TTB’den Osmaniye’de savcı tarafından tehdit edildikten sonra gözaltına alınan doktor hakkında açıklama: “Kimden gelirse gelsin sağlık alanında yaşanan şiddete karşı mücadelemiz sürecek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Osmaniye Devlet Hastanesi’nde görevli Dr. Kemal Gökhan Günel’in dün (12 Nisan), Osmaniye Cumhuriyet Savcısı M.B. tarafından tehdit edilip gözaltına alınmasına tepki gösterdi. TTB’nin yaptığı yazılı açıklamada “Kimden gelirse gelsin sağlık alanında yaşanan şiddete karşı mücadelemiz sürecek” denildi.

Osmaniye Devlet Hastanesi’nde yaşanan olayda iddiaya göre, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) randevusu olmadığı halde polikliniğe başvuran Cumhuriyet Savcısı M.B., randevusuz olarak muayene olmak istedi. Savcı M.B., o sırada içeride hasta muayene eden ortopedi uzmanı Dr. Kemal Gökhan Günel‘in ifadesine göre, zorla odaya girerek muayene olmak istediğini söyledi ve içeride başka bir hastanın olması nedeniyle reddedilince Günel’i tehdit etti.  Bir süre sonra savcı M.B., Günel’i şikayet etti. Günel, polisler tarafından gözaltına alındı ve ifadesinin ardında serbest bırakıldı. 

Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan olaya dair yapılan açıklamada Dr. Günel’in görevden kaçındığı ve Savcı M.B.’yi aşağıladığı dile getirildi. Başsavcılık, Günel hakkında “hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığını belirtti.

Konuyla ilgili bugün (13 Nisan) bir gelişme daha yaşandı. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK), Cumhuriyet Savcısı M.B. hakkında inceleme izni verdi. Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Bakan Gül’ün HSK Başkanı sıfatıyla, olayın tüm yönleriyle araştırılması için verdiği inceleme izni kapsamında HSK Birinci Dairesi’nce savcı M.B. hakkında inceleme başlatıldı ve müfettiş görevlendirildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi yaşanan bu olaya ilişkin internet sitesinde bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada 17 Nisan 2012’de görevinin başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümü ve “Sağlıkta Şiddeti Önleme Günü”nün yaklaştığı hatırlatıldı. 

TTB’den yapılan açıklamada, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı’nın gerçeği yansıtmayan bir açıklama yaptığı belirtilerek “Meslektaşımızın herhangi bir şekilde tedaviden kaçınması söz konusu değildir. Muayene sürecine ilişkin bilgiler sistemde kayıtlıdır. Güvenlik kuvvetlerine ise aşağılayıcı hiçbir ifade kullanmamıştır. Eğer varsa bunları kayıtlardan ortaya çıkarmak, etkili bir soruşturma yürütmek başsavcılığın görevidir. Başsavcılığın yapması gereken meslektaşımıza suçlamalar atfetmek değil, kendi meslektaşlarının görevini kötüye kullanması nedeniyle hakkında soruşturma açılmasıdır. Soruşturma yürütülürken hangi hallerde kişilere hızlıca gözaltı işlemi uygulanacağı, hangi hallerde ise günlü olarak ifadeye çağrılacağı, meslektaşımızın mesleğini icra ederken apar topar gözaltına alınmasını gerektiren hangi suç unsurunun tespit edildiği sorularının cevaplanması gerekmektedir” denildi.

TTB tarafından yapılan açıklamanın tamamı ise şöyle:

“Dün Osmaniye Devlet Hastanesi’ne saat 15.00 sularında, daha önceden herhangi bir MHRS randevusu olmadığı halde polikliniğe başvuran savcı, o sırada içeride hasta muayene eden meslektaşımıza uygun olmayan söz ve davranışlarda bulunarak kendisinin muayene edilmesini istemiştir. Hekim arkadaşımız daha önce muayene edilerek tedavisi düzenlenen kişiye kendisini ilk tedavi veren hekimin kontrol etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Meslektaşımız o sırada kalp damar yoğun bakımda yatan bir hastayla ilgili gelişen bir sorun nedeniyle telefonla görüşmüş, sonra da bu hastaya bakmaya gitmiştir. Döndüğünde ise poliklinik kapısının kapılı olduğunu, hastaların kapının önünde kalabalık bir şekilde beklemeye devam ettiğini ve ilgili şahsın içeride oturduğunu görmüş; bu kişiye muayene için çok fazla hastanın beklediğini, o gün adli ve heyet hastalarına bakmak zorunda olduğunu, diğer hastaların sağlık hakkını engellediğini uygun bir dille belirterek odadan çıkması ricasında bulunmuştur. Meslektaşımızın aktarımına göre; ilgili kişi savcı olduğunu ve meslektaşımızın kendisine bakmak zorunda olduğunu söyleyerek bağırmaya başlamış, tehdit eder tarzda parmağını sallamış, her yeri aradığını ve kendisiyle uğraşacağını söylemiştir. Hekim meslektaşımız herkesin gözü önünde, bu koşullarda kendisi ile diyalog kuramayacağını ve hasta bakamayacağını ifade etmiş, tartışmanın ve savcının bağırmayı sürdürmesi üzerine özel güvenlik ve hastane polisinin çağrılmasını isteyerek beyaz kod vermiştir. Savcının gelen kişiler tarafından odadan çıkarılmasının ardından hastaların muayenelerine devam edilmiştir. Fakat bir süre sonra savcı, mesleki yetkisini kötüye kullanarak meslektaşımızı ters kelepçe ile gözaltına aldırma istemiyle şikâyet etmiş, meslektaşımız hukuksuz bir şekilde polisler eşliğinde poliklinikten alınarak ifadeye götürülmüştür. Meslektaşımızın ifadesi alınırken tabip odamız ve diğer meslektaşlarımız üstün dayanışma örneği göstermiştir ve meslektaşımız serbest bırakılmıştır.

Olayın ardından dün akşam Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı gerçeği yansıtmayan bir açıklama yapmıştır. Açıklamada belirtildiği gibi meslektaşımızın herhangi bir şekilde tedaviden kaçınması söz konusu değildir. Muayene sürecine ilişkin bilgiler sistemde kayıtlıdır. Güvenlik kuvvetlerine ise aşağılayıcı hiçbir ifade kullanmamıştır. Eğer varsa bunları kayıtlardan ortaya çıkarmak, etkili bir soruşturma yürütmek başsavcılığın görevidir. Başsavcılığın yapması gereken meslektaşımıza suçlamalar atfetmek değil, kendi meslektaşlarının görevini kötüye kullanması nedeniyle hakkında soruşturma açılmasıdır. Soruşturma yürütülürken hangi hallerde kişilere hızlıca gözaltı işlemi uygulanacağı, hangi hallerde ise günlü olarak ifadeye çağrılacağı, meslektaşımızın mesleğini icra ederken apar topar gözaltına alınmasını gerektiren hangi suç unsurunun tespit edildiği sorularının cevaplanması gerekmektedir.

17 Nisan 2012’de görevinin başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümü ve ‘Sağlıkta Şiddeti Önleme Günü’ yaklaşırken, sağlıkta şiddete karşı hiç durmadan mücadele ediyoruz. Sağlıkta Şiddet Yasası için yıllardır mücadele etmemize rağmen geçen yıl Meclis’te çıkan yasa ne yazık ki sağlıkta şiddeti önlemekten uzaktır. Bu nedenle TTB’nin önerdiği etkin yeni bir sağlıkta şiddet yasasına ihtiyacımız olduğu bu olaylar ile daha da açığa çıkmaktadır.

Bir yılı aşan bir sürede 24 saat canla başla çalışan bugüne kadar meslek grupları arasında en fazla hastalanan ve vefat eden meslek grubu olarak dün bizi alkışlayanların pandemi koşullarında bile bizi ters kelepçe ile gözaltına aldırmak istemelerini ve bu süreçte meslektaşımıza yapılan sözlü ve psikolojik şiddeti kınıyoruz.

Dün yaşanan olayda mesleğimiz ve meslektaşımız adına üzüntülerimizi bir kez daha bildirirken, mesleki güçlerini etik ve mesleki değerler dışında kullananları bir kez daha kınıyor ve bunun karşısında hiçbir hastanın diğerinden daha üstün olmadığını bilerek etik yaklaşım gösteren meslektaşımız ile dayanışarak, olayın takipçisi olacağımızı ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi duyuruyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus