Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (24) – Bir siyasi mit olarak milli egemenlik: “Mutlak, sınırsız, bölünemez en üstün güç olarak egemenlik, günümüzde geçerli değildir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nin (TBMM) açılışının 101. yıldönümü bağlamında sıkça gündeme gelen milli egemenlik, aslında sorunlu bir kavram. İlk sorun egemenliğin sahibi olan millet kavramının nasıl tanımlanacağı ile ilgili. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarih içinde, dini cemaat ve devletin vatandaş topluluğu ve hatta devletin kendisi gibi anlamlar kazanmış olan bu terim, 1920 koşullarında önce dini (İslami) bir içerikle, sonra da İslami içeriği dışlayan, etnik bir Türk milliyetçiliği perspektifiyle tanımlanmıştır. Bugün 1982 Anayasası uzantısı rejimde Türk-İslam sentezi içinde belirlenen bu kavramın başta Kürt sorunu olmak üzere toplumsal farklılıklar karşısında geçerliliği kuşkuludur. Aynı kuşkular egemenlik ile de ilgilidir. Mutlak, sınırsız, bölünemez en üstün güç olarak egemenlik, günümüzde geçerli değildir. Münci Kapani’nin bundan neredeyse 50 yıl kadar önce gösterdiği gibi, bugün olsa olsa ‘(asli) kurucu iktidar’, egemenlik yerine kullanılabilir. Ancak bu da sorunludur zira hiçbir güç yepyeni bir anayasa yaparken demokrasinin ilke ve değerlerini ihlal edemeyeceği gibi uluslararası insan hakları normlarına da ters düşemez. Bu Türkiye için örneğin, Lozan Antlaşmasındaki taahhütler hatırlandığında evleviyetle geçerlidir. Özetle, 1920’nin 101. yılında milli egemenliğin aslında geçerliliği hayli kuşkulu bir ‘siyasi mit’ olduğunu fark etmemiz gerekmektedir.

Prof. Dr. Levent Köker, Hukuk ve Demokrasi’de yorumluyor…

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus