HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: “HDP’nin karşısına siyasetle çıkamıyorlar, yargıyla, baskıyla, polisle sindirmeye çalışıyorlar ama yürüyüşümüz devam edecek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Kobani davası ve HDP’ye açılan kapatma davası hakkında açıklamalar yapan Sancar, “Kürt halkının siyasette özne olmasını ortadan kaldırma çabasıdır. Hukuk, hakikat, belge, bilgi yok bu davada. Kapatma davası gibi temelsizdir ve çökmeye mahkûmdur” diye konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “128 milyar nerede?” kampanyası hakkında da konuşan Sancar, “Bir yanda 128 milyar doların nerede olduğunu soran hakikati arayanlar var bir yanda 128 milyar doların nerede olduğunu açıklayamayanlar var” dedi. 

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Açılan bu davalar Kürt halkının siyasette özne olmasını ortadan kaldırma çabasıdır

Kobani ve HDP’ye yönelik kapatma davalarını demokratik siyaseti çökertme ve demokrasi umutlarını bütünüyle tasfiye etme girişimi olarak tanımlayan Sancar, “Herkesin şunu net olarak bilmesini istiyoruz. Bu siyasi bir intikam davası… Bu yıllardır süren darbe planının belki de en önemli kavşağıdır. Bir kumpas davasıyla karşı karşıyayız. Kürt halkının siyasette özne olmasını ortadan kaldırma çabasıdır. Hukuk, hakikat, belge, bilgi yok bu davada. Kapatma davası gibi temelsizdir ve çökmeye mahkûmdur. Kapatma davası Anayasa Mahkemesi’nin açtığı bu kapıdan, hukukun ışığının bir nebze girmesine imkân tanımaktır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı boşuna zaman harcamamalıdır. Demokratik siyaset imkanlarını yok etmenin parçası olmamalıdır. Bu dava gündemden düşsün, yeni bir adım da ortaya atılsın” dedi. 

“Kaybetmenin acısını siyaseten HDP’ye ve halka ödettirmek istiyorlar”

Sancar sözlerine şöyle devam etti: “Kobani davasının başlangıcı 7 Haziran seçimlerinden sonraya denk geliyor. Sandıkta ağır yenilgi alan AKP, genel başkanının ağzından ‘Bu partinin yöneticileri bunun bedelini ödeyecektir’ diyor. Davayı başlatan bu sözlerdir. Mesele açıkça anlaşılıyor. Kaybetmenin acısını siyaseten HDP’ye ve halka ödettirmek istiyorlar. Dokunulmazlıkların 2016 Mayıs’ında kaldırılmasından sonra HDP’ye yönelik 4 Kasım darbesi bu sürecin diğer bir aşamasıydı. Demokratik siyaseti çökertme ve demokrasi umutlarını bütünüyle tasfiye etme planının önemli bir halkasıyla karşı karşıyayız. Demokrasiyi sıfırlamak isteyen tekçi iktidar düzenini, topluma nefes aldırmaya çalışan, gerçek adaleti, adil bir barışı bu ülkede kurmak isteyen tüm demokrasi güçlerini ve toplumsal muhalefeti hedef alan bir davayla karşı karşıyayız. Bu kumpas davası hukuk zemininden tamamen çıkmış, ülkeyi tekçi iktidarın hedef ve amaçlarına göre tasarlama çabasının aracı haline gelmiştir. Başaramayacaklar. HDP’nin karşısına siyasetle çıkamıyorlar. Yargıyla, baskıyla, polisle sindirmeye çalışıyorlar. Ama yürüyüşümüz devam edecektir kararlı bir şekilde.”

“Kapatma davasının hazırlığını, terörle mücadele şubesi, savcıya talimatla başlatmak istiyor”

Bugün ellerine geçen belgenin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün savcıya nasıl talimat verdiğinin kanıtladığını ve belgeyi kamuoyuyla da paylaşacaklarını belirten Sancar, şunları söyledi: “Terörle mücadele şubesinin savcıya talimatları bitmiyor. ‘Bu davayı kullanarak HDP’yi kapatmak mümkündür’ diyor. Kapatma davasının hazırlığını, terörle mücadele şubesi, savcıya talimatla başlatmak istiyor. Bu nedenle HDP’nin 6-8 Ekim olaylarında şiddetin odak merkezinde bulunduğunun kabul edileceği, anayasanın 69. maddesinde ise bu hususun kapatma nedeni olarak gösterildiği hukuki olarak değerlendirilmiş. Bugün elimize bir belge geçti. Bu belge, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün bilgi notu. Basına da vereceğiz. Bizim gizli saklı faaliyetle elde ettiğimiz bir belge değil. Savcının dosyada unuttuğu bir belge. Savcı, bu dosyada bu belgeyi unutmuş, avukat arkadaşlar klasörden bulup çıkarmış. Bu belge emniyetin savcıya nasıl talimat verdiğini gösteriyor. 26 Ekim 2018 günü. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanıp savcıya verilmiş bir belge. Belgeden bir bölümü okursam daha iyi anlaşılacak: ’27. Dönem Milletvekili seçilen Ayhan Bilgen, Garo Paylan, Hüda Kaya, Meral Danış Beştaş, Saruhan Uluç, Serpil Kemalbay, Sezai Temelli hakkında dosya kapsamında seçimden önce soruşturmalarına başlanacak olması, şüphelilerin şüpheli sıfatını tespit edecek şekilde soruşturma işleminin yapılmış olması nedeniyle, anayasanın 14. maddesi gereğince, adı geçen yedi şüpheli hakkında anayasanın 83. maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığına ilişkin güvencenin geçerli olmayacağı soruşturma kapsamında değerlendirilmiştir‘.”

“Kobani iddianamesi de kapatma davası iddianamesi de adil ve yetkin savcılar tarafından hazırlanmamıştır”

“İsimleri geçen şüpheliler hakkında TCK 302 uyarınca, terör nedeniyle cinayet, cinayete teşebbüs, mala zarar verme, yağma suçlarından iddianame düzenlenmesi halinde, anayasal mevzuatımıza göre parti kapatma sonucunun ortaya çıkacağı hukuken değerlendiriliyor. Bunu Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü yapıyor. Kobani iddianamesi de kapatma davası iddianamesi de adil ve yetkin savcılar tarafından hazırlanmamıştır. Bunlar karanlık dehlizlerde, kumpas oyunlarıyla hazırlanmış, savcılara tevdi edilmiştir.”

“Bu hızla giderse 2022 sonuna kadar aşılamanın tamamlanamayacağını meslek örgütleri söylüyor”

Türkiye’de artan vaka artışlarına ilişkin iktidarın salgınla mücadele stratejisini sert sözlerle eleştiren Mithat Sancar, “Ne diyor Sağlık Bakanı? ’84 milyon bu durumdan sorumludur.’ İnsan biraz hicap duyar. Bunun başlıca sorumlusu her yetkiyi elinde toplama hırsında olan Cumhurbaşkanı ve onun iktidarıdır. Başka da sorumlu yoktur. Aşılamada da aynı karanlık tabloyla karşı karşıyayız. Bugüne kadar sekiz milyon kişi iki doz aşıyı da yaptırdı. Bu hızla giderse 2022 sonuna kadar aşılamanın tamamlanamayacağını meslek örgütleri söylüyor. Bizim önerimiz açık: Pandemiyle mücadele için halk sağlığını esas almak lazım, rant düzenini değil. Siz halkın sağlığı yerine yandaşın semirmesini, emekçinin sömürülmesini esas alırsanız bunun cevabını milyonlardan alacaksınız. HDP bunun da takipçisidir, halk sağlığının savunucudur. Geçen hafta halka pandemi desteği sunulması için kanun teklifi verdik. Nisan, mayıs, haziranda işsizlere doğrudan 3 bin lira gelir desteği sağlayalım, emeklilerin en düşük maaşını 3 bin lira yapalım, kısa çalışma ödeneği süresini yıl sonuna uzatalım dedik. Çiftçilerin 50 bin liraya kadar olan borçlarını silelim dedik. Esnafa salgın sürecinde 5 bin lira gelir desteği sağlayalım dedik. Bir yılda Kod 29 gerekçesiyle işine son verilen yüz binlerce insanı işlerini geri döndürelim dedik. Pandemide iş ve aş güvencesi sağlamak amacımız. Bunu sunduk ama hiç ses yok. Burada çağrı yapıyoruz. Parlamento bu tahakküm ve vesayet zincirini bir kez kırın. Deneyin, vicdanlarınızda serinleme hissedeceksiniz. Bir kez gelin, bu kanun teklifine ‘evet’ deyin” dedi.

“Bir yanda 128 milyar doların nerede olduğunu soran hakikati arayanlar var bir yanda 128 milyar doların nerede olduğunu açıklayamayanlar, seviyesiz esprilerin konusu haline getirenler var

Sancar, CHP’nin “128 milyar dolar nerede?” kampanyasına ilişkin de şunları söyledi: “Ülkede demokrasi ve hukuk olmazsa ekonomi zaten çöker. Ekonominin çökmesi herkesin aynı şekilde mağdur olması demek değildir, enkaz altında milyonların kalması demektir. Bir zümre semirmeye devam eder. Yaşadığımız tablo budur. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiğinden bu yana derinleşen bu ekonomik kriz tablosu iki Türkiye gerçeği ortaya çıkardı: Bu iktidar ‘tek tek’ diye diye geldi. Bu tekçiler ortaya şimdi iki Türkiye çıkardılar. Bir yanda derinleşen yoksulluk ve işsizlik olan milyonların Türkiyesi var. Diğer yanda makam araçlarının lüksün, israfın, rantın, talanın şahlandığı saray Türkiyesi var. Bir yanda ‘128 milyar dolar nerede’ diye soranlar, hakikati arayanlar var. Diğer yanda 128 milyar doların nerede olduğunu açıklayamayanlar, seviyesiz esprilerin konusu haline getiren başını kuma gömünce gerçeğin yok olacağına inanan iktidarın Türkiye’si var. Bir yanda açlık, intihar, zulüm var. Bir yanda üçer-beşer maaşı bürokratlar var, diğer yanda ekmekleri için grevde olan işçiler var. Beş yandaş şirkete ihalelerle aktarılan para 200 milyar doları geçmiş. Milyonlar açlığa mahkûm ediliyor; niye bu kadar gürültü yapıyorsunuz diye gözümüze bakıp pişkinlikle bu düzenin devam edeceğini söylüyorlar. Bu düzen değişecek! HDP, bu değişimin öncü gücüdür. HDP etrafında kenetlenen halklardır.” 

“HDP buradadır, Meclis’tedir, halkın içindedir, her yerdedir, biz buradayız, herkesin içindeyiz; 128 milyar dolar nerede?”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi sert sözlerle eleştiren Mithat Sancar sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

Birkaç sorumuz da iktidarın küçük ortağına var. Yine esmiş gürlemiş kürsüde. Bizi, demokratik müdahaleleri hedef alıyor. Fezlekelere sarmış. Bu saydığım sorunlar, krizler, olaylar, yolsuzluklar varken bunlara dair tek söz söylemiyor varsa yoksa HDP. Tek bildiği demokratik siyaseti ve demokrasinin kırıntısını hedef almak. Biz de buradan soruyoruz: HDP buradadır, Meclis’tedir, halkın içindedir, her yerdedir, biz buradayız, herkesin içindeyiz; 128 milyar dolar nerede? Bunu söyleyin. Kayyımların yolsuzlukla yürüttüğü milyarlar nerede? Gri pasaportla kaçırılan insanlar nerede? HDP halkın içinde, demokratik siyasetin her yerinde, deprem yardımları nerede? 15 Temmuz mağdurları için toplanan paralar nerede, örtülü ödenekteki paralar nerede?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus