CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Kanal İstanbul hakkında konuştu: “Bu işe giren müteahhit, bu işe kredi veren banka kendisini unutsun, bunun altına imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün (29 Haziran) partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Konuşmasının büyük bölümünde iktidarı eleştiren Kılıçdaroğlu, Kanal İstanbul hakkında ise “Bu işe giren müteahhit kendisini unutsun. Bu işe kredi veren banka kendisini unutsun. Bunun altına imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim” dedi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından önce çıkanlar şöyle:

“İktidar devleti yönetmek için gelmedi, devlet olmak için geldi”

Sözlerine üst düzey bürokratların birden fazla maaş almasını ve devletin farklı kademelerindeki yolsuzluk iddialarını gündeme taşıyarak başlayan Kılıçdaroğlu, “Devletin iyi yönetilmediğini hepimiz biliyoruz. İktidar devleti yönetmek için gelmedi, devlet olmak için geldi. Devlet dediğimiz kurum yıpranmaya ve çürümeye başladı. 19 yılın sonunda öyle bir noktaya geldi ki ekonomide ve hukukta devlet kayıt dışına çıkmaya başladı. Bunu yaparken bilinçli yaptılar. Önce tüm bakanlıklarda özellikle maliye ile ilgili bakanlıklarda teftiş kurullarını kapattılar. Böylece ekonomide kayıtdışılığın bürokratik altyapısını süratli bir şekilde oluşturdular. Devlette liyakat vardı onu da tamamen kaldırdılar, yandaşları getirdiler. Bürokrasiyi bir anlamda robotlaştırdılar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu tür rezaletler hiç görülmedi. Bakanların, milletvekillerinin, valinin, belediye başkanının önünde rüşvet tartışması yapıldı Antalya Serik’te. Belediye başkanı tahammül edemiyor, bakanlara ‘Yazıklar olsun size’ diyor. Tık yok” diye konuştu. 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

“Bugün Türkiye’de rüşvetsiz iş yapmak mümkün değil”

Devlette şeffaflık anlayışının kalmadığını vurgulayan CHP lideri, sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomi kayıtdışına çıktıktan ve hukuk askıya alındıktan sonra artık devletin bütün büyük yatırımlarını beşli çete, sarayın desteğiyle yapıyor. Ekonomi kayıtdışında olunca rahatlıkla rüşvet veriliyor. Bugün Türkiye’de rüşvetsiz iş yapmak mümkün değil. Devletle muhatap olduğun andan itibaren rüşvetsiz iş yapmanın mümkün olmadığını görüyoruz. Havuz medyası hâlâ kayıtdışı tirajlar üzerinden devleti soymaya devam ediyor. Saray ve şurekası da verilen bu rüşvete ortaktırlar. Merkez Bankası şamar oğlanına döndü. Kanuna aykırı olarak yetkiyi aldılar, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verdiler. Damat ve kayınpeder 128 milyar doları buharlaştırdı.”

“Erdoğan ve ailesi yurtdışında sahte şirket kuruyorlar, milyon dolarlar kazanıp devlete beş kuruş vergi ödemiyorlar”

Ekonomideki kayıtdışı uygulamaları anlatırken vatandaşlara da doğrudan seslenen CHP lideri, yurttaşların vergilerini ödediğini ama cumhurbaşkanının devleti “soyulacak bir organ” gibi gördüğünü belirterek, “Erdoğan ve ailesi yurtdışında Türkiye Cumhuriyeti’ne vergi vermemek için hesap açıyor, sahte şirket kuruyorlar. Milyon dolarlar kazanıp devlete beş kuruş vergi ödemiyorlar. Devleti soyulacak bir organ olarak görüyorlar. Süleyman Soylu devletin televizyonuna çıkıp ‘Her ay bir siyasetçiye 10 bin dolar ödeniyor’ dedi. Erdoğan ne dedi? Tık çıkmadı. Rüşveti savunana oy vermeye devam edecek miyiz? Rüşvetin bu boyutu, ekonomideki kayıtdışılığın bu boyutu hiç çıkmamıştı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bütün yolsuzlukların ilkini yaşıyoruz” dedi.

“Bu işe giren müteahhit, bu işe kredi veren banka kendisini unutsun, bunun altına imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim”

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul projesinin ilk köprüsünün 26 Haziran’daki temel atma töreninde muhalefete seslenerek, “Bankaları, projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla alırlar” demişti. Hem bu sözleri eleştiren hem de Kanal İstanbul’a destek veren bankalara ve müteahhitlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Öyle bir hale geldik ki yerli ve milli ayaklarında gezinenler egemen güçlerin taşeronluğunu yapmaya başladılar. Kanal İstanbul yapılırsa dış güçler söke söke bu parayı alırmış. Müteahhitlere sesleniyorum. Bu işe giren müteahhit kendisini unutsun. Bankalara söylüyorum. Bu işe kredi veren unutsun kendisini. Bunun altına imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim. Tank Palet fabrikasını da söke söke Katarlılar’dan alıp şanlı ordumuza vereceğim. Süleyman Şah Türbesi’ni söke söke alıp vatan toprağına götüreceğim” diye konuştu.

“Devri sabık yaratma gibi bir arayışın içinde de değilim”

CHP’nin öncelikli hedefinin ülkeye adalet getirmek olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Ülkenin ekonomide ve hukukta kayıtdışına çıkması yönetimin mafyaya teslim olması anlamına gelir. Yeraltı dünyası talimat verir, siyasi otorite gereğini yapar. İktidar olduğumuzda bu memlekete gerçek anlamda adaleti getireceğiz. Devri sabık yaratma gibi bir arayışın içinde de değilim. Benim ve partimizin önceliği bu millete adaleti getirmek.” 

“Danıştay’daki hâkimlere sesleniyorum. Eğer aklınızı kiraya vermediyseniz, eğer yasalara uyacaksanız o sözleşmeyi tekrar ihya etmek zorundasınız”

1 Temmuz 2021 tarihinde Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıkılacağını da hatırlatan Kılıçdaroğlu konuya ilişkin, “İstanbul Sözleşmesi Meclis’ten oybirliğiyle geçmiş. Bir sabah karar alıp bunu kaldırıyor. Kimsin sen? Meclis’in üstünde misin? Şimdi olay Danıştay’da. Danıştay’daki hâkimlere de sesleniyorum. Eğer aklınızı kiraya vermediyseniz, eğer anayasa ve yasalara uyacaksanız o sözleşmeyi tekrar ihya etmek zorundasınız. Yapmadığınız takdirde siz de sarayın kalemşörleri olarak anılacaksınız” dedi.

“Atama bekleyen öğretmenlerin tamamının atamasını yapacağız”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, atama bekleyen öğretmenlerle ilgili olarak ise şöyle konuştu: “Atama bekleyen öğretmenler de aramızda. Bütün yetkiler cumhurbaşkanına ait. Kadro açabilir veya kapatabilir. Her şeye yetkisi var. En tepedeki insan devletten habersiz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) verilerine bakıyorsunuz, 107 bin 909 öğretmen açığı var. Sayıştay’ın raporuna göre, 138 bin 393 öğretmen açığı var ama Erdoğan’a göre öğretmen açığı yok. Sarayda öğretmen yok ki. Saraydaki bütün kadrolar dolu. Üstelik herkes bir yerden değil üç yerden, dört yerden maaş alıyor. Atama bekleyen öğretmenlerin tamamının atamasını yapacağız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus