İki yıllık bölümlerde okuyan sağlık öğrencileri, koronavirüs nedeniyle hiç yüz yüze eğitim görmeden mezun olacak: “Ne kalp masajı yapmayı ne de damar yolu açmayı bilmeden mezun oluyoruz, hiçbir hastane bizi staja kabul etmiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bir yılı aşkın süredir hayatımızda olan koronavirüs salgını iş, eğitim, sağlık ve aile hayatını etkilemeye devam ediyor. Medyascope olarak salgının birçok farklı insanın hayatında yarattığı değişimleri haberleştirdik. Bu sefer, geçen yıl sağlıkla ilgili iki yıllık bölümlerde eğitim görmeye başlayan ve yaklaşık iki yıldır hiç yüz yüze eğitim alamamış öğrencilerin sorunlarını dinledik. Binlerce sağlık öğrencisi yüz yüze eğitim görmeden, normal şartlarda almaları gereken tıp ve sağlık eğitimlerini alamadan bu yılın sonunda mezun olacak. Konuştuğumuz öğrencilerin birçoğu, en temel sağlık bilgilerini bile teorik olarak aldıkları için hastalar ile yüz yüze gelemeden mezun olacak olmaktan şikayetçi. Sağlık öğrencilerinin bu sorunlarını hem öğrenciler hem de Türk Tabipleri Birliği (TTB) Tıpta Uzmanlık Kurulu Üyesi Prof. Dr. Orhan Odabaşı ile konuştuk.

Ahmet (*), geçen sene iki yıllık acil tıp teknisyenliği bölümünde eğitim görmeye başlayan ve hiç yüz yüze eğitim alamadan bu yıl mezun olmaya hazırlanan birçok öğrenciden biri.

Koronavirüs salgınının Türkiye’ye gelmesiyle çevrimiçi eğitim görmeye başlayan Ahmet, 2020-2021 bahar döneminin sonunda mezun olacak olmasına karşın henüz kalp masajı yapmak, damar yolu açmak, acil doğuma yardımcı olmak, gerektiği zamanlarda ambulans sürmek gibi bölümüne ait en temel bilgileri yüz yüze yapılan derslerde görmeden mezun olacak olmanın kendisini umutsuzluğa sürüklediğini söylüyor. Bu alanlardaki pratik eksikliği nedeniyle kimseye yardımcı olamayacağını belirten Ahmet, ileride hiçbir hastanenin onu staja ya da işe almayacağına yönelik endişeleri olduğunu anlatıyor:

“Bir hastayı saniyeler içinde kurtarmam ve hayata döndürmem için almam gereken birçok tıbbi müdahale eğitimini almadım”

“Geçen yıl kendi isteğimle tercih ettiğim bu bölümde eğitim görmeye başladım ve ardından koronavirüs Türkiye’de görülmeye başlandı. İkinci dönem çevrimiçi eğitime geçtim. Birinci dönem gördüğüm dersler çoğunlukla teknik bilgilerdi. Üç dönemdir hiç yüz yüze eğitim görmedim. İlerde bir gün bir sağlık alanında işe girdiğimde bir hastayı saniyeler içinde kurtarmam ve hayata döndürmem için almam gereken birçok tıbbi müdahale eğitimini alamadım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Nereye gitsem, hangi özel hastaneye başvursam ‘Sen iki yıldır hiçbir şey öğrenmedin, bu halde seni bir de biz mi eğiteceğiz’ diyorlar haklı olarak. Neden bu kadar yıl eğitim gördüm, neden sınavlara çalıştım ve neden emek verdim? Her şey çöp oldu gibime geliyor. Kimsenin bizi duyduğu, gördüğü yok. Ailelerimiz bile bizi anlamıyor. Psikolojim altüst oldu. Bunu nasıl telafi edeceğiz? Gerçekten koskoca dünyada sadece biz mi koronavirüs salgını ile baş ediyoruz? Başka hiçbir devlet yok mu örnek alınacak? Kendimi okuduğum bölümle ilgili yeterince bilgili hissetmiyorum ve çok fazla eksiğim olduğunu düşünüyorum.”

“Bu sadece bizi değil, sizi de ilgilendiriyor. İyi bir sağlıkçıya ihtiyacınız olmayacak mı sanıyorsunuz?”

“Bu durum hiç yokmuş gibi davranıyorlar. Ne açıklama ne de bir şey. İlk defa sizin merakla ‘Ne yapacaksınız?’ diye sorduğunuzu gördüm. Ne yapacağız bilmiyorum. Kendimi çaresiz hissediyorum. Twitter’dan etiket açıp sesimizi duyurmaya çalışmaktan yorulduk. Artık birileri bizi muhatap alsın. Bu sadece bizi değil, sizi de ilgilendiriyor. Hiç hastaneye, iyi bir sağlıkçıya ihtiyacınız olmayacak mı sanıyorsunuz?”

“Kimse ilaçlarla ilgili bilgi sahibi değil ama sınavlarda herkes yüksek puan alıyor, kopyanın önüne geçmek imkansız”

Canan (*) ise iki yıllık eczane teknikerliği bölümünden mezun olmaya hazırlanan bir sağlık öğrencisi. O da yaşadığı sıkıntıların kendisini bunalttığını ve artık bir çözüm önerisi beklediğini söylüyor. Canan’ın yaşadıklarını onun cümleleriyle aktarıyoruz:

Eczane hizmetleri bölümünde ikinci sınıf öğrencisiyim. Sadece bir dönem yüz yüze eğitim gördük. O da okula adapte olma süreciyle geçti. Derslerin çoğu sağlıkla ilgili değildi. Matematik, tarih ve edebiyat dersleriydi. Bir dönem içinde sağlıkla ilgili yalnızca anatomi gibi dersler gördük ki bu dersler yüz yüze olmasına karşın zorlanıyorduk. Şimdi ise derslerimize uzaktan eğitim aracılığıyla katılıyoruz ama tüm derslerimiz sağlıkla ilgili. Ve biz uzaktan eğitimle çok zorlanıyoruz. Çoğu arkadaşım derslere bile giremiyor. Hocalarla iletişim kurmak başlı başına bir sıkıntı. Çoğu öğrenci Anadolu lisesi çıkışlı ve bu dersleri anlamakta çok sıkıntı çekiyorlar. Bir de evde olduğumuz için velilerin okullarımızı tatilmiş gibi algılamalarıyla, ‘Derse gireceğim’ dediğimizde ‘Aman sonra gir, boş ver’ gibi sözleriyle karşılaşıyoruz. İlaç yapacaktık bu sene ama yapamadık mesela. Şu an eczane hizmetleri sınıfından kimse ilaçlarla ilgili bilgi sahibi değil ama sınavlarda herkes yüksek puan alıyor. Kopyanın önüne geçmek zor ve imkansız. Yıllardır hazır bilgiye ulaşmak üzere ezbere dayalı bir eğitim gördük. Kolayı varken kimse kalkıp saatlerce ders çalışmıyor. Bunu kimse inkâr edemez. Yüz yüze sınavları geçemeyen bizden, dersleri uzaktan eğitimle anlayıp, uygulayıp sınavları geçmemizi bekliyorlar. Staj yapamadık. Hastaneler stajyer almıyor.

“Biz bilinçsiz, eğitimsiz, bilgisiz bir şekilde mezun olacağız”

Hocalar uygulamalı dersleri anlatıp geçiyor. İlkyardım dersimiz var ama uygulamalı değil. İlkyardım çok önemli bir ders. Anlatılarak öğrenilecek bir ders değil. Tüm öğrencilerin aynı saatte derse girmeleri bekleniyor. Peki her öğrencinin öyle bir imkanı var mı? Yok. Kimi köyde yaşadığı için internet sıkıntısı yaşıyor, kiminin altyapısı yok internet bağlaması için eve. Bunu kimse düşünmüyor ya da düşünmek istemiyor. Biz, uygulamalı görmemiz gereken dersleri uzaktan eğitimle görürsek -ki böyle oluyor- okullardan bilinçsiz, eğitimsiz, bilgisiz bir şekilde mezun olacağız. Kimimiz KPSS puanıyla atanacak. Ama sağlıkla ilgili ne biliyoruz ki?

“Sistemde ‘Aspirin yapmasını biliyor’ olarak gözüküyoruz ama hiçbirimiz yapamıyoruz, bilmiyoruz”

Kendi bölümüme dair hiçbir şey bilmiyorum. İşsizlik oranı artacak. Özel sektörde bile iş bulamayacağız çünkü onlar da bizim şu an için bilgisiz, eğitimsiz olduğumuzu biliyor. Aspirin yapmasını biliyoruz diye geçiyor sistemde ama hiçbirimiz yapamıyoruz, bilmiyoruz. Bu durumu hocalara anlatınca ‘Yapacak bir şeyimiz yok’ diyorlar. Ben ailemle yaşıyorum. Derse gireceğim dediğimde ‘Girme’ diyorlar. ‘Sanki ne anlayacaksın?’ diyorlar. ‘Okulda değilsin, boş ver’ diyorlar. Veliler bilinçsiz. Sağlık çıkışlı biri kimya dersini yapamıyor. Anadolu liseli çıkışlı biri anatomi dersini anlamıyor. Tansiyon, nabız ya da ilaç hazırlamayı bilmiyor. Sınıfta sadece bir ya da iki kişi biliyor. Ama bilmeyen de mezun olacak. Bize ‘Staj yapın’ denildi. Ama hastaneler almıyor. Eczaneler de uzaktan eğitim alan öğrenciyle uğraşmak istemiyor. Çünkü her şeyi sıfırdan anlatması gerekiyor. O yüzden kimse bizi kabul etmiyor.”

“Bahar döneminde bazı kurumlar stajyer kabul etmeye başladı, şanslı öğrencilerden biri olduğum için memnunum”

Mehmet (*) ise bu senenin sonunda iki yıllık diyaliz bölümünden mezun olacak. Diğer mezun olacak birçok sağlık öğrencisi gibi onun da endişeleri var. Şu an bir sağlık kurumunda staj yaptığını söyleyen Mehmet, çevrimiçi derslerde ve sınavlarda yaşadığı sıkıntıları şöyle anlatıyor:

“Diyaliz bölümü okuyorum. Salgının başlangıcında sınavlarımız gözetimsiz bir şekilde havuz soru sistemiyle yapıldı. Kimse için problem değildi çünkü herkese farklı sorular geliyordu. Daha sonra kameralı havuz soru sistemine geçildi. Zaten internet kesintisi gibi olaylarla karşılaşma korkusu yaşıyorken, bu sefer de ‘Ya yanlış anlaşılırsam?’ korkusu eklendi. Finaller yaklaşırken sınavlarımızla sorular arası geçiş kaldırıldı. Yani bir soruyu bilmiyorsan bilmiyorsun ve sıfır puan alıyorsun. Daha sonra akıllarına gelir ihtimali bile verilmemişti. Karekod ve filigran sistemiyle de desteklendi bu sistem. Kopyanın önüne geçildi evet ama yaşanan mağduriyetler bir sonuca ulaşmadı. Salgının stresi üzerimizden kalkmamışken böyle bir sistem getirilmesi bizim üzerimizde daha büyük baskı oluşturdu. Güz dönemi çoğu hastane stajyer kabul etmedi. Sahaya çıkmadan mezun olacağımızı düşünerek daha da kaygılandım ancak bahar döneminde bazı kurumlar stajyer kabul etmeye başladı. Staj ayarlayabilen şanslı öğrencilerden biri olduğum için memnunum çünkü çoğu arkadaşım sahaya çıkmadan mezun olacak. Bu dönemde öğrendiğim her şeyi zihnime kazımaya çalışıyorum çünkü bunun bir sonraki seviyesi direkt iş alanı olacak. Umarım yeterli donanımda mezun olabilir ve hastalara yardım edebilirim.”

“Öğrencilerin temel sağlık becerileri kazanmadan mezun olmaları hepimizin ortak sorunu”

Sağlık öğrencilerinin yaşadıkları bu sıkıntıları, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Tıpta Uzmanlık Kurulu Üyesi Prof. Dr. Orhan Odabaşı ile de konuştuk. Odabaşı, yaşanan sorunların hem sağlık bilimleri hem de tıp eğitimi alanlarında olduğunun altını çizerek bu durumun bir an önce telafi edilmesi gerektiğini belirtti. Odabaşı şöyle konuştu:

“İki yıllık sağlık eğitimi gören ve şu an dördüncü dönem derslerini alan öğrenciler hastalarla yüz yüze gelemedi. Biz, kendi fakültemizde tıp eğitimi alan dördüncü sınıf öğrencilere telafi dersleri koyduk. Son sınıfta tekrarları olacak bu derslerin. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması ve telafi eğitimin yapılması gerekiyor. Geçen sene staj döneminde olan öğrenciler mezun oldu. Bunların telafi dersleri de olmadı. Cerrahi stajını yapamayanlar var ki bu stajı çok önemli görüyoruz. Bunları Sağlık Bakanlığı temsilciliklerine de söyledim ve ayrıca TTB’nin de bu yönde bir önerisi var. Birkaç önlem almak gerekiyor. Bunlardan birisi de mevzuat. Bu öğrencilerin uyum eğitiminden geçirilmesi gerekiyor. Bu hem öğrenciler için bir hak hem de bir sorumluluktur. Öğrenciler, iki yıllık eğitimleri içerisinde mutlaka kazanmaları gereken becerileri kazanmadan mezun ediliyorsa Sağlık Bakanlığı bunu telafi etmek durumunda. Hızlandırılmış eğitim olabilir, bir uyum eğitimi olabilir. Bunlar tamamlandıktan sonra göreve başlanabilir. Düşünebiliyor musunuz? Bir sağlık çalışanı temel yaşam desteği uygulamayı bilmiyor. Bu çok hayati. İnsanların ikinci bir şansı yok. Sağlık çalışanı o kişiye müdahale edecek ve o kişi hayatta kalacak. Hastanın şansı tek o kişi iken, sağlık çalışanının o beceriyi kazanmadan mezun edilmiş olması hepimizin ortak sorunu.” 

(*) Röportaj yaptığımız kişilerin isimleri kendi istekleri doğrultusunda gizlenmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus