Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (42): Türkiye’nin otoriter rejimle imtihanı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’nin siyasi rejimi bir süredir, siyasetbilimciler tarafından “rekabetçi otoriterlik” olarak nitelendiriliyor. Bu, her ne kadar AKP iktidarı dönemine özgü bir niteleme olarak sunuluyorsa da biraz daha dikkatli bakıldığında aynı literatür öbeği içinde, siyasi rejimin otoriter niteliğini 2002 öncesinden beri tespit eden çalışmalara rastlanabiliyor. Dolayısıyla, belirtmek gerekiyor ki Türkiye, demokratik rejimin kriterleri açısından her zaman bir dizi otoriter rejim unsurunu içinde barındıran bir devlet düzenine sahip. Tarihi olarak demokrasiye yaklaşıldığı dönemler olmakla birlikte, bu dönemlere damgasını vuran demokratik reformlar tam anlamıyla demokrasiye erişemiyor. Bunun bazı önemli sebepleri bir türlü gerçekleştirilemeyen yeni anayasa yapım süreçlerinde gizli. Birincisi, siyasete de yansıyan bir toplumsal bölünmüşlük mevcut. İkincisi, siyasal düzeyde bu bölünmüşlükle yüzleşilemiyor. Üçüncüsü, tarihsel olarak Türkiye’de devlet anayasadan önce ve anayasa dışında da varolabiliyor ve bu varlığıyla anayasayı da kendine göre belirleyebiliyor. Bu tarihsel özellik, Türkiye’de biri anayasal-hukuki, diğeri tümüyle hukuk dışı ikici (düalist) bir devlet yapısı ortaya çıkarıyor. Bugünkü otoriterlik, geçmişteki otoriterlik deneyimlerine damgasını vuran bu ikici yapıdan farklı, Ernest Fraenkel’in Nazi Almanyası deneyiminden hareketle geliştirdiği ikili (dual) devlet yapısına daha yakın özellikler gösteriyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus