HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: “İlk seçimde HDP sorumluluk alacak ve ülkenin yönetiminde yer alacak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Gündeme dair açıklamalar yapan Buldan, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinden bu yana kadına şiddetin arttığını belirterek, “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı günden bu yana şiddetin katlanarak arttığını görüyoruz. Sadece çekilme kararından sonra 12 bine yakın şiddet olayının yaşandığını basından gördük. Bunun önünü açan AKP-MHP’nin kadın düşmanı politika ve anlayışlarıdır” dedi.

Pervin Buldan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İlk seçimde HDP sorumluluk alacak ve bu ülkenin yönetiminde mutlaka olacak

Seçimde “üçüncü yol” tartışmalarına ilişkin “Gündemimizde seçim ittifakı yok” diyen Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü: “HDP’yi yeterince tanımayanlar bizim üçüncü yol dememizi seçim ittifakı olarak anlamlandırmaktadır. Buradan bir kez daha ifade ediyorum; HDP’nin gündeminde seçim ittifakı yoktur. Şu an gündemimiz seçim ittifakı değil, en geniş demokrasi ittifakıdır. Tüm toplumsal ve siyasal kesimler, emek ve demokrasi güçleri, aydınlar ile direniyoruz. Üçüncü yol egemen sömürücü güçlerin dışında kalan demokratik kamuoyunun kendisidir. Üçüncü yol klasik bir muhalefet tarzını benimsemez, kısa vadeli düşünmez. HDP’ye bakan 7 Haziran’ı, 31 Mart’ı, 24 Haziran’ı ve burada yaşanan ve yaşatılan başarıları görür. Bu dönem biz muhalefetteyiz ama bilinmeli ki ilk seçimde HDP sorumluluk alacak ve bu ülkenin yönetiminde mutlaka olacaktır.”

“Merkez Bankası’nın yedek anahtarı kimdeyse paralar ondadır”

Merkez Bankası rezervlerine ilişkin konuşan Buldan, “Merkez Bankası’nın 128 milyar doları ortada yok. Kamuoyu bunu soruyor, cevap vermiyorlar çünkü veremiyorlar. Biz cevabı biliyoruz: Merkez Bankası’nın yedek anahtarı kimdeyse paralar ondadır. Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz” dedi.

“Cumhurbaşkanı kararnamesiyle 12 kamu arazisi daha satışa çıkarıldı çünkü bunlar doymak bilmiyorlar”

Buldan konuşmasına şöyle devam etti:

“Satılmadık kamu kurumu ve arazisi bırakılmamıştır. Hafta sonu Cumhurbaşkanı kararnamesiyle 12 kamu arazisi daha satışa çıkarıldı çünkü bunlar doymak bilmiyorlar. Bunların sistemi aynı zamanda cumhurbaşkanlığı emlak sistemidir. Merkez Bankası’nın 128 milyar doları yok. Merkez Bankası’nın yedek anahtarı kimdiyse paralar ondadır. Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz. İşsizlik, yoksulluk ve açlık sosyal bir ölümdür. Yüz binlerce kamu çalışanının KHK ile işten atılması aynı zamanda sosyal ölümdür. Son bir yılda 177 bin işçi Kod-29’la işten çıkarıldı, aileleriyle bir milyon insanı açlığa mahkûm ettiler. ‘AKP’li olmayana yurt da yok’ diyorlar. ‘Yandaş olmayana rahat ve huzur vermeyeceğiz, gün yüzü göstermeyeceğiz’ diyorlar. Bir yerde zulüm artıyorsa zalimlerin sonu yaklaşıyor demektir. Halk tüm bu zulümleri öyle bir soracak ki felekleri şaşacak. O hesap günü de yaklaşmaktadır. Sandıktan daha fazla kaçamayacaklar. İktidarlarının son dönemlerini yaşadıklarını onlar da biliyor. Cumhurbaşkanlığı gidiş sistemi yolcudur. Sandıklar halkın elindedir, halk da dört gözle o günleri beklemektedir. Bu iktidarın gerçek yüzü bir yıllık salgın sürecinde görülmüştür.”

“Polisler şiddete uğrayan kadınların başvurularını almamakta, mahkemeler koruma kararı vermemektedir”

İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinden bu yana kadına şiddetin arttığını ve polislerin şiddete uğrayan kadınların başvurularını kabul etmediğini belirten Buldan, “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı günden bu yana şiddetin katlanarak arttığını görüyoruz. Sadece çekilme kararından sonra 12 bine yakın şiddet olayının yaşandığını basından gördük. Polisler şiddete uğrayan kadınların başvurularını almamakta, mahkemeler koruma kararı vermemektedir. Kamu görevlileri bu durumu eskiye dönüldü diye gerekçelendirmeye başladı. Geçen hafta Diyarbakır’da Rosa Kadın Derneği’ne bir baskın yapıldı. Sekiz kadın tutuklandı. Kadın düşmanları İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından kadınlara karşı her yerde saldırı dalgası başlatmış durumdadır. Devletin kadınlara dönük gözaltı, tutuklama operasyonuyla, sokaklardaki erkek şiddeti kadınları eşzamanlı olarak hedef almaktadır. Tam bir işbirliği ve ittifak söz konusu. Bunun önünü açan AKP-MHP’nin kadın düşmanı politika ve anlayışlarıdır. Geçen hafta Danıştay’a başvuru yaptık. Bu hukuksuz kararın bir an önce iptal edilmemesini istedik ve bu talebimizi ilettik. Biz her gün üç kadının öldürüldüğü bir ülkede bu çekilme kararını iptal edecek hukukçuların olduğunu görmek istiyoruz. ‘Ölmek istemiyorum’ diyen Emine Bulut’ların ülkesinde kadınların ölmemesi bu karara geçit vermeyecek hukukçuların olduğunu görmek istiyoruz” dedi.

“Erdoğan’a soruyoruz: İzmir’de yatak olmadığı gerekçesiyle Aslı ölmedi mi?”

Koronavirüs salgınına da değinen Buldan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şu soruları yöneltti: “Günlük vaka sayıları 60 bini geçti. Günlük ölü sayısı da 300’ün üzerinde. Bu rakamların gerçeği yansıtmadığını hepimiz biliyoruz. Erdoğan’a soruyoruz: İzmir’de yatak olmadığı gerekçesiyle Aslı ölmedi mi? Hastane önlerinde boş yatak bekleyen insanlar bu ülkenin vatandaşı değil mi? Gece gündüz fedakârca çalışan doktorlar, sağlık emekçileri bu ülkede görev yapmıyor mu? Kendiniz tıklım tıklım kongre salonları doldururken kepenk indirttiğiniz esnaf, maskeyi eğri taktı diye ceza kestiğiniz vatandaş hangi ülkenin vatandaşıdır. Ortada övünülecek durumun olmadığını, yüzünüzün kızarması gereken bir durumla karşı karşıya olduğunuzu hatırlatmak isterim. Günlük vaka sayısı 60 bin sınırına gelmiş bunu başarı olarak gösteriyorlar.  Bu iktidarın pandemi tablosu budur. Bir diğer kriz yaşanan yer, eğitim ve okullar. Eğitim sistemi felç haline gelmiş. Aşı için hâlâ sırada beklerken bu ülkenin iktidarı hâlâ yalan söylüyor. Eğitimciler, emekçiler aşı yapılmadığı için virüs karşısında korumasız durumda.  Bu insanlar derhal aşı kapsamına alınmalıdır. Kısa çalışma ödeneği ve işsizlik maaşı asgari ücret düzeyine getirilerek pandemi tam olarak atlatılana kadar uzatılmalıdır. İşsizlik fonu mutlaka ihtiyacı olanlar için harcanmalıdır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus