EBSAM: Öğrencilerin yüzde 74’ü teknolojiye erişim güçlüğü yaşıyor, çevrimiçi dersleri takip etmekte zorlanıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM), “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve Öneriler” başlıklı raporunun sonucu açıkladı. Raporda, öğrencilerin yüzde 74’ünün teknolojiye erişim güçlüğü yaşadığı belirtildi.

EBSAM tarafından hazırlanan “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve Öneriler” raporu, Türkiye genelinde devlet okulunda çalışan 14 bin 943 öğretmen ile çevrimiçi görüşmeler yapılarak hazırlandı. Ankete katılan öğretmenlere göre, öğrenme kaybının en yüksek yaşandığı düzey yüzde 69,1 ile ilkokul birinci sınıf, sonra yüzde 43,9 ile lise dördüncü sınıf ve yüzde 43 ile ortaokul dördüncü sınıf.  

Rapora göre, öğrencilerin üçte ikisi teknolojiye erişim güçlüğü yaşıyor ve canlı dersleri takip edemiyor. Öğretmenler, öğrencilerin yüzde 41’inin çevrimiçi dersleri takip edebilmek için gereken teknik cihazlara sahip olmadığını, yüzde 46’sının kaliteli internet hizmeti eksikliği çektiğini, yüzde 39’unun dijital okur yazarlığının yetersiz olduğunu belirtti. Bunlara ek olarak öğretmenlerin yüzde 47’si evden çalışmanın getirdiği stres ve iş yükünden şikayetçi. Yüzde 38’i var olan müfredatın uzaktan eğitime adapte edilemediğini, yüzde 29’u çevrimiçi derslerde öğretim materyali hazırlamayı zor bulduğunu, yüzde 20’si ise uzaktan eğitim ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadığını dile getirdi.

Ankete katılan öğretmenlere göre, öğrencilerin dersleri düzenli takip edememesinin sebeplerinin başında motivasyon kaybı geliyor. Ebeveynlerin çocuklara dijital öğrenme ortamında yardımcı olamaması, sınav gibi ölçme değerlendirmenin yapılmaması, öğrencilerin akranlarından uzak kalmasının onları sosyal ve psikolojik olarak olumsuz etkilemesi, sessiz çalışma ve öğrenme ortamının olmaması da diğer nedenler arasında.

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 52’si, çevrimiçi öğretime geçildiğinden beri her gün ders yapabildiğini ifade ederken yüzde 9’u okulların kapalı olduğu süreçte hiç canlı ders yapamadığını belirtti.

“Kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir”

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, salgın sürecinde eşitsizliklerin daha da derinleştiğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Sosyoekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”

Türkiye’nin okulları açık tutmayı politik öncelik olarak tanımlamadığını ve salgın döneminde okulları en uzun kapalı tutan OECD (İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı) ve Avrupa ülkelerinin başında yer aldığını dile getiren Yalçın, salgın döneminde eğitim adına verilen destekler hakkında ise şunları söyledi: “Türkiye, bu süreçte, TRT ile iş birliği yaparak uzaktan eğitim materyalleri hazırlamış, ‘Mobil EBA Destek Noktası’ uygulamasını hayata geçirmiş, 500 bin tablet dağıtımını yapmış, telefon operatörleriyle işbirliği yaparak öğrencilere ücretsiz 8 GB’ye kadar internet erişimi sağlamıştır. Ancak sağlanan bu destekler yetersizdir.”

Yalçın, salgının yarattığı öğrenme kayıplarını ortadan kaldırmak için Türkiye’nin milli bir seferberlik başlatması gerektiğini de belirtti.

Okulların yüz yüze eğitime devam etmesi sağlanmalıdır

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, salgının eğitim alanında yarattığı eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve öğrenme kayıplarını telafi edebilmek için uygulanması gerekenleri şöyle sıraladı:

– Gerekli tüm sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalı ve en temel politik öncelik olarak okulların yüz yüze eğitime devam etmesi sağlanmalıdır.

– Eğitim çalışanlarının bir an önce aşılanması, yüz yüze eğitimin yeniden normalleşmesinin yanı sıra bir yıldır okuldan uzak kalan öğrencilerimizin en çok ihtiyaç duydukları eğitimin sosyalleştirme işlevinin geri dönüşüne en fazla katkıda bulunacak kritik bir karar olacaktır.

– Öğrencilerin öğrenme kaybı düzeyi en kısa sürede tespit edilmelidir. Tüm öğrencilere yönelik yapılacak öğrenme kaybını tespit etme çalışmaları, telafi eğitim programlarının içeriği, süresi, uygulaması ve yöntemi gibi birçok kritik husus ile ilgili temel verileri sunacaktır. Öğrenme kaybını tespit etme çalışmalarının en kısa sürede başlaması bir zorunluluktur.

– Bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyi göz önünde bulundurularak okul, ilçe hatta şehir olarak benzer düzeyde olanların katılacağı telafi programları düzenlenmelidir. Benzer bir yöntem ile benzer bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyine sahip öğrencilerin aynı okulda ya da yakın okullarda telafi programlarına katılması sağlanmalıdır.

– Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyoekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”

Rapora buradan ulaşabilirsiniz: https://www.ebs.org.tr/ebs_files/files/yayinlarimiz2021/Pandemi_Doneminde_Ogrenme_Kaybi.pdf

Derleyen: İlayda Öykü Biberoğlu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus