artmasına yol açtı. Çocuk istismarları artarken İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve Gaziantep baroları, mağdur çocuklar için yasal temsil taleplerinin önemli ölçüde düştüğünü bildirdi. Raporda ayrıca salgın sürecinde özellikle mülteci kız çocuklarının, “ekonomik sorunlarla başa çıkma mekanizması” olarak Türk erkekleriyle evlendirildiği belirtildi. Ancak bu evlilikler genellikle gayri resmi olarak gerçekleştiği için konu hakkında bir istatistik bulunmadığı vurgulandı. Raporda ayrıca yaşlılar, engelliler, etnik ve dini azınlıklar ile LGBTİ+’lar gibi toplumun dezavantajlı kesimlerinin maruz kaldıkları hak ihlallerine de değinildi ve bu grupların salgın döneminde her zamankinden daha savunmasız oldukları belirtildi.

Raporda, ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, ülke içinde zorla yerinden edilmiş kişilerin durumu, mültecilerin korunması, işçi hakları, siyasi sürece katılma özgürlüğü gibi alanlardaki hak ihlallerine ve yolsuzluk ile şeffaflık eksikliğine de değinildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararının rapora eklenmediğini ancak 2021 yılı ortasında raporun kadınlara ilişkin bölümü için ek bir rapor yayınlayacağını belirtti.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Derleyen: İlayda Öykü Biberoğlu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus