Uluslararası uyuşturucu ticareti ve Türkiye – Doç. Dr. Mahmut Cengiz: “Kaçakçılar, yakalanma riskleri düşük ve hukukun üstünlüğü ile devlet gücünün zayıf olduğu ülkeleri tercih ediyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1960’lı yıllardan beri Afganistan kaynaklı eroinin Avrupa’ya dağıtılmasında en etkin yol olan “Balkan rotası” üzerindeki Türkiye, son yıllarda kokain ticaretindeki rolü ve para aklama operasyonlarında hedef ülke olması ile yabancı basındaki manşetlerde yer alıyor. Medyascope, yabancı basında ve raporlarda uluslararası uyuşturucu ticaretinde Türkiye’nin rolünü değerlendiren başlıkları, narkoterörizm ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının çalışmaları ışığında inceledi. ABD Güney Dakota Üniversitesi’nden siyasetbilimci Doç. Dr.  Evren Çelik Wiltse, Türkiye’nin ekonomik durumunun kötü olması sebebiyle hem yolsuzluğa hem de rüşvete açık olduğu için uyuşturucu kaçakçıları tarafından transit ülke olarak tercih edildiğini vurguladı. ABD George Mason Üniversitesi’nden narkoterörizm uzmanı Doç. Dr. Mahmut Cengiz de uyuşturucu kaçakçılarının yolsuzluğun yanı sıra, hukukun üstünlüğünün ve devlet gücünün zayıf olduğu ülkeler üzerinden uyuşturucu tüketen ülkelere ulaştıklarını anlattı.

Yabancı basında Türkiye’nin uyuşturucu ticaretindeki rolü: Eroin, kokain ve kara para 

6 Mayıs 2021 tarihinde Panama’nın Balboa Limanı’nda, muz taşıyan kasaların içine gizlenmiş 616 paket uyuşturucu ele geçirildi. Panamalı yetkililerin açıklamasına göre, uyuşturucu yüklü konteyner Ekvador’un Bolivar Limanı‘ndan yola çıktı. Son varış noktası Türkiye’deki Mersin Limanı olan uyuşturucu yüklü kargo Panama’nın PSA Limanı‘nda aktarma yaptı. Panama Ulusal Havacılık Teşkilatı Komiseri Edson Castillo, uyuşturucunun ele geçirilmesini sağlayan istihbarat çalışması kapsamında binlerce kişinin kimliğinin tespit edildiğini açıkladı. Uluslararası uyuşturucu ticaretinin aktarma duraklarının başında gelen Panama’da, 2020 yılında çoğunluğu kokain olmak üzere 85 ton kadar uyuşturucu ele geçirildi.

https://twitter.com/elpostdepanama/status/1390311941059514373

Söz konusu uyuşturucu operasyonunu, İsviçre merkezli SWI ve Panama merkezli Radio Panama haber kanalları sayfalarına taşıdı. El Post de Panama ve Voz de Latinoamerica haber mecraları ise bu haberi sosyal medya hesaplarından paylaştı. Voz de Latinoamerica’nın paylaşımındaki kokain ticaretinin rotasını açıklayan görselde, kokainin Latin Amerika’dan Türkiye’ye geldiği, Türkiye’den de Avrupa’ya dağıtıldığı görülüyor.

Beyaz peynire saklanan 108 paket kokain, Venezüela’da ele geçirildi

Tarım Bakanlığı, 22 Ağustos 2020 tarihinde Venezüela’dan sıfır gümrükle peynir ithalatı için bir kararname çıkardı. Peynir üretimi konusunda dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Türkiye’nin, 10 bin 500 kilometre uzaklıktaki Venezüela’dan peynir ithal etme kararı sosyal medyada gündem oldu. Kararnameden iki ay kadar sonra, 31 Ekim 2020 tarihinde Venezüela’nın Barinas kentinde beyaz peynirin içine saklanmış 108 paket kokain ele geçirildi.

https://twitter.com/sozcumuratoglu/status/1396455065569857547

Venezüelalı Ultimas Noticias haber kanalının 31 Ekim 2020 tarihli haberinde, bir kamyonun arkasında taşınan beyaz peynir kutularında peynirin içine gizlenen 108 paket kokainin, Venezüelalı yetkililer tarafından yakalandığı yer aldı. Operasyonda 119 kilo 74 gram kokain ele geçirildiği belirtildi.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Venezüela ile Türkiye arasındaki uyuşturucu ticaretine ilişkin iddialarının ardından Venezüela’da ele geçirilen beyaz peynirin içine saklanmış kokain haberi tekrar gündeme geldi. 

Peker’in iddiaları ülke kamuoyunda geniş yer bulduktan sonra Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “2020 yılında Venezüela’dan Türkiye’ye 1 gram dahi peynir ithal edilmemiştir. 2021 yılında ise bugüne kadar gerçekleşmiş peynir ithalatı bulunmamaktadır” dedi.

Türkiye’nin Venezüela ile ilişkileri, 2016 yılından sonra ani bir gelişme gösterdi. İki ülke arasında devlet başkanları düzeyindeki ilk görüşme, 2016 yılının Ekim ayında gerçekleşti. Sonraki dört yılda iki ülkenin devlet başkanları dört defa görüştü, görüşmelerin tamamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro arasında yapıldı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO başta olmak üzere birçok ülke tarafından insan hakları ihlalleri ve demokratik süreçlere sırt dönmesi sebebiyle eleştirilen Venezüela hükümeti ile ilişkilerde yaşanan hızlı gelişmeyi siyasetbilimci Doç. Dr. Evren Çelik Wiltse, Türkiye ekonomisinin kötü durumu ile açıklıyor.

Çelik Wiltse, Türkiye’nin cari açık verdiği yıllarda Venezüela ile yakınlaştığını anlatıyor. Çelik Wiltse’ye göre ekonomik veriler, bu yakınlaşmanın sebebine ek olarak iki ülke arasındaki uyuşturucu ticareti rotasına ilişkin de ipuçları taşıyor: “Merkez Bankası net hata noksan kalemi (kaynağı belirlenemeyen döviz giriş veya çıkışları), küçük olması gereken, en fazla yüzde 2-3 olması gereken oran, 2018’den sonra yüzde 10’ların üstüne fırlıyor. Venezüela ile yakınlaşma sonrası. ‘Bunun hepsi uyuşturucudan geliyor’ diyemeyiz ama nereden geliyor?”

Brezilya’dan Mersin’e gelen gemide, “A4 kağıdı” paketlerine saklanmış 220 kilo kokain ele geçirildi

20 Ekim 2020 tarihinde Mersin’de, bir polis baskını sonucunda “A4 kağıdı” taşıyan konteynere gizlenmiş 220 kilogram kokain yakalanması, Brezilya’nın G1 gazetesi ve Reuters’ın haberlerine yansıdı. Bölge savcılığından yapılan açıklamada, iki şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Türk yetkililerin kamuoyu ile paylaştığı videoda, narkotik polisin koklayıcı köpekler yardımıyla uyuşturucu taşıyan konteyneri tespit ettiği gözüküyor. 

Kolombiya, Türkiye’ye gidecek 4,9 ton kokaini yakaladı: Değeri 265 milyon dolar

Kolombiya polisi, 9 Haziran 2020 tarihinde Buenaventura Limanı‘nın kargo terminalinde yaptığı bir baskında, 4 bin 900 kilogram kokain ele geçirdi. Polisin narkotik köpekler yardımıyla bulduğu kauçuk taşıyan konteynerlere gizlenmiş kokainin değeri, 265 milyon dolar olarak belirtildi. Kolombiya Savunma Bakanı Carlos Holmes Trujillo, kokainin varış yerinin Türkiye olduğunu açıkladı. Uyuşturucu operasyonunu sayfasına taşıyan Reuters, bu operasyonda ele geçirilen 4,9 ton kokainin, 2020 yılında Kolombiya’da elde edilen en yüksek miktar olduğunu yazdı.

FARC örgütü, Türkiye ve Yunanistan üzerinden uyuşturucu parası aklayacaktı

Kolombiya merkezli El Tiempo gazetesinin, 23 Aralık 2020 tarihli haberine göre Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri‘nin (FARC), uyuşturucu satışı üzerinden elde ettiği 500 milyon dolar, konteynerler ile Avrupa’da bir limana taşınacak, buradan da Yunanistan ve Türkiye’de açılan banka hesapları üzerinden dolaşıma sokulacaktı. ABD ve Kolombiya istihbaratının birlikte yürüttüğü operasyon kapsamında uyuşturucu parasını aklamak için Yunanistan ile Türkiye’de hesap açan avukat ve bağlantılı olduğu FARC örgütü üyeleri aylarca izlendi.

500 milyon doların rotası

1. 500 milyon dolar, Kolombiya ormanlarından ülkenin kuzeyindeki bir limana taşınacaktı.

2. Para konteynerler içinde bir Avrupa limanına taşınacaktı.

3. Para iki banka hesabına gönderilecekti (Yunanistan ve Türkiye’de).

4. Bankacı, FARC’tan para taşımak için iki banka hesabı açmayı başardı.

  • Adalet Bakanlığı, FARC’ın Kolombiya ekonomisine parayı nasıl enjekte edeceğini belirlemek istedi.

İstihbaratın El Tiempo’ya aktardığı bilgiye göre, para aklamak için Türkiye ve Yunanistan’ın seçilme nedeni kontrollerin az ve zayıf olması.

500 milyon dolar öncelikle Kolombiya’nın güneyindeki bir limandan kuzeye aktarılacak, buradan da bir Avrupa limanına gönderilecekti. Avrupa’ya giren para sonra Türkiye ile Yunanistan’da açılmış hesaplara aktarılacaktı.

ABD Uluslararası Narkotik ve Kanun Yaptırım Bürosu’nun 2018’de yayımladığı “Uluslararası Narkotik Kontrol Strateji Raporu”nda Türkiye, “Başta gelen para aklama ülkeleri” listesinde yer alıyor. Latin Amerika siyaseti ve politik ekonomi araştırmacısı Doç. Dr. Evren Çelik Wiltse, Türkiye’nin uyuşturucu parası aklamak için tercih edilmesinin sebebinin bankacılık kanunlarındaki açıklardan ve kanunların uygulanmasında şeffaf olunmamasından kaynaklandığını belirtti. Çelik Wiltse, bu zafiyetin sebebinin Türkiye’nin ekonomik zayıflığı, spesifik olarak cari açık olduğunu belirterek, “Daha sert, daha talepkâr olamıyoruz para karşısında” diye konuştu.

Uyuşturucu ticareti ve narkoterörizm konularını çalışan Doç. Dr. Mahmut Cengiz, Türkiye’nin para kontrolünün düşük olduğunun ve sıcak paranın kolayca girip çıkabildiğinin uluslararası raporlarda yer aldığını belirtti. Medyascope’a konuşan Cengiz, “Yolsuzlukla mücadelede zayıf bir ülkede kara para aklama faaliyetleri yapılacaktır” dedi.

Türkiye’den araba ile yola çıkan eroin kaçakçıları, İspanya’da yakalandı

İspanya’nın başkenti Madrid’de, Türkiye’den karayoluyla gelen 28 kilogram eroin yakalandı. İspanyol El Confidancial gazetesinin 10 Mart 2018 tarihli haberine göre, çantalara doldurulmuş 28 kilo eroin ile Türkiye’den yola çıkan Bulgaristan vatandaşı iki erkek ve bir kadın, arabayla yedi ülkeden geçerek İspanya’ya kadar gitti. Madrid’de uyuşturucuyu getiren üç kaçakçıya ve suç örgütünün diğer üyelerine, eşzamanlı polis baskını yapıldı. Kaçakçıların parçası olduğu suç örgütünün iki Türk liderinin, yasadışı faaliyetlerini Madrid kentindeki Lounge Bar isimli eğlence mekanından yürüttükleri öğrenildi.

1,071 kilogram eroin taşıyan gemi Mersin’de yakalandı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti bayrağı taşıyan Commander Tide isimli kargo gemisine ihbar üzerine 7 Haziran 2017’de operasyon düzenlendi. Bu operasyonda Türk yetkililer Reuters haberine görepiyasa değeri 57 milyon dolar olan 1,071 kilogram eroin ele geçirdi. Polis yetkilileri bu operasyonda ele geçirilen eroin miktarının, son yıllarda ele geçirilen en yüksek miktar olduğunu belirtti.

Commander Tide yük gemisi ve gemide ele geçirilen 1071 kilogram eroin

Operasyonda geminin dokuz mürettebatı gözaltına alındı. Commander Tide yük gemisi, 2021 yılı Mayıs ayında satışa çıkarıldı.

Uluslararası uyuşturucu ticareti raporlarında Türkiye, “transit ülke”

Uyuşturucu ticareti ve narkoterörizm konularını çalışan Doç. Dr. Mahmut Cengiz, “Türkiye’nin Yasadışı Ekonomisi” kitabında, Türkiye’nin yasadışı ekonomisinin önemli bir kısmının uyuşturucu ticaretinden oluştuğunu belirtiyor. Bu kitapta yer alan bir tahmine göre 2010 yılında, Türkiye’de uyuşturucu ticaretinin hacmi 1,2 milyar doları buldu. 

Kendi topraklarında afyon yetişen Türkiye, 1970’li yıllarda ABD baskısı ile uyuşturucu niteliğindeki afyonun üretimini yasaklaması sonucu “uyuşturucu üretici ülke” konumundan uzaklaştı. 1980’li yıllardan itibaren ise Türkiye, uluslararası uyuşturucu ticaretinin başlıca aracı ülkelerinden biri haline geldi.

Türkiye’nin, uluslararası uyuşturucu ticaretinde önemli bir aktör olmasındaki en büyük etken, Afganistan’da üretilen eroinin Avrupa’ya ulaştırıldığı Balkan rotasında yer alması. 1960’lardan sonraki süreçte Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle, en büyük eroin üreticisi olan Afganistan ile en önemli tüketici ülkeler olan Avrupa ülkeleri arasında kurulan Balkan rotasında yer aldı ve bu doğrultuda uluslararası uyuşturucu ticaretinin önemli ülkelerinden biri olarak kaldı.

İspanyol El Pais gazetesi Türkiye’nin eroin ticaretindeki rolü hakkında hazırladığı bir dosyada, 1980 darbesinden sonra sınır dışı edilen siyasi bağlantılı militanların, Avrupa’nın suç dünyasında etkin rol aldığına yer veriyor. Dosyada Urfi Çetinkaya, İsmail Hacısüleymanoğlu, Mehmet Ali Ağca ve Abdullah Çatlı’nın isimleri “devletin komünizme karşı ilan ettiği savaşta sağ gruplara yardımcı olmuş militanlar” arasında geçiyor. Bu isimlerin Avrupa’da uyuşturucu ticaretini ele geçirmesinin altında da “devletin onlara sağladığı imtiyazlar” yatıyor.

Afganistan’dan Avrupa’ya giden Balkan eroin rotası
Kaynak: Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi

ABD Uluslararası Narkotik ve Kanun Yaptırım Bürosu’nun 2018’de yayımladığı “Uluslararası Narkotik Kontrol Strateji Raporu”nda (UNKSR), Afganistan’dan başlayan eroin ticaretinin temel rotasının Balkanlar üzerinden olduğu yazıyor. Bu rota Afganistan’dan İran’a, oradan Türkiye’ye, Türkiye üzerinden ise Doğu ve Batı Avrupa’ya uzanıyor. Bu rotada dolaşımda olan eroinin değerinin 20 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Kokainin yeni rotası Türkiye’den geçiyor

1980’li yıllardan beri eroin ticaretinde transit ülke olarak yer alan Türkiye, son yıllarda kokain ticareti ile de anılmaya başladı. 2013 yılında Türkiye’de, 430 kilogram kokain ele geçirildi. Bu sayı 2017’de 1 ton 485 kilograma yükseldi.

Uluslararası raporlarda Türkiye, kokain ticaretinde önemli bir transit ülke olarak anılıyor. UNKSR raporunda, kokainin genel olarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya gittiği, Güney Amerika’dan çoğunlukla kargo gemileriyle Türkiye limanlarına getirilen kokainin genel olarak yolcu valizlerinde veya kuryelerin üzerinde saklandığı belirtiliyor.

Bir başka uluslararası kuruluş olan Global İnitiative Against Organized Crime (‘Organize Suça Karşı Küresel İnisiyatif’), 2021 yılının Şubat ayında yayımladığı “The Cocaine Pipeline to Europe” (Avrupa Kokain Hattı) raporunda, Latin Amerika ve Afrika’dan gelen kokainin yolcu uçakları yoluyla İstanbul’a, Latin Amerika’dan gelen kokainin kargo gemileri yoluyla Kocaeli, İzmir ve Mersin’e geldiğini anlatıyor.

Türkiye’nin uluslararası kokain ticaretindeki transit ülke konumu Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (NSMDB) tarafından da dile getiriliyor. NSMDB’nin 22 Mayıs 2021’de yaptığı Twitter paylaşımında, “Kokain Rotası” başlığı altında Latin Amerika’dan Türkiye’ye gelen, Türkiye’den de Avrupa ve Ortadoğu’ya giden kokainin şeması yapıldı. Aynı paylaşımda yer alan metinde, “Avrupa Birliği ulusal temas noktası olan Daire Başkanlığımız tarafından, her yıl Türkiye uyuşturucu raporu yayımlanmaktadır. Son iki yıldır yayımlanan raporlarımızda, Güney Amerika’dan Avrupa’ya sevk edilen kokain maddesi bakımından ülkemizin, basamak haline geldiği delilleriyle vurgulanmıştır. Yıllara göre ülkemizde ele geçirilen kokain miktarı ve müdahale edilen uyuşturucu olay sayıları artmasına rağmen, kokain bazlı olay sayısı düşmektedir. Bu da ülkemizin kokain konusunda transit/basamak konumuna geldiğinin göstergelerinden biridir” denildi.

Kokainin yeni rotası neden Türkiye üzerinden kuruldu?

Yasadışı ekonomi ve uyuşturucu trafiği konularını araştıran Doç. Dr. Mahmut Cengiz, ele geçirilen uyuşturucu miktarları konusunda iki noktaya dikkat çekiyor. Bunlardan ilki yakalanan uyuşturucu miktarının, kaçırılan uyuşturucu miktarının küçük bir kısmını oluşturduğu. Birleşmiş Milletler’e göre, trafiği yapılan uyuşturucu miktarının beşte biri yetkililerce ele geçirilebiliyor, ABD’ye göre ise bu oran yalnızca 10’da bir.

Cengiz’in vurguladığı ikinci bir nokta ise son yıllarda yapılan operasyonlarda yüksek miktarlarda uyuşturucu ele geçirilmesinin ne anlama geldiği. Uyuşturucu kaçakçılarının, rota ve strateji belirlerken risk analizleri yaptıklarını anlatan Cengiz, kaçakçıların yakalanma risklerini düşük gördükleri için, tek bir araca büyük miktarda uyuşturucu yüklemeyi tercih ettiklerini söyledi. Bunun, kaçakçıların yakalanan yükten ettikleri zararın fazlasını, yakalanmayan yüklerden kâr olarak elde ettikleri anlamına geldiğini belirten Cengiz, “Uyuşturucu maddeyi tonlarca yakalamak başarı demek değil. Hatta büyük miktarlar yakalanıyorsa tüccarlar düşük risk görüyor demek. Eğer kokain kaçakçıları Türkiye’yi tercih ediyorsa buna bir mercek tutmak lazım” dedi.

“Talep oldukça uyuşturucu ticareti devam edecek”

Gaziantep’te bir eroin bağımlısı ile yaptığı mülakatta konuştuğu kişinin kendisine, “Ben bağımlıyım, günde 1 gram eroin kullanacaksam bir şekilde bulurum” dediğini dile getiren Cengiz, uyuşturucu tüketen ülkelerde talep olduğu sürece uyuşturucu kaçakçılarının, üretici ülkelerden bu ülkelere olan kaçakçılık faaliyetinin engellenemeyeceğini söyledi. Cengiz, “Talep ne kadarsa o kadar uyuşturucu o ülkeye girmek zorunda. Uyuşturucu tüccarları da bunun farkında, risk analizi yaparak rota oluşturuyorlar” diye konuştu.  

Doç. Dr. Evren Çelik Wiltse de bu durumu, Güney Afrika’dan çok ciddi sömürü sonucu çıkarılan ve birçok insanın şiddete uğramasına sebep olan “kanlı elmaslara” benzeterek, uyuşturucu maddeye talep oldukça ticaretin devam edeceğini belirtti.

“Devlet kapasitesi zayıf ülkeleri tercih ediyorlar”

Çelik Wiltse, uyuşturucu kaçakçılarının faaliyetleri için hukukun üstünlüğünün ve devlet gücünün düşük olduğu ülkeleri tercih ettiklerini belirterek, “Devlet olarak ne kadar zayıfsanız karteller, uyuşturucu ticareti o kadar esir alıyor sizi. Kurumsal yapısı daha zayıf ülkelerde daha kolay at oynatabiliyor karteller” dedi.

“Uyuşturucu ile mücadele etmek için yolsuzlukla mücadele etmek lazım”

Cengiz, Türkiye’nin yabancı basında ve uluslararası raporlarda uyuşturucu ticareti ile anılması hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’nin bahsi geçiyorsa, uluslararası medyada Türkiye’ye referans varsa, uyuşturucu kaçakçısı bakımından demek ki Türkiye’nin risk düzeyi düşük. Bu nasıl olabilir? Rüşvet üzerinden veya devletten birileri bunun içinde ise.”

Uyuşturucu ticaretinin bir ülkede yaygın olması siyasette, yolsuzluğa ve rüşvete işaret ediyor. Bu durumun literatürde “dirty entanglement” yani “kirli dolaşıklık” olarak geçtiğini belirten Cengiz, “Uyuşturucuyla mücadele etmek için yolsuzlukla mücadele etmek lazım. Yolsuzluğun olduğu, devletin güçlü olmadığı ülkeler güzergâh olarak alınıyor çünkü biliyorlar ki bu ülkelerde yolsuzluk üzerinden polislere, uyuşturucu mücadele birimlerine ulaşmak mümkün” diye konuştu. Cengiz, Türkiye üzerinden yapılan uyuşturucu ticaretinin boyutu hakkında “Siyasetin içinden birileri bunun içinde olabilir veya göz yumuyor olabilir” yorumunda bulundu.

Çelik Wiltse de yolsuzluk karşısında şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin, rüşveti engellemekteki önemini şu sözlerle anlattı: “Devletiniz daha hesap verebilir, daha şeffaf olduğunda kamu görevlisi de bir şey yapmaya yanaşmıyor. Soruşturma açabilmeniz lazım. Kartel zaaflardan faydalanıyor.”

“İnsanlar orta sınıf bir hayat yaşadığında böyle şeylere dahil olmuyorlar”

Çelik Wiltse, uyuşturucu ticaretini engelleme, yakalama ve yargılama görevlerinde bulunan kişilerin maaşları düşük ve ekonomik durumları kötü oldukça rüşvetin arttığını belirtti:  “Polisin, hâkimin, askerin maddi güvencesi ne kadar azsa, uyuşturucu ticaretine o kadar kolay dahil ediliyorlar.”

Türkiye’deki memurların durumunu Batı ülkeleri ile karşılaştıran Çelik Wiltse, “Batı ülkelerinde gümrük memurları, kolluk güçleri 50-60 bin dolar maaş alıyorlar, orta sınıflar. Dar gelirli ülkelerde devlete çalışan tabakanın yaşam standardı daha düşük. İnsanlar orta sınıf bir hayat yaşadığında böyle şeylere dahil olmuyorlar” dedi.

Haberleri derleyen: Fazıl Alp Akiş ve Ali Macit

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus