DİTAM’dan “Barış yeniden mümkün mü?” başlıklı toplantı – Bekir Ağırdır: “İktidar değişimin bir kaosa sebep olacağı korkusunu yayıyor, muhalefetin bu değişim sürecini yönetebileceğini göstermesi lazım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) barış ağı toplantıları kapsamında, “Barış yeniden mümkün mü?” başlığıyla KONDA Genel Müdürü ve araştırmacı-yazar Bekir Ağırdır’ın konuşmacı olduğu bir toplantı düzenledi. Gazetecilerin, aktivistlerin, milletvekillerinin ve sivil toplum önderlerinin katıldığı toplantıda, Türkiye’de Kürt sorunun çözümüne yönelik bir müzakere ve barış sürecinin yeniden başlayabilmesinin imkân ve koşulları değerlendirildi. DİTAM Başkanı Mehmet Vural, bu zorlu siyasal koşullarda dahi barış talebini yükselteceklerini vurguladı.

Bekir Ağırdır: “Bana sorarsanız önemli bir konu değil hayati bir konu konuşuyoruz”

Sözlerine, “Barış elbette mümkün, bunu talep etmekten vazgeçmemeliyiz” diyerek başlayan Ağırdır, “Hepimizin alnı dik olacağı bir ülke inşa edeceksek bu sorunu çözmekten başka seçeneğimiz yok” diye konuştu.
Barış sürecinin bugün mümkün olup olmadığının siyasi aktörler, toplum ve dünyadaki siyasi konjonktür olmak üzere üç katmanlı bir biçimde incelenmesi gerektiğini belirten Ağırdır, meseleye siyasi aktörlerin dahlini öncelikle iktidar koalisyonu üzerinden değerlendirdi.

İktidar koalisyonunun siyasi alanı daraltma çabalarını vurgulayan Ağırdır, Cumhur İttifakı’nın temel meselesinin iktidarlarını sürdürmek olduğunu belirtti. Ağırdır, askeri güç ve sınır güvenliği içerikli bir güvenlik anlayışıyla hareket eden böylesi bir zihni koalisyondan, seçime kadar barışı inşa etme çabası beklemenin hayalcilik olacağını söyledi.

“En azından ittifak gereğini içselleştirmiş altı parti lideri var”

Muhalefetin gündemini de değerlendiren Ağırdır, “En azından ittifak gereğini içselleştirmiş altı parti lideri var karşımızda” dedi ve “Ortak aday kim olacak?” ya da “İttifakta Halkların Demokratik Partisi (HDP) olacak mı olmayacak mı?” sorularına odaklanmak yerine muhalefet blokundaki partilerin bir zihni devrim yapması gerektiğini vurguladı. 

İktidar değişimin bir kaosa sebep olacağı korkusunu yayıyor, muhalefetin bu değişim sürecini yönetebileceğini göstermesi lazım

Ağırdır’a göre, muhalefetteki partiler temsil ettikleri kimliği belirterek bu kimliklerin bir arada yaşamını nasıl inşa edeceklerini ve bunun koalisyonunu kuracaklarını göstermeli. Ağırdır ayrıca, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir kişinin iktidarı, düzenin anahtarının kimde olacağı sorunundan daha derin olduğunu, dolayısıyla muhalefet aktörlerinin şu anda içinde bulunulan düzene alternatif bir düzen önermek zorunda olduklarını da sözlerine ekledi.

Ağırdır, HDP’nin muhalefet koalisyonunda olup olmayacağı sorununun ancak muhalefet aktörlerinin, seçimden önceki ve sonraki süreci nasıl yöneteceklerini, kamuoyu önünde yapacakları tartışma sürecinde anlatmalarıyla aşılabileceğini de sözlerine ekledi.

“Toplum açısından barış mümkün”

Toplumun esasen can ve geçim derdinde olduğunu söyleyen Ağırdır, ekonomik buhranın ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yarattığı sorunların toplumun geniş kesimlerini, “dehşet reel sorunlar” ile karşı karşıya bıraktığını vurguladı.

“Türkiye’de kimliksel gerilim ile sınıfsal gerilim bir arada yaşanıyor”

Böylesi bir ortamda “negatif kimlikler” ve kutuplaşma gibi soyut meselelerin hayatın somut sorunları yanında eridiğini söyleyen Ağırdır, toplumdaki bu sınıfsal gerilimin muhalefet ve dönüşüm için bir fırsat alanı yaratabileceğini belirtti.

“Buzun altındaki yakınlaşmaların ortaya çıkabilmesi için yüzeydeki kimlikler arası buzun eritilmesine ihtiyaç var”

Asıl meselenin toplumu birbirine yakınlaştıran bu zihni dönüşümün örgütlenmesi ve demokrasi talebine dönüştürülmesi olduğunu belirten Ağırdır, bu ortak yaşam talebinin örgütlenip siyasete aktarılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal atmosferi, donmuş bir göl metaforuyla açıklayan Ağırdır, buzun altındaki yakınlaşmaların ortaya çıkabilmesi için yüzeydeki kimlikler arası buzun eritilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Türkiye toplumunun tamamı gibi Kürtlerin de metropolleşmenin etkisi ile değiştiğini dile getiren Ağırdır, bu artan karşılaşma hallerinin siyasete basınç yaratacak şekilde örgütlenmesinin önünde çeşitli engellerin olduğunu da not düştü.

“Dünyada yeniden büyük bir bölüşüm kavgası yaşanıyor”

Dünyada siyasi egemenlik, ekonomik egemenlik ve Müslüman dünya ile Batı dünyası arasında olmak üzere üç büyük gerilim hattı olduğu değerlendirmesini yapan Ağırdır, Türkiye’nin bu üç gerilimin de sahnesi ve öznesi olduğunu dile getirdi.

Başlangıç noktasının siyasetin doğallaştırılması ve siyasi ortamın mümkün olduğu kadar genişletilmesi olduğunu belirten Ağırdır, “Önce ruhumuzu serbest bırakacak iklimi inşa etmemiz, sonra ekonomi gibi acil meseleler üzerinde durmamız gerekir. Önce sahayı temizleyecek ortamı sağlamalıyız, sonra tarlayı sürmeli, daha sonra ne ekeceğimizi ayrıca tartışmalıyız. Bu siyasetin önderlik ettiği süreçlerin yaşanmasına bağlı” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus