Bulutsuzluk Özlemi’nin kurucusu ve solisti Nejat Yavaşoğulları, “Özgürlük Emek İster” şarkısının hikayesini anlattı: “Ağabeyinin baskıları yüzünden başörtüsünü açamayan bir kadının hikayesi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bulutsuz Özlemi grubunun 1998 yılında yayınlanan “Yol “albümündeki “Özgürlük Emek İster” şarkısının söz ve müziğinin hikayesini, şarkının sahibi Nejat Yavaşoğulları, Medyascope’tan Sema Kızılarslan’a anlattı.

“Yol” albümündeki tüm söz ve müzikler Nejat Yavaşoğlulları’na ait. Albümün üçüncü parçası olan “Özgürlük Emek İster” şarkısının macerası, başörtüsünü açmak isteyen bir kadının aile baskısı nedeniyle yaşadıklarının hikayesini Nejat Yavaşoğulları’na anlatması ile başlıyor. Şarkının yazılma sebebi olan kadına ulaşamadık ancak Yavaşoğulları ile 90’lı yıllarda bu şarkıyı nasıl yazmaya karar verdiğini ve başörtüsünü açmak isteyen kadının hikayesini konuştuk. 

Türkiye’nin ilk Türkçe sözlü alternatif rock müziğini yapan grup, 1984’te kuruldu. Bulutsuzluk Özlemi, çoğunlukla söz ve müzikleri Nejat Yavaşoğulları’na ait olan şarkıları seslendiriyor. Grup, şarkı sözlerinde özellikle sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve politik konuları işliyor. 

“Bir kadının kapalı ya da açık olması anlamında değil, bir özgürlük çağrısı olarak bu şarkıyı yazdım”

Başörtüsünü açmak isteyen ama aile ve toplum baskılarına maruz kaldıkları için hayatlarının bir bölümünde ya da tümünde baskı gören kadınların hikayelerini daha önce birçok kez paylaşmıştık. Bu sefer, bu baskıları yaşayan kadınlar için yazılmış bir şarkının hikayesini haberleştirdik. Nejat Yavaşoğulları ile ilk görüşmemizi telefon üzerinden yaptık.  Yavaşoğullarına, “Özgürlük Emek İster” şarkısının hikayesinin nasıl ve ne zaman başladığını soruyorum ilk olarak. 90’lı yıllarda, kendisine gelen pek çok hayran telefonları oluyormuş. Bu telefonlardan birinde şarkıyı yazmasına neden olacak kadınla tanışıyorlar. Kadın, başörtülü olduğunu söylediğinde Nejat Bey şaşırıyor. Şaşırmasının nedeni olarak “Yaptığımız müzik daha çok seküler insanlara hitap ederdi diye düşünürdüm” diyor:

“O dönemde, 90’ların sonunda bugünkü gibi sosyal medya iletişimi pek yoktu. Hatırladığım kadarıyla A.A. benim telefonumu rastlantı sonucu bulmuş ve aramıştı. Arada öyle hayran telefonları gelirdi. ‘Sizin şarkılarınızı çok seviyorum, onları dinlemek çok hoşuma gidiyor” gibisinden konuşmalar yaptık. Bu konuşmalar arasında A.A. başının kapalı olduğunu söyleyince şaşırmıştım. Sonuçta tür olarak yaptığımız müzik, genellikle daha seküler kesime hitap eder diye düşünülürdü. Bizim şarkılardan birini -Evet Evet şarkısını- konuşuyorduk. ‘Gel yaklaş bana, haydi gel sokul, dokun bana…Yarın yok ki’ gibi sözleri var. ‘Sen bunu seviyorsun demek ki?’ dedim. Birden ağlamaya başladı, beni de duygulandırdı…

Sonra bana hep mektup yazdı. Bir hafta boyunca, peş peşe yazıp, hafta sonu postaya veriyordu. Sayfalar boyunca içini döküyordu. Abisinin baskısından şikayet ediyor ve dünyadaki diğer gençler gibi özgür olmak istiyordu. Ki o günlerde bu işlerin tartışması çoktu. Ben ise, ‘Özgürlük adına başını kapatmak mı, yoksa açmak mı özgürlük?’ diye düşünerek, bu çelişik durumla ilgili, ‘Aç güzelim saçını savursun rüzgar, yağmur ıslatsın, güneş parıldatsın’ gibi sözlerle aslında doğrudan bir kadının kapalı ya da açık olması anlamında değil, bir özgürlük çağrısı olarak bu şarkıyı yazdım. Etkili bir şarkı oldu. Bazı sol, liberal  çevrelerde -başörtü demek istemiyorum- kapanmayı bir bireysel özgürlük gibi gören görüşler de vardı o günlerde. Aslında böyle bir şey, baskı sonucu oluşan bir durum ise ve değişmek isteyen kişi bu baskılar nedeniyle bunu yapamıyorsa, özgürlük olarak görülmemesi gerekir düşüncesi de kendine yer bulmalıydı. İnsani özgürlükler için çaba harcanması gerektiği gibi, kişisel özgürlüğü için ayrıca emek vermeliydi insan. Tam anlamıyla saçını aç, kapat, günah-sevap olayından çok herkese, özellikle de kadınlara her alanda gerekli olan özgürlük için çaba sarfetmek. Bu yüzden şarkının ismi ve mesajı ‘Özgürlük Emek İster’ oldu.”

Özgürlük Emek İster şarkısının altına yazılan bazı yorumlar

“Genelde mektuplarda, ‘Evde baskı var, abim benim her şeyime karışıyor, ben aslında böyle olmak istemiyorum. Ama buna mecbur hissediyorum’ gibi ifadeler vardı”

Mektuplaşmalardan sonra A.A. ile bir imza gününde ilk defa görüşüyor Yavaşoğulları. Bu karşılaşmayı soruyorum:

“Bu şarkı bizim 1998 yılında çıkan Yol albümünde yer aldı. Tabii 98 yılında çıkan bir albümün birikimleri daha önceki yıllara dayanıyor. Aradan çok uzun zaman geçti. Tam hatırlamıyorum ama benden imza almaya geldi imza gününde. Benimle tanışması, mektuplardan sonra Kadıköy’de bir kitabevinde imza gününde oldu. Deniz Som, köşesinde A.A’nın bana yolladığı o mektuplardan birini isim vermeden yayınladı. Genelde mektuplarda, ‘Evde baskı var, abim benim her şeyime karışıyor, ben aslında böyle olmak istemiyorum. Ama buna mecbur hissediyorum’ gibi ifadeler vardı. Örneğin, gitar kursuna gitmek istiyor ama gidemiyordu. Ancak, ‘Başka bir kursa gidiyorum diyerek evden çıkabiliyorum’ diyordu bana.”

“Uğruna ölümlerin göze alındığı şeylerin, başka diyarlarda aynı şeye sebep olmadığı görülüyor”

Son olarak, başörtüsünü açmak isteyen kadınların bu şarkıyla güç bulduğuna defalarca şahit olduğumu, hatta kendi hayatımın bir bölümünde bu şarkıyı dinleyerek güçlendiğimi söylüyorum Nejat Yavaşoğulları’na. Hâlâ bu tarz baskılar yaşayan ya da yaşamasına az kalmış olan birçok kız çocuğu, kadın olduğunu ve  onlara neler söylemek istediğini soruyorum:

“Bazı dayatmalar istenilen amacı sağlamıyor, hatta ters tepebiliyor… Gençler ve gelişme döneminde olan insanlar, sosyal medya sayesinde kendi ortamından farklı bir dünya ile iletişim kuruyor. Birisi için katı kuralları olan bir değerin, bir başkasına fazla bir şey ifade etmediği ortaya çıkıyor. Uğruna ölümlerin göze alındığı şeylerin, başka diyarlarda aynı şeye sebep olmadığı görülüyor. Aynı müzikleri dinliyor, aynı esprilere gülüyor insanlar. Belli bir rahatlama oldu bence.

İnsanlara ve özellikle gençlere, baskı yerine yaratıcılıklarını, eğitimlerini geliştirecekleri güzel ortamlar, ülkemiz tarafından sunulmalı bence. Eğitimin kalitesinin artırılması kaçınılmaz. Ezberci bir sistem değil, yaratıcılığı geliştiren, irdeleyici bir anlayış olmalı. Spor ve sanat ortamları bu konularda gelişimi sağlayıcı ve kolay ulaşılabilir olmalı. Bu olanaklar parası olanlara değil her kesime sağlanmalı. Gelişme dönemlerini böyle tamamlamış insanların, ülkeyi ekonomik ve kültürel olarak daha ileriye taşıyacağı ortadadır. Böyle iyi yetişen gençlerimiz kendi kararlarını kendi verebilmeli ve biz de bu kararlara saygı duymalıyız. 

Ben yaşanan bu süreçlerin zaman içinde bir dengeye kavuşacağına ve kimsenin bir başkasının tercihlerine karışmayacağına inanıyorum. Ülkemizin de, herkesin mutlu olduğu, değişik renkleriyle uyum içinde yaşadığı bir yer olacağını umut ediyorum.”

Söyleşiyi, “Özgürlük Emek İster” şarkısının sözleri ile bitiriyoruz:

“Hayata başlarken şartları sen koymadın ki

Sana sanal bir dünya sundular,

Gözlerimi bağladılar seni hep korkuttular inanmanı sağladılar,

Şimdi bir kıyıda durmuş uzaklara bakmaktasın heyecanlısın.

Okyanuslar bilinmez ürkütebilir seni uzat elini

Hayat her gün yeniden başlar.

Aç güzelim saçını savursun rüzgar

Aç güzelim saçını güneş parıldatsın

Aç güzelim saçını yağmur ıslatsın

Süzülsün damlalar tellerinden

Biliyorum, seni saran o çemberi,

Biliyorum, Özgürlük Emek İster”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus