Okulların açılmasına dokuz gün kaldı: Belirsizlikler ve endişeler gittikçe daha çok derinleşiyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye 6 Eylül’de yüz yüze eğitime yeniden başlıyor. Yaklaşık bir buçuk yıldır uzaktan eğitim ile öğrenim hayatlarına devam eden öğrenciler sınıflarında ders başı yapacak. Eğitimin başlamasına kısa bir süre kalmışken hem veli hem de öğrenci ve öğretmenler ile bir buçuk yıllık süreci ve yüz yüze eğitim ile ilgili yaşadıkları endişeleri, sorunları konuştuk. Öğrenciler, öğretmenler ve özellikle veliler salgın sürecinde birçok belirsizlik ve sorunla baş başa bırakıldıklarını anlattı.

Yeni öğretim yılı, salgınla ilgili kaygılar, aşı ve test tartışmaları, LGS sonrası istediği okul türüne yerleşemeyenler, kalabalık sınıflar, öğretmen açıkları, özel-devlet arasındaki uygulama farkları gibi bir dolu sorunun gölgesinde başlıyor. 

“Telafi eğitimine ihtiyacı olan öğrenciler tek tek tespit edilmeli”

Eğitimci Feray Aytekin Aydoğan, yeni öğretim yılının salgınla ilgili kaygılar, aşı ve test tartışmaları, kalabalık sınıflar, öğretmen açıkları, özel-devlet arasındaki uygulama farkları gibi bir dolu sorunun gölgesinde başladığını söyledi. Aydoğan, “Yoksul aile çocuklarının ve dezavantajlı çocukların öğrenme kayıplarının yüzde 55’e ulaştığını gösteriyor araştırmalar ki bu, en iyi oranlardan biri. Mutlaka bir telafi eğitim yapılması gerekiyor. Ancak bunun için ciddi bir bütçe de ayırmak gerek. Telafi nasıl yapılır, neden yapılır? Öncelikle ihtiyacı olan öğrencilerin tespit edilmesi, daha sonra kayıplarının tespit edilmesi gerekir. Kazanım testleri ile taramalar yapılır. Dünyada da örnekleri böyle yapıldı. Ama bizde isteğe bağlı denildi, isteğe bağlı telafi eğitimi diye bir şey olmaz. Eğitimle ilgili eşitsizlik gittikçe daha çok derinleşiyor” diye konuştu. 

Feray Aytekin Aydoğan

Çocuklarımızla birlikte salgında yalnız bırakıldık

Veli-Der Yönetim Kurulu Üyesi Seval Keleş ise öğrenci velilerinin, sürekli belirsizliklerle, son dakika yapılan açıklamalarla baş başa bırakıldıklarını söyledi. Uzaktan eğitim sürecinde hem gerekli cihazlar hem de ders içerikleri konusunda öğrencilere destek sağlanmadığını belirten Keleş, nasıl yalnız bırakıldıklarını şöyle anlattı: 

“Salgın süresince yüz yüze eğitimin mümkün olması için alınması gereken önlemler okulların açık tutulduğu ülkelerde uygulanmasına, çok açık olmasına rağmen gerekli tedbirler alınmadı. Sürekli belirsizliklerle, son dakika yapılan açıklamalarla baş başa bırakıldık. Uzaktan eğitimde de hem gerekli cihazlar hem de ders içerikleri konusunda çocuklarımıza destek sağlanmadı. Çocuklarımızla birlikte salgında yalnız bırakıldık. Çocuklarımın yaşadıkları sadece akademik kayıplar değildi. Sosyal ve psikolojik açıdan da zor günler yaşadılar. Okulların açık tutulamaması çocuklarımda telafisi olamayacak kayıplara neden oldu. Saatlerce ekran başında olmaları hem fiziksel hem de psikolojik açıdan çocuklarımı çok olumsuz etkiledi.”

“Sınıflarda fiziksel mesafe nasıl sağlanacak?”

Seval Keleş, okulların tam zamanlı eğitime başlaması ile birlikte devam eden salgının çocuklarının sağlığı ile ilgili kendisini kaygılandırdığını belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından salgına karşı ne tür hazırlıklar yapıldığına ve tedbirler alındığına dair bir veli olarak bilgilendirilmediğini belirten Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Okulların 6 Eylül’de tam zamanlı ve tüm kademelerde açılacağı ve hazırlıklı oldukları paylaşıldı. Salgın devam ediyor ve çocuklarımın sağlığına dair ciddi kaygılarım var. Ben bir veli olarak bu hazırlıkların ne olduğu konusunda bilgi sahibi değilim. Okullarda koruyucu malzeme, temizlik malzemesi, havalandırma ile ilgili hangi hazırlıklar yapıldı? Eğitim çalışanlarının aşılanması tamamlandı mı? Ek derslik hazırlanmadı, yeterli öğretmen ataması yapılmadı. Sağlık Bakanı, Delta varyantından kaynaklı fiziksel mesafenin iki metre olması gerektiğini açıkladı. Bu durumda sınıflarda fiziksel mesafe nasıl sağlanacak? Her okulun çevrimiçi platformlarından bu hazırlıkların ne olduğu rahatlıkla paylaşılabilir. Bu bilgilere sahip olmak benim ve tüm velilerin en temel hakkı.”

“Okullar her açıldığında kısa sürede tekrar kapatıldı”

Keleş, yüz yüze eğitimin sürdürülebilir olmasını istediğini ve bunun da gerekli önlemlerin alınması ile mümkün olduğunu ekledi: “Tüm bilim insanları kapalı ortamlarda aşılanmanın tek başına yeterli olmadığını açıklıyor. Okullar her açıldığında kısa sürede tekrar kapatıldı. Mesele tek başına okulların açılması değil açık tutulmasının sağlanması. Bu da ancak alınması gereken önlemlerle mümkün. Öğrenci Veli Derneği’ndeki veliler olarak okulların açılması ve açık tutulması için yüz yüze eğitim nöbetleri, imza kampanyaları ile sesimizi duyurmaya çalıştık. ‘Kaybedecek bir günümüz dahi yok’ dedik. Yüz yüze eğitimin sürdürülebilir olmadığı her gün çocuklarımın, çocuklarımızın yaşadığı kayıplar daha da artıyor. Okulların açık tutulması ve gerekli önlemlerin alınması için tüm velileri birlikte ses olmaya çağırıyoruz. Çocuklarımız bugünümüz, geleceğimiz, memleketimizin ortak geleceği.”

“Okulların açıldığına sevindim ama yine kapanacağından adım kadar eminim”

7. sınıf öğrencisi Mehmet Selim ise geçen bir buçuk yıllık süreçte yaşadıklarını “tamamen başıboş geçmiş günler” olarak tanımladı: “Koronavirüs salgınında en çok unutulan ve görünmeyen bizler olduk sanırım. Belki bazılarımızın ailelerinin maddi durumu iyiydi, ek dersler, özel derslerle toparlayabildiler kayıplarını. Ama durumu iyi olmayan ya da orta olan aileler ve öğrencileri başıboş bir buçuk yıl yaşadı. Endişeliyim. Açığı kapatamamaktan, lise sınavında başarısız olmaktan korkuyorum. Okulların açıldığına sevindim ama yine kapanacağından adım kadar eminim.”

“Aileler için çok daha zorlu,  yıpratıcı bir süreç yaşandı”

Psikolojik danışman ve rehber öğretmen Burcu Suvari ise uzaktan eğitimin bu kadar uzun bir dönem devam etmesinin çocuklar üzerinde geri dönüşü olmayan olumsuz sonuçlara yol açtığını vurguladı. Yoksul ve farklı gelişim gösteren çocuklu aileler için de bu sürecin oldukça zor ve yıpratıcı yaşandığını belirten Suvari şunları söyledi: “Sosyal, duygusal, fiziksel ve bilişsel gelişim alanlarının birbirini beslediği ve birinin diğerine tercih edilemeyeceği gerçeğiyle yaklaştığımızda yüz yüze eğitim dışında bir seçeneği tartışamayız. Öğrenme tek taraflı bir alış değil, içinde pek çok dinamiği barındıran bir etkileşim sürecidir. Eğitimin tanımını karşılamayan uzaktan eğitimin uzun döneme yayılması çocukların ruhsal ve  fiziksel sağlıkları açısından geri dönüşü olmayan olumsuz sonuçlara yol açtı. Yoksul, farklı gelişim gösteren ve özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler ve aileleri için çok daha zorlu, yıpratıcı bir süreç yaşandı.”

“Okulların açılmasına sayılı günler kaldı ancak süreçle ilgili yeterli bilgi verilmiyor, eğitimin tüm bileşenleri belirsizliğin içine sürükleniyor”

Suvari, geçen yıl çocuklarını yüz yüze eğitime göndermeyen velileri hatırlattı ve toplumun tüm kesimlerinin hastalanma kaygısı, yeni yaşam koşullarına uyum sağlama ve aşıyla ilgili doğru-yanlış bilgileri ayırt etme çabası içinde olduğunu anlattı:

“Salgında hayata geçirilen eğitim politikaları maalesef ciddi kafa karışıklıklarına neden oldu. Geçen yıl yüz yüze eğitimin olduğu dönemlerde veliler çocuklarını okula göndermek istemedi. Bireysel gibi görünen kaygı ve çaresizlik duygularının arka planına çok iyi bakmak gerekiyor. Okulların açılmasına sayılı günler kaldı ancak süreçle ilgili yeterli bilgilendirme yapılmıyor; eğitimin tüm bileşenleri belirsizliğin içine sürükleniyor. Son bir buçuk yıldır toplumun tüm kesimleri hastalanma kaygısı, yeni yaşam koşullarına uyum sağlama ve aşıyla ilgili doğru-yanlış bilgileri ayırt etme çabası içinde. Hangi bilgiye güvenileceğine dair kafa karışıklıklarıyla baş etmeye çalışılıyor. Salgın hastalık tehdidi güvenlik hissi anlayışımızı bozuyor. Bu nedenle eğitim emekçileri, veliler, öğrenciler kendilerini güvende hissetmek ve her şeyin kontrol altında olduğunu bilmek istiyor. Akşamdan sabaha değişen kararlar ya da her şey çok yolundaymış gibi bir algı yaratmak belirsizliği, kaosu, güvensizlik hissini pekiştirmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından net, tutarlı, şeffaf, önleyici ve koruyucu yaklaşım sergilenmelidir.”

Yüz yüze eğitime sayılı günler kala Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Sağlık Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı “Koronavirüs Salgınında Okullarda Alınması Gereken Önlemler Rehberi” il milli eğitim müdürlüklerine gönderildi. 

“Okul içinde, ortak alanlarda, sınıflarda, öğretmen odalarında maske atık kutularının bulundurulması ve günlük olarak boşaltılmaları sağlanacak”

Hazırlanan rehberde, öğretmenler, eğitim personeli, kantin çalışanları ve öğrenci servisi personeli ile öğrencilerle aynı evde yaşayanların tam doz aşılarının tamamlanmış olması önerildi. Rehbere göre, öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan öğretmen ve okul çalışanlarının aşı olmamaları durumunda, haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenecek ve sonuçlar okul tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak. Öğrenci, öğretmen ve personelin ihtiyaç halinde kullanabilmesi için yeterli sayıda maske Milli Eğitim Bakanlığı tarafından temin edilecek. Okul içinde, ortak alanlarda, sınıflarda, öğretmen odalarında maske atık kutularının bulundurulması ve günlük olarak boşaltılmaları sağlanacak. Öğrenci ve personelin hasta, temaslı veya risklilik durumları, Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasındaki veri entegrasyonu yolu ile izlenecek ve okullara gerekli bildirim yapılacak. 

“Bakanlığına bağlı okullardaki tüm öğrenciler okula maske ile gelecek ancak gelişimsel sorunu olan veya maske takmakta zorlanan çocuklar için istisna olabilecek”

Seminer haftasında, enfeksiyon kontrolü ve okula giriş koşullarını içeren eğitim verilecek ve okul yönetimince belirlenecek görevli tarafından bu programın uygulanması ve alınacak önlemler takip edilecek. Rehberde, tıbbi maske kullanımına ilişkin önlemlere de yer verildi. Bu kapsamda, MEB’e bağlı okullardaki tüm öğrenciler okula maske ile gelecek ancak gelişimsel sorunu olan veya maske takmakta zorlanan çocuklar için istisna olabilecek. Maskenin çocuklar için uygun boyutta olması, maskelerin nemlenmesi durumunda değiştirilmesi için okul içerisinde yedek maske bulunması sağlanacak. Gelişimsel sorunları ve diğer tıbbi nedenlerle maske takamayan ve bu durumu doktor raporu ile kayıt altına alınmış öğrencilerin mümkünse yüz koruyucu kullanımı sağlanacak. Çok yakın temasın gerektiği durumlarda da maskeyle yüz koruyucu kullanılması önerilecek. Öğretmenler, aşılanma durumundan bağımsız olarak okul bahçesine girişlerinden itibaren, okulda bulundukları süre boyunca sürekli maske takacak. 

Öğretmenlerin, farklı sınıflarda ders vermeleri durumunda dersler arasında maskelerini değiştirmeleri gerekecek. Öğretmen odaları ve diğer ortak alanlarda bulunan kişilerin, aşılananlar da dahil sürekli maske takmaları sağlanacak. Yiyecek içecek tüketiminin mümkün olduğu kadar ayrı zamanlarda ve mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesine özen gösterilecek. Okullardaki diğer görevliler de okulda bulunulan süre boyunca ve her ortamda aşılanma durumundan bağımsız olarak sürekli maske takacak. Maskenin nemlenmesi durumunda yeni maske kullanacak.

“Veli ve ziyaretçiler mümkün olduğu kadar okula giremeyecek”

Veli ve ziyaretçilerin, salgın döneminde mümkün olduğu kadar okul bahçesi de dahil okul içerisine girişlerine izin verilmeyecek. Okul bahçesi dahil, okula girişin gerekli olduğu durumlarda, okul bahçesine girişte, bahçenin olmadığı durumlarda da en dış noktadan itibaren maske takmaları sağlanacak.

“Sınıflarda doğal havalandırma yapılacak”

Ders sırasında sınıf camları, öğrenciler açısından risk yaratmayacak şekilde, her türlü düşme ve travmayı önleyecek önlemler alınarak, mümkün olduğu kadar açık kalacak ve doğal havalandırma sağlanacak. Ders aralarında, mümkün olduğu kadar tüm öğrencilerin açık alana çıkmaları, sınıf camlarının ve kapısının tamamen açılarak, sınıflar hava akımı yaratacak şekilde en az 10 dakika süre ile havalandırılacak.

“Okul ortak kapalı alanlarındaki camların da sürekli açık kalması, mümkün olduğu kadar dış ortam havasının alınması sağlanacak”

Merkezi havalandırma sistemleri bulunan binalarda havalandırma, mümkünse yüzde yüz taze hava sirkülasyonunu sağlayacak şekilde düzenlenecek. Havalandırma sistemlerinin bakımı ve filtre değişimleri zamanında yapılacak. Havalandırma mümkün olan en düşük hızda çalıştırılacak. Havalandırma sistemi çalışıyor bile olsa açılabilen alanlarda camların açılması sağlanacak. 

Okul bahçesi ve çevresinde kalabalık gruplar oluşturulması önlenecek”

Rehberde okul ortamında sağlanacak mesafeye ilişkin önlemlere de yer verildi. Buna göre, okul bahçesinde ve çevresinde öğrencilerin, öğretmenlerin, diğer çalışanların kalabalık gruplar oluşturması önlenecek. Teneffüs saatleri, okul bahçesinde kalabalık oluşmaması için okulun fiziksel kapasitesi ve öğrenci mevcudu dikkate alınarak farklı zamanlara gelecek şekilde ayarlanacak. Okula giriş, çıkış ve teneffüslerde sosyal mesafenin korunması için gerekli düzenlemeler yapılacak. Okul bahçesinde öğrenciler arasında sosyal mesafe olmasına özen gösterilecek. Kapalı alanlarında farklı sınıf öğrencilerinin bir araya gelmesini en aza indirecek şekilde planlanma yapılacak. Okul giriş ve çıkış saatleri değiştirilemiyorsa, ders başlangıç zamanları ve ders araları farklı sınıf öğrencilerinin bir araya gelmesini en aza indirecek şekilde planlanacak.

“Sınıf içinde öğrencilerin oturma düzeni, yüzleri aynı yöne dönük olacak şekilde yapılandırılacak”

Öğrenciler arasındaki mesafenin belirlenmesinde, okuldaki derslik ve öğrenci sayısına dikkat edilerek, okul yönetimi tarafından sosyal mesafeye uygun düzenleme yapılacak. Vaka hızının ve bulaş riskinin yüksek olduğu ya da vaka sayısında ani yükselme görülen bölgelerde il ve ilçe sağlık müdürlükleri koordinasyonunda gerekli tedbirler alınacak. Tükürük ve sekresyon çıkışına neden olabilecek şarkı söyleme gibi yüksek sesle yapılan egzersizler mutlaka açık alanda ve öğrencilerin arasında tercihen en az iki metre mesafe bırakılarak yapılacak. Sınıf içinde öğrencilerin oturma düzeni, yüzleri aynı yöne dönük olacak şekilde yapılandırılacak.

“Öğrenciler evlerinde veya okul dışında egzersiz yapmaya özendirilecek”

Beslenme saatleri okulun fiziki kapasitesi göz önüne alınarak mümkün olduğunca farklı zamanlara yayılacak. Yemeklerin, mümkünse sınıf dışında, açık alanda ya da tavanı yüksek ve geniş, havalandırılabilir mekanlarda yenilmesi sağlanacak. Maskeler, sadece sıvı alımı veya beslenme sırasında çıkartılacak.

“Ders süreleri 40 dakikayı aşmayacak”

Ders süreleri, sınıfın fiziksel boyutu ve öğrenci sayısı dikkate alınarak 40 dakikayı aşmayacak şekilde planlanacak. Rehberde okulların temizliğine ilişkin önlemler de belirlendi. Bu kapsamda okulun rutin temizliği sıklaştırılacak. Çocukların, öğretmenlerin ve diğer okul çalışanlarının el hijyeni için su ve sabun ile el yıkama olanakları sağlanacak ve ortak alanlara uygun sayıda el antiseptiği konulacak. Okul başlangıcında velilere olası hastalık durumunda bilgi paylaşabilmeleri için “Bilgilendirme Formu” verilecek. Ziyaretçiler zorunlu olmadıkça okula alınmayacak. Alınması gerekli durumlarda ise HES kodu sorgulamasında “risksiz” olduğundan emin olunacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus