Burak Karataş yazdı: Ayılana gazoz

Dr. Refik Saydam, eski bir başvekildir, bir tarihte göreve başlarken şöyle buyurmuştu:
— Bu ülkede A’dan Z’ye her şey bozuktur…

Eski ediplerden Refii Cevat üstadımız da, Mevlevi tadı taşıyan ferah hikâyeler naklettiği özel sohbetlerinde, laf politikaya gelince, “bırakın yahu, bir halt olmaz bu ülkeden,” dermiş… Cevat, yıllarca yurt dışında kaçak yaşamak zorunda kalmış, Paris’te bulaşıkçılık yaparak geçimini sağlamış bir yazı emekçisiydi…

Biz gene de soralım: Nedir Türkiye’nin esas sorunu?

Medyanın içler acısı hali mi acaba?

Burak Karataş yazdı: Ayılana gazoz
Burak Karataş yazdı: Ayılana gazoz

Yoksa ikiyüz senedir bitmek bilmeyen enflasyon sorunumuz mu?

Trafik kurallarına uyulmaması, çocuk ölümleri, töre cinayetleri, ahlaka mugayir hareketlerin gözle görülür kertede artması (bu ölçü bendenizi her zaman eğlendirmiştir!)…

Nakil vasıtalarının gecikmesi, kanalizasyon ve altyapı sistemlerindeki bozukluk, yarım yamalak yapılan özelleştirmeler, hastanelerdeki izdiham, küçük esnafa gerekli mali desteğin verilmemesi, vergi politikasındaki yanlışlık

Yalnızca bunlar mı acaba?

Orhan Kemal’in ve Kemal Tahir’in ölümünden sonra doğru dürüst bir tane romancı çıkaramayışımız, şişine şişine ortada sarf edilecek laf bırakmadığımız yirmi sene evvelinin Nobel Edebiyat Ödülü, Eurovision ve Avrupa Kupası başarıları… Dünya Kupası üçüncülüğü…

Türk “rockçılarının” konser verip vermemesi, Nuri Bilge Ceylan’ın yeniden Cannes alıp alamayacağı, hangi filmin bu seneki Oscar şamatasında bizi temsil edip nal toplayarak vatan topraklarına geri döneceği…

Heykeltıraşlık deyince aklımıza Rolex saati takan Fatih Sultan Mehmet heykeli, cami deyince ikinci sınıf Sinan taklitleri, müzecilik deyince de Orhan Pamuk’un bir zamanlar zevk için uğraşıp sonra su koyuverdiği Masumiyet Müzesi geldiğinden, onlarla bir sorunumuz yok.

Nümizmatik deyince de aklımıza “bizim evde de eski para olacaktı yahu, şunları bir enayiye yutturabilir miyiz acaba” sorusu geçmiyor mu?

Bir Avrupalı dostu zamanında Zülfü Livaneli’ye söylemişti:

“Sizi Birlik’e almama sebeplerimizden biri de aşırı derecede çirkin şehirlerinizdir…”

Milyonlarca köylünün her gün üzerinde tepinmek suretiyle yüzyılların intikamını aldığı şu şehr-i İstanbul mu Türkiye’nin esas gündemidir? Hadi canım…

Hükümetten kurtulmak mı, muhalefeti düzeltmek mi, hukuku getirmek mi, eğitim sistemine çekidüzen vermek mi?

Nasıl olacak bu iş, sosyalist bakışla mı, kapitalist gelişimle mi, haybeden emperyalizm edermiş gibi efelenip sonra da “arka kapı diplomasisinden” medet umarak mı? Yeşilcilikle mi, feminizmle mi?

Kadınlara parlamento için kota getirirsek her gün milyonlarca kadın dayak yemekten kurtulur mu?

Hukuk gelirse (nasıl olacaksa o) deprem olduğu zaman yıkılan binanın altında kalan insanların parmaklarını kesip yüzüklerini çalan yaratıklar düzelecekler mi?

Dini esaslara uygun bir yönetim kurulursa ne olacak peki, “katılım bankacılığı” dümeniyle —tövbe hâşâ— Cenab-ı Hakk’ı kandırmaya devam mı edeceksiniz, yoksa başka yollar mı aranacak? “Faiz olmayan” faiz yiyenlere ne olacak?

Bana öyle geliyor ki, Türkiye’nin esas iki sorunu var: “Emek harcamadan yemek yemek istemek” yani üretmeden tüketmek istemek ve “hürriyet” değil, “serbesti” istemek.

Örneğin, taşrada yıllarca bastırılmış cinselliğin serbestçe yaşanabilmesi… Franco ölünce İspanya’da öyle oldu, bizim Franco gümbürdeyip gideli on sene oluyor, henüz o dalgaboyuna gelemedik!

Burak Karataş yazdı: Ayılana gazoz
Burak Karataş yazdı: Ayılana gazoz

Peki, niye? Sakın, Osman Ulagay’ın o meşhur master tezinde utana sıkıla söylediği gibi, “Kemalist elitlerin sanayileşmeyi ileri bir tarihe bırakıp halkı eğitmeye öncelik vermeleri” enayiliğinden dolayı olmasın?

Acaba merhum İsmet Paşa bunu ne zaman anladı?

Ona da bir cevabımız var: Voltaire’den alıntı yaptı diye yobaz ilan edilen Yargıtay Başkanı’nın cenazesinde linç edilmek üzereyken

Peki bu gidiş nereye?

İyiye diyenler de var, kötüye diyenler de.

Sen ne diyorsun aziz halkım? Karar senin, oy senin, sandık senin… Eh, gelecek de senin.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş