CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ndan, kaldırılan “128 milyar dolar nerede?” afişleriyle ilgili açıklama: “İl ve ilçe başkanlıklarımıza asacağız ve sorumuza cevap verilene kadar kaldırmayacağız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde reklam panolarına asılan “128 milyar dolar nerede?” yazılı afişlerin toplatılmasına ilişkin İstanbul-Bakırköy’de açıklama yaptı. Afişlerin kaldırılmasının hukuksuz olduğunu belirten Kaftancıoğlu, kaldırılan afişleri CHP İstanbul İl Başkanlığı ve 39 ilçe başkanlığına asacaklarını, sorularının cevabını alıncaya kadar da afişleri kaldırmayacaklarını söyledi.

Geçen hafta CHP tarafından İstanbul-Büyükçekmece, Bursa-Mudanya, Edirne, Kırşehir ve Ardahan gibi bazı kent ve ilçelerdeki reklam panolarına ‘128 milyar dolar nerede?’ yazılı afişler asılmış, partinin logosuyla basılan afişler savcılıklar tarafından toplatılmış ve ardından “cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle soruşturmalar başlatılmıştı. 

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, bugün (13 Nisan) Bakırköy Meydanı’nda konuyla ilgili açıklama yaptı. Sözlerine çok üzgün ve öfkeli olduklarını belirterek başlayan Kaftancıoğlu, şunları söyledi:

“Bugün sizlere üzüntümüzle, öfkemizle değil aklımızla sesleneceğiz. Çünkü bu ülkeyi öfkeyle ve kibirle yönetenlerin bu güzelim memleketi ne hale getirdiklerini hepimiz biliyoruz. Ve bizler siyasetin görevinin öfkeyle, kibirle vatandaşın üzerinde ego tatmin etmek değil, akılla vatandaşa hizmet etmek olduğuna inanıyoruz. Cumhuriyet Halk Partili bir siyasetçi olarak aklımla, sizlerle yapılması gerekenleri ve sorulması gerekenleri bir kez daha paylaşacağım. Üzüntülüyüm çünkü her gün sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin her yerinde bu kelimeyi söylerken bile çok üzülüyorum, patır patır insanlarımızı kaybediyoruz ve pisi pisine kaybediyoruz. Bir türlü önüne geçilemeyen, önlenemeyen, gerekli tedbirler alınmayan, kaynaklar doğru ve akılcı bir şekilde kullanılıyor olsa yaşamayacağımız bir çok şeyi yaşamak zorunda kalıyoruz 84 milyon olarak. Ve bu pandemide bu kayıplarımızın faturası da ne yazık ki kaybedenlere, vatandaşlara kesiliyor ve bu işin asıl sorumluları çıkıp diyorlar ki ‘Evet biz hata yaptık, biz yanlış yaptık.”

“İktidar lebaleb kongreleri yapmak yerine gerekli önlemleri alıp kaynakları vatandaşa hizmet için aktarmış olsaydı bu süreci bu kadar acı ve zor geçirmezdik”

Hata nasıl olur biliyor musunuz? Bir yazıyı bir kağıda yazarsınız yanlış yazmışsınızdır, silgiyle silersiniz bu hata olur, bu kabul edilebilir bir yanlış olabilir. Ama insanlarımız göz göre göre, patır patır ölüyorsa bu öyle saraylardan görüldüğü gibi kağıda yanlış yazmak ve silmek gibi bir şey değildir. İnsanlarımızı kaybediyoruz çok üzgünüm ve göz göre göre bu kayıpların önünü açanlara karşı da korkunç öfkeliyim. Ve dün İstanbul’da 131 kişi öldü dedik. Türkiye’de ne kadar kişinin öldüğünü biliyoruz, gerçek vaka sayılarının çok daha fazla olduğunu biliyoruz ve bizler, iktidar, bizleri yönettiğini zannedenler lebaleb kongreleri yapmak yerine gerekli önlemleri alsalardı, birazdan konuşacağımız kaynakları doğru şekilde vatandaşa hizmet için aktarmış olsalardı bu süreci bu kadar acı ve zor geçirmeyeceğimizi biliyoruz.”

“Soru sormak ne zamandır suç?”

Firmalarla sözleşme yapılıp, bedeli ve vergisi ödenerek asıldığını belirttiği afişlerin kaldırılmasının hukuksuz olduğunu belirten Kaftancıoğlu, şöyle devam etti: “Dün şu karşıda birazdan göreceğiniz bilboardlarda ve İstanbul’un birçok yerinde hatta Türkiye’de birçok bilboardda arkadaşlarımızın şu anda asacağı ‘128 milyar dolar nerede?’ afişleri vardı ve bu soru Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri tarafından firmalara sözleşmeleri yapılarak, bedeli ödenerek, vergisi ödenerek asılmış bilboardlardı. Görüyorsunuz hakaret yok, iftira yok, tehdit yok sadece ve sadece soru var. Ne zamandır soru sormak suç? Siyasetin görevi nedir? İktidarın görevi vatandaşa hizmet etmek değil midir? Muhalefetin görevi de vatandaşın hakkını hukukunu korumak için, vatandaşın bir kuruşunu korumak için, tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için iktidara soru sormak değil midir? Bu pankartlarımız gece yarısı operasyonlarıyla, hukuksuz bir şekilde ve suç işlenerek kaldırıldı. Hiçbir yasal dayanağı olmadan. Ve ben burada bunları kaldıran kamu ve emniyet görevlilerine ve valiliğe de seslenmek istiyorum, siyasetin görevi vatandaşa hizmetse, vatandaşa hizmet için doğru soruları sormak ve cevabını aramaksa bunu nasıl suç olarak kabul ediyorsunuz?

Suç nedir biliyor musunuz? Suç, vatandaşı kandırmak için seçim zamanlarında ‘Yerli uçağımız çok yakında’ diyerek bütün bütün bilboardları doldurmaktır. Suçlular, 31 Mart sabahında yani 1 Nisan günü vatandaşa yalan söyleyerek bütün bilboardları ‘Gönül belediyeciliği’ diyerek dolduranlardır ya da suç, her seçim dönemi ve sonrasında İstanbul’da ‘Her yere metro’ diyerek afişleri donatarak yılda beş kilometrekare metro yapamamaktır. O yüzden emniyet yetkililerimize ve valiliğe buradan sesleniyorum, bizim sorduğumuz soru suç değil, soruları doğru şekilde sorduğumuz için sizin engellemeniz suçtur. Dün bilboard firması çalışanı, pandemi döneminde evine asgari ücretle ekmek götürmeye çalışan bir garibanın, bir ilçemizde önü kesiliyor kesilmekle kalmıyor kabahatler kanunundan ceza kesiliyor kendisine. Bu ülkede bizler kabahatin de ne olduğunu biliyoruz, suçun da ne olduğunu biliyoruz. O yüzden bu afişlerin asılması değil, vatandaş için doğru soruların sorulması değil, tam tersine vatandaş adına doğru soruları soranların engellenmesini sağlayanlardır suçlu olanlar. O çalışanlara kesilen o cezalarla ilgili itirazı yapmakla kalmayacağız, o arkadaşlarımızın da bütün yasal süreçlerini birebir ve bizzat takip edeceğiz. Suçun ve suçlunun kim olduğunu bize öğretmesinler. Bu ülkede doğruları söyleyen her kim olursa olsun iktidar, cevapları vermek yerine doğruları söyleyeni terörist ilan ederek, cezalandırarak doğruların söylenmesinin önüne geçebileceğini düşünüyorsa her zaman olduğu gibi yanılıyor. Hatta doğru soruları bilboardlardan hukuksuz bir şekilde gece yarısı operasyonlarıyla sökebileceklerini zannedenlere sadece ve sadece gülüyorum.” 

“Bilboardlardan söktürseniz de hakikati vatandaşın yüreğine çakmaya devam edeceğiz, vatandaş sandıkta sizin biletinizi kesecektir”

Sordukları sorular konusunda kaygılarının olmadığını belirten Kaftancıoğlu, Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarlık rezervinin akıbetinin ne olduğunu öğrenene kadar sormaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi:

“Bizler hakikati bilboardlardan söktürseniz de, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizlere soruşturma açsanız da, bizlere ne yaparsanız yapın sorumluluğumuz gereği vatandaş adına bu soruları sormaya, doğruları vatandaşın yüreğine çakmaya devam edeceğiz. Bu konuda en ufak bir tereddüdümüz, kaygımız, korkumuz yoktur. Korkması gerekenler kendilerine soru sorulmasından korkanlardır, vatandaşa hizmet ederken hesap verebilir olmak zorundasınız, cevap vermek zorundasınız. Eğer cevabını veremeyeceğiniz işler yapıyorsanız o koltukları bırakmak zorundasınız. Zaten sandıkta vatandaş sizin biletinizi kesecektir. Korkmayın diyorum o nedenle bu soruları sorarken. Vatandaşın hakkı olan ve sadece yedide biri pandemi gündemine ayrılmış olsaydı şu anda ihtiyacımız olan 28 günlük tam kapanmayı sağlayabilecek bir kaynağın, yani Merkez Bankası’nın 128 milyarlık rezervinin nereye gittiğini sormak, suç olmadığı gibi sorumluluktur. 128 milyar dolar nerede? Cumhuriyet Halk Partisi burada, bütün örgütlerimiz burada ama 128 milyar dolar nerede? Sorumlu siyasetçi ne yapar, biz bunu bilboardlarla sorduk ya, gider daha çok bilboard kiralar ve 128 milyar doların nerede olduğunu açıklar. Açıklayamayanlar da işte bunu yapanları suçlu ilan edip susturmaya çalışır, usulsüz hukuksuz bir şekilde engellemeye çalışır. Engelleyemeyecekler. Nerede olduğunu bilmediğimiz, vatandaş adına sonuna kadar takibini yapacağımız 128 milyar dolarla ilgili genel başkanımızın sorduğu ve bizim de Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne kadar engellerseniz engelleyin tüm İstanbullular’a anlatacağımız ‘Bu satış hangi yöntemlerle yapıldı, bu satış hangi tarihlerde yapıldı, bu dövizler hangi kurdan alındı ve hangi kurdan satıldı, bu ticaretin alıcıları kimler ve bu satışın altında kimin imzası var?’ sorularına, ‘Ekonominin başı benim’ diyen şahsın hükümetinin biz bu sorulara cevap vermesini bekliyoruz. Şimdi İstanbul il başkanlığımız ve 39 ilçe başkanlığımıza görsellerimizi asacağız ve bu soruların cevabı alınıncaya kadar asla ve asla bu afişleri kaldırmayacağız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus