HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: “90’ların failleri şimdi AKP-MHP iktidarıyla birlikte iş tutuyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında konuştu: “Kürt sorunu çözülmeden çete-mafya-siyaset ilişkileri son bulmaz, aktörleri değişse de bu yapı hiçbir zaman değişmez.”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ortaya attığı iddialarla ilgili konuşan Buldan, “Kürt sorunu çözülmeden çete-mafya-siyaset ilişkileri son bulmaz, aktörleri değişse de bu yapı hiçbir zaman değişmez” dedi. Buldan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) iktidarını eleştirerek, “90’ların failleri şimdi AKP-MHP iktidarıyla birlikte iş tutuyor” diye konuştu.

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Kobani davası bir seçim çalışmasıdır”

Eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobani davasını hatırlatan Buldan, davayı “seçim faaliyeti” olarak niteledi. Buldan şunları söyledi: “Sincan’da bir AKP mahkemesi kurmuşlar. Kürsüye geçip senaryosunu önceden kurdukları Kobani kumpas davasıyla güya HDP’yi yargılayacaklar. Ortada bir hukuk davası yoktur. Bu ülkede hukuk diye bir şey yoktur. Çökmeye yüz tutan AKP’ nin HDP’den siyasi intikam alma davasıdır.Tek cümle ile, Kobani davası 7 Haziran’da ve 31 Mart’ta iktidara neden kaybettirdiniz davasıdır. Kobani davası AKP’nin HDP’yi engellemeye yönelik yürüttüğü bir siyasi parti faaliyetidir ve seçim çalışmasıdır. Kumpaslarla siyasi yargılama yapmak isteyen iktidar bu davada suçüstü yakalanmıştır.

“Kobani’de başaramadılar, Sincan’da da başaramayacaklar”

Dosyada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) başka davalarını referans gösteren mahkeme, Demirtaş kararını yok sayıyor. Mahkeme bu tavrıyla suçüstü yakalanmıştır. Asıl sanık sandalyesinde olanlar kendisini yargıya dönüştüren AKP iktidarıdır. Milyonların iradesini yargı yoluyla engellemeye güçleri yetmeyecektir. HDP’yi demokratik siyasetten vazgeçirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Kobani davası bir yüzleşme ve mücadele etme davasıdır. İktidar kendi kurduğu mahkemede hakikatler karşısında mahkûm olacaktır. Kobani’de başaramadılar, Sincan’dan da başaramayacaklar.”

“Çete örgütlenmelerinin dayandığı zemin Kürt sorununun inkârıdır”

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ortaya attığı iddialar ve sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Buldan, Susurluk kazasını hatırlattı: “Tarih 3 Kasım 1996. Susurluk kazasıyla mafya-devlet-siyaset ittifakının suç ortaklığının ortağa saçıldığı Türkiye tarihi açısından önemli bir süreç, dönem, tarihtir. Susurluk’ta devlet içinde kurulan devlet ve 90’larda Kürt halkına karşı işlediği insanlık suçlarının bir bir deşifre olduğuna hepimiz tanıklık ettik. 28 Şubat darbesiyle Susurluk’un üzerini apar topar kapattıklarını hepimiz biliyoruz. Oradaki tuğlaya dokunmadıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Çeyrek asır sonra Türkiye, AKP-MHP iktidarında bir kez daha siyaset-bürokrasi-mafya ilişkileriyle, ürettiği suç karanlığıyla karşı karşıyadır. Bunun nedeni bellidir. Susurluk’tan bu güne uzanan çete örgütlenmelerinin dayandığı en önemli zemin Kürt sorununun inkârıdır. Faili meçhul cinayetleri, köy yakmalar, işkenceler 1993 konseptiyle gerçekleştirildi, Susurluk çetesi de bu zemin üzerinde yükseldi. Söylemleri beka ve güvenlikti.”

“O dönemin failleri şimdi AKP-MHP iktidarıyla birlikte iş tutuyor”

Buldan konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu barışa karşı suç ortaklığı anlaşmasıdır. Kürt düşmanlığı ortaklığıdır bunun adı. Bunlar aynı çuvala girdiler şimdi birbirlerini tırmalıyorlar. 90’lardaki faili belli operasyonun sahipleri kim tarafından korunmaktadır, kiminle ittifak yapmaktadır? Dönemin başbakanı Tansu Çiller 4 Kasım 1993 tarihinde İstanbul’da bir açıklama yaptı. ‘Elimizde Kürt işadamlarının listesi var, bunlar örgüte yardım ediyor, bunlardan hesap soracağız’ dedi. Ardından ne oldu.? Kürt işadamlarına yönelik faili meçhul cinayetler zinciri başladı. O dönemin failleri şimdi AKP-MHP iktidarıyla birlikte iş tutuyor. Annelere her cumartesi saldıran yine bu iktidardır. Geçmişiyle yüzleşmeyen bir akıl yüzsüzleşir, saldırganlaşır, suç örgütüne dönüşür ve sonunda çürür. Susurluk’un tuğlalarından saray yaptılar ve oradan yönettiler her şeyi. Karşımızdaki yapı Kürtler’le, Aleviler’le, kadınlarla, gençlerle, demokrasi ve barış isteyen herkesle mücadele etmek, tüm toplumu susturmak, sindirmek için ittifak kurmuştur.”

“Kürt sorunu çözülmeden çete-mafya-siyaset ilişkileri son bulmaz”

Bu tür yapılarla mücadelede en önemli aracın Kürt sorununu çözmek olduğunu söyleyen Buldan, “Bugün ortaya saçılan çete-mafya ilişkileri de yine Kürt sorunda çatışmalı sürecin tırmandırıldığı 2015 konseptinin yarattığı zemin üzerinde yükselmiştir. Türkiye’de Kürt sorunu çözülmeden, sistem demokratikleştirilmeden, hukukun üstünlüğü sağlanmadan çete-mafya-siyaset ilişkileri son bulmaz.İktidar bu güçlerle uzlaşarak ittifak kurdu ve çözüm sürecini bitirdi. Böylece bugünlerde ortaya saçılan çete-mafya düzeninin de önünü açmış oldu.” dedi.

“Türkiye acilen erken seçime gitmeli”

Buldan, erken seçim ve ittifak tartışmalarına dair ise şunları söyledi: “Türkiye acilen erken seçime gitmeli. Biz her yerde şüphe bırakmayacak şekilde ittifak ve seçimlere dair düşüncelerimizi zaten paylaşıyoruz. Bizim için esas olan dönemsel olarak yapılan bir seçim ittifakı değildir. Milletvekili seçimleri için ittifak arayışı ve ihtiyacı, baraj sorunu yoktur. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine şu aşamada adaylık ve isim tartışmasından tamamıyla uzaktır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus