İzmir Tabip Odası’ndan özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler ile ilgili anket çalışması: “Doktorlar gün içinde ara vermeden hasta bakmaya zorlanıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İzmir Tabip Odası, özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin maruz kaldığı zorlu koşullara dikkat çekmek için İzmir özelinde yürüttükleri anket çalışmasının sonuçlarını paylaştı. Anket sonuçlarına göre özel hastanelerde görev yapan hekimler, yemek aralarında bile hasta bakmak zorunda bırakılıyor.

İzmir Tabip Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Nuri Seha Yüksel, sağlık alanında birçok sorun bulunduğunu belirterek, “Hekimlerimizin birçok sorunu var ve bunları dile getirmeye çalışıyoruz. Hekimlerimizin haklarını savunmak için her zaman çalışmaya devam ediyoruz. Sağlık alanındaki sorunlar sadece hekimlere dönük sorunlar değil, bu sorunların yansıması halkın daha iyi bir hizmet almasına yansıyor. Biz, bu konuyu dile getirirken hem hekimlerin haklarını dile getiriyor hem de toplum sağlığını korumaya çalışıyoruz” dedi.

Prof. Dr. Süleyman Kaynak da “Türkiye’deki sağlık sisteminin yüzde 30-35’lik bir kısmı özel sektöre teslim edilmiş durumda. Sağlık üreticisi olan kişiler, özel sektörün koşulları içerisinde kötü uygulamanın etkisi altında kalıyorlar” diye konuştu.

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, anket çalışmasının ortaya koyduğu sonuçları şöyle paylaştı:

“Ülkemizde 2003 yılından itibaren uygulamaya giren ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ özel sağlık sektörü yatırımlarını teşvik edici politikalar içeriyor. Bu politikalara paralel olarak özel sağlık sektörünün sağlık hizmetlerindeki payı giderek artıyor. Sermaye kesimi sağlık sektörüne büyük ilgi gösterdi, 2002 yılında 270 olan özel hastane sayısı 2018 yılında 577’ye yükseldi. Bu sayı Türkiye’deki toplam hastane sayısının yüzde 7,6’sı. Ülkemizdeki toplam 153 bin hekimden yüzde 4’ü özel sağlık sektöründe çalışmaktadır. Sayıları her geçen gün artan tıp fakültelerinde eğitimini tamamlayan binlerce yeni mezun hekim ve genç uzman, piyasalaştırılmış sağlık sisteminin dayatmaları ile ucuz işgücü olarak bu sektörde istihdam edilmektedir.”

“Uzun çalışma saatleri hata ve kaza oranını beraberinde getiriyor”

Salgının başlangıcında birçok özel sağlık kuruluşunun, hasta sayılarında düşme ve ciro kaybını ileri sürerek sağlık çalışanlarını ücretsiz izne çıkardığını ya da düşük ücretler ile çalıştırdığını anlatan Çamlı, “İlerleyen dönemde birçok özel sağlık kuruluşu koronavirüs dışı elektif vakalara öncelik verdi. Salgın nedeniyle kamu hastanelerinden sağlık hizmetine ulaşamayan ya da tedirginlik yaşayan hastalar, özel sağlık kuruluşlarına yöneldi, bu kuruluşlarda çalışan sağlık çalışanlarının iş yükü belirgin artış gösterdi. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Ankete katılanların yüzde 19’u 55 saatin, yüzde 46’sı 45 saatin üzerinde çalıştığını belirtmiştir. Çalışma süresi, çalışanın sağlığıyla ve bu anlamda fiziksel ve ruhsal bütünlüğü ile doğrudan bağlantılıdır. Uzun çalışma saatleri ve yetersiz dinlenme sürelerinin yüksek hata ve kaza oranı, stres ve yorgunluk, kısa ve uzun dönemli sağlık sorunları gibi olumsuz sonuçlar doğurduğu bilinmektedir” dedi.

Salgın sürecinde hizmet veren özel sağlık kuruluşu hekimlerinin yüzde 19’unun koronavirüse yakalandığını vurgulayan Çamlı, “Dünya Sağlık Örgütü’nün 2021 yılında 194 ülkeden elde edilen verilerin değerlendirildiği bir araştırmasında, haftada 55 saat ve üzeri çalışanların haftada 35-40 saat çalışanlara göre kalp krizi riskinin yüzde 35, iskemik kalp hastalıkları riskinin yüzde 17 daha fazla olduğu gösterilmiştir. Özel sektörde de çalışma saatleri iş yasası çerçevesinde denetlenmelidir. Ankete katılanların yüzde 19’u koronavirüs enfeksiyonu geçirdi” diye konuştu.

“Çalışma saatleri denetlenmeli”

Çamlı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nu şu cümlelerle göreve çağırdı:

“Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerin ne yazık ki çoğu işverenin dayatmasıyla imzalanmakta, hekimlerin incelemesine, meslek örgütüne danışarak özellikle iş yasasına aykırı hükümlerin çıkartılmasına izin verilmemektedir. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde çalışanın onayı gerekmesine rağmen, özel sağlık sektöründe hekimler ulusal bayram ve resmi tatillerde doğrudan veya dolaylı olarak çalışmaya zorlanmaktadır. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin nerdeyse haftanın yedi gününde, gece-gündüz, hafta sonu, resmi tatil demeden sürekli çalışmaya zorlandıkları görülmektedir. Ankete katılanların 47’si resmi tatillerde tam zamanlı, yüzde 21’i ise kısmi çalıştığını belirtmiştir. Hekimlerin yüzde 47’si 1 Mayıs’ta bile çalışmaktadır. Resmi tatillerde kamudaki gibi izin kullanılmalıdır. SGK resmi tatil günlerinde provizyon verme uygulamasından vazgeçmeli.

Hekimler artan iş yüküyle mücadele ederken, en temel sosyal haklarını kullanamamakta, adeta tükenmektedirler. Ankete katılan hekimlerin yüzde 38’i son iki yıl içerisinde toplamda 10 günden daha az, yüzde 41’i 11-20 gün izin kullanabilmiştir. Bu kadar az izin kullanımında, izinlerde gelirinin kesilmesi ve her işyeri değişiminde izin hakkının sıfırlanması önemli bir rol oynamaktadır. İş değiştirme durumunda da prim hakları sıfırlanmaktadır.”

“Doktorlar yemek aralarında, dinlenme molalarında hasta bakıyor”

Hekimlerin yemek aralarında, dinlenme molalarında bile hasta bakmak zorunda kaldıklarını belirten Çamlı, şöyle devam etti:

“Gün içinde ara vermeksizin hasta bakmaya zorlanmak, randevularda dinlenme aralarının göz önüne alınmaması özel sağlık kuruluşunun kârlılığını artırırken hekimleri tüketmektedir. Ankete katılanların sadece yüzde 35,1’i günlük mesailerinde yemek ve dinlenme aralarının bulunduğunu belirtmişlerdir. Yüzde 39’u yemek aralarının olduğunu ama dinlenme aralarının olmadığını, yüzde 24’ü ise yemek ve dinlenme aralarının olmadığını ifade etmiştir. Neredeyse tuvalet ihtiyacının bile mesai dişi saatlerde giderilmesinin isteneceği bir ortam yaratılmıştır. Oysa özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere ve sağlık çalışanlarına tabi oldukları iş yasasında belirlendiği gibi yemek ve dinlenme molalarının verilmesi gerekmektedir. Özel sağlık kurumunda çalışan arkadaşlarımız bugün bu saatteki toplantıya katılamadılar çünkü öğlen saatlerinde de çalışmaya devam ediyorlar.”

“Özel hastanelerde çalışan doktorlar haklarını alamıyor”

Özel sağlık kuruluşu ve hekim arasında imzalanan sözleşme haklarına da dikkat çeken Çamlı, şunları söyledi: “Son dönemde iş yasasının getireceği yükümlülüklerden kaçınmak ve mali açıdan bazı avantajlar elde etmek adına işverenler özel hastanelerde çalışan hekimleri çalışan statüsünden çıkarılıp, şirket kurmaya zorlamaktadır. Özel sağlık sektöründe hekim istihdamı, işletme açısından en kârlı sözleşmelerle sağlanmaya çalışılmakta, hekimlerden, iş ve ücret güvencelerini ortadan kaldıran hizmet alım sözleşmeleri ‘4B’ ile çalışmaları talep edilmektedir. Bütün bu uzamış mesailerde izin bile kullanmadan sürdürülen sağlık hizmetine karşın hekimler, emeklerinin karşılığını alamamaktadır. Güvencesiz çalışma koşullarında her geçen gün reel ücret kaybı yaşandığı anket sonuçlarına da yansımıştır.”

Çamlı sözlerini şöye tamamladı: “‘Özelde çalışmaya başladığınızdan beri geliriniz nasıl değişti’ diye sorduğumuzda ise hekimlerin yüzde 54’ü, çalıştığı kurumdaki aylık kazancının yaşamı için yetersiz olduğunu belirtti. Döviz cinsinden kazanç değişimi sorgulandığında, katılımcıların yüzde 45’i iki kat civarında azaldığını, yüzde 27’si en az beş kat ve üzeri azalma olduğunu, yüzde 16’sı en az 10 kat azalma olduğunu belirtti. Sağlık kuruluşlarının yaşadığı finansal sorunlar ya da ekonomik krizin faturası hekimlere çıkartılamaz. Bu alanda sendikalaşmanın yaygınlaşmasının önemi bir kez daha karşımıza çıkmaktadır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus