10 Ekim Ankara katliamı davasının 12. duruşması bugün yapıldı – Avukat İlke Işık: “Bu ülkede devletin dahli olan her suçun üstü örtülmeye çalışıldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 10 Ekim Ankara Garı katliamının firari sanıkları yönünden görülen davanının 12. duruşması bugün (3 Eylül) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu’nda yapıldı. Duruşmada iki tanık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla dinlenirken müşteki avukatların tanığa sorduğu sorulara mahkeme başkanının müdahale etmesine salondakiler tepki gösterdi. Zaman zaman gergin anlar yaşanan duruşmaya bir kez ara verildi. Müşteki avukatlarından İlke Işık ise davada kamu sorumluluğunun incelenmediğini savunarak, “Bu ülkede devletin dahli olan her suçun üstü örtülmeye çalışıldı” dedi. 

Duruşmayı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da takip etti. Davanın tek tutuklu sanığı Erman Ekici’nin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, duruşma 24 Kasım 2021‘e ertelendi.  

Tanık Muhammed Kasım Kurt: Jandarma istihbarat beni IŞİD’li ile görüştürdü

Duruşmada ilk ifadeyi veren tanık Muhammed Kasım Kurt, IŞİD’in sınır geçişlerini sağladığı iddia edilen İlhami Balı ile jandarma huzurunda konuştuğunu söyledi. IŞİD tarafından kaçırılan Türk askerleri, kaçakçılar ve sınır geçişleri konusunda İlhami Balı ile 15-20 gün boyunca telefon ile görüştüğünü anlatan Kurt, her görüşmesinde yanında Kilis İl Jandarma İstihbarat Şube yönetiminden iki kişi olduğunu belirtti. Bu kişilerden birinin uzman çavuş olduğunu söyleyen Kurt, görüştüğü kişinin ismini bildiğini söyleyince, avukatlar bu askerin adını tanığa sordu. Bu esnada mahkeme başkanı araya girerek tanığa, “Askerin ismini bilmek önemli değil, adını söylemeyebilirsiniz” dedi. Mahkeme başkanının bu tavrına salondaki katılımcılar tepki gösterdi. “Katilleri mi aklıyorsunuz”, “IŞİD’li misiniz”, “Hiç sizin çocuğunuz öldü mü” şeklindeki tepkiler üzerine mahkeme başkanı duruşmaya 15 dakika ara verdi. 

“Hatay civarında herkes elini kolunu sallayarak dolaşabiliyordu, devletin büyük zaafları vardı”

Duruşma yeniden başladığında katılımcıların bir kısmı tepki olarak salonu terk etti. Kurt ifadesinde, daha önce bir kişinin yanına gelerek, IŞİD tarafından kaçırılan kardeşinin geri getirilmesi için kendisinden yardım istediğini anlattı. Zaman kazanmak amacıyla bu kişinin Kilis’e gitmesi için taksi çağırdığını belirten Kurt, bu süre içinde durumu jandarmaya ilettiğini, ancak kendisine “Gerek olursa buluruz” dendiğini söyledi. Kurt, o dönemde yaşanan süreci ise “Hatay civarında bu yıllarda herkes elini kolunu sallayarak dolaşabiliyordu, devletin büyük zaafları vardı. Antep ve Kilis’te birkaç polis hariç çoğu dengesizdi” diyerek anlattı. Tanık Muhammed Kasım Kurt, jandarmanın kendisini İlhami Balı ile görüştürdüğünü ancak hiçbir kamu görevlisinin kendi yanında İlhami Balı ile doğrudan iletişime geçmediğini söyledi. 

“Bu davada artık benim tanıklığımı kabul etmeyin, hafızam zayıfladı”

Kurt son olarak “Benim hafızam da zayıfladı, bence bu davada artık benim tanıklığımı kabul etmeyin. Sağlığım el vermiyor” dedi. Avukatların, tanığın ifadesinin salonda alınması talebi ise mahkeme heyeti tarafından reddedildi.

Firari sanık tarafından kimliği kullanılan Yıldız Bozkurt: “Nasıl olduğunu anlamadım”

Firarı sanıklardan Valentina Slobodjanjuk tarafından kimliği kullanıldığı için dinlenen tanık Yıldız Bozkurt ise, Valentina diye birini hiç tanımadığını ve kimliğinin nasıl kullanıldığı hakkında hiçbir fikri olmadığını beyan etti. 

Müşteki avukatları bunun üzerine, Bozkurt’un 2014 yılında Terörle Mücadele (TEM) ekiplerine verdiği ifadede yer alan telefon numarası ile Mayıs 2015’ten 20 Ekim 2015 tarihine kadar Valentina Slobodjanjuk ile sürekli telefonda görüştüğünü hatırlattı. belirtti. “Bunu nasıl açıklıyorsunuz?” diye soran avukatlara Bozkurt, “Nasıl olduğunu anlamadım, telefonumu başkası da kullanmadı ama ben Valentine diye birisiyle hiç konuşmadım, görsem de tanımam” yanıtını verdi.

Avukat İlke Işık: “IŞİD’in yanı sıra herkesin sorumluluğunun ortaya konulması için uğraşıyoruz”

Tanık ifadelerinin ardından söz alan müşteki avukatlarından İlke Işık, davanın başından beri katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin korunduğunu ve gerçeğin açığa çıkmaması için her şeyin yapıldığını savunarak, “Altı yıldır bu ülkenin gördüğü en büyük katliamın nasıl yapıldığını ortaya çıkarmak için uğraşıyoruz. IŞİD’in yanı sıra herkesin sorumluluğunun ortaya konulması için uğraşıyoruz. Tüm sorumlular yargılanmazsa katliamlar devam eder. 2015’te bir korku iklimi oluşturuldu. Bu korku iklimi sayesinde 1 Kasım 2015’ten beri bambaşka bir ülkede yaşıyoruz” diye konuştu.

“Bu ülkede devletin dahli olan her suçun üstü örtülmeye çalışıldı”

Soruşturmanın genişletilmesine dair bütün taleplerinin hem mevcut hem de önceki mahkeme heyeti tarafından reddedildiğini aktaran İlke Işık, şunları söyledi: “Altı yıldır soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunuyoruz. Siz de, önceki heyet gibi hiçbir açıklama yapmadan neredeyse bütün taleplerimizi reddettiniz. Ankara Emniyet Müdürlüğü yetkililerini neden dinleyemiyoruz? ‘Nasıl önlem aldınız’ diye niye soramıyoruz? Az önce bir asker sözü geçti diye ifadeyi kestiniz. Bu ülkede devletin dahli olan her suçun üstü örtülmeye çalışıldı.”

Bir sonraki duruşma 24 Kasım’da yapılacak

Mahkeme heyeti konuşmaların tamamlanmasının ardından ara kararını açıkladı. Avukatların, Muhammed Kasım Kurt’un ifadesinde geçen askerlerin tespit edilerek dinlenmesi yönündeki talebini reddeden mahkeme, IŞİD’in medya ve propaganda sorumlusu olarak bilinen Ömer Yetek’in tanık olarak dinlenmesine, bugünkü duruşmada tanık olarak dinlenmesi planlanan ancak duruşmaya katılmayan Kuteybe Hammet hakkındaki dijital inceleme raporlarının istenmesine karar verdi. Mahkeme kovuşturmanın genişletilmesi yönündeki talepleri ise reddetti.

“Adalet talebinin olmadığı bir yargılamayı kendi başına yapmaya çalışan bir mahkeme heyeti vardı”

Duruşmanın ardından katılımcılar adliye binası önünde toplandı. Sloganlar atarak katliamda hayatını kaybedenleri anan aileler davaya daha fazla ilgi olması gerektiğini belirtti. Avukat İlke Işık da burada yaptığı konuşmada, “Yine tanık dinlenirken tanığın sözünü kesen, tanığın kamu görevlisi adı vermesini engelleyen, tepki gösteren aileleri susturmaya çalışan ve adalet talebinin olmadığı bir yargılamayı kendi başına yapmaya çalışan bir mahkeme heyeti vardı” dedi.

Ne olmuştu?

10 Ekim 2015 günü Ankara’nın Ulus semtindeki Ankara Garı önünde Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından organize edilen ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emek Partisi (EMEP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Emekçi Hareket Partisi (EHP) gibi pek çok siyasî partinin katıldığı Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne düzenlenen canlı bomba saldırısı sonucunda 102 kişi öldü, beş yüzden fazla kişi de yaralandı. İki canlı bomba tarafından yapılan bu katliamı IŞİD üstlenirken saldırı kayıtlara, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı saldırısı olarak geçti. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus