Kötü takım yoktur, istatistikleri reddeden takım vardır (1): Gözlerinize güvenmeyin – Matthew Benham ve Rasmus Ankersen’in Oscar’lık filmi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Michael Lewis’in ‘Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game (Adaletsiz Bir Oyunu Kazanma Sanatı) kitabından Bennett Miller tarafından beyazperdeye uyarlanan “Moneyball” (Kazanma Sanatı) filmi, matematiksel veriler ışığında düşük bütçeli bir spor kulübünün nasıl başarıya ulaşabileceğini anlatıyor. Altı dalda Oscar alan filmin, hikayemizin başaktörleri Matthew Benham ve Rasmus Ankersen’i ne kadar etkilediğini bilmiyoruz. Ancak Moneyball filmindeki Billy Beane (Brad Pitt) ve Peter Prand’ın (Jonah Hill), günümüzde ortaklığını Benham ve Ankersen’in zihinlerinde sürdürdüğüne eminiz. Medyascope Spor Servisi olarak bu iki dahinin Brentford ve Midtjylland kulüplerinde neler başardığını sizin için derledik.  

Moneyball’dan sevgilerle

Billy Beane (Brad Pitt) ve Peter Brandt (Jonah Hill) – Moneyball

Michael Lewis’in 2003 yılında kaleme aldığı ‘Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game (Adaletsiz Bir Oyunu Kazanma Sanatı) isimli eseri, Bennett Miller tarafından 2011 yılında beyaz perdeye uyarlandı. Moneyball (Kazanma Sanatı) olarak izleyiciler ile buluşan film, ligin en düşük bütçeli ekiplerinden ‘Oakland A’ beyzbol takımının hikayesini konu alıyor. Filmde Oakland’ın genel menajeri Billy Beane (Brad Pitt), 2001 yılında şampiyonluğu kaçıran kulübün gelecek sezonda elindeki en önemli yıldızları kaybetmesi ile dibe vuracağının farkındadır. Çünkü kulübün elindeki yıldız oyuncuları tutabilecek bütçesi yoktur. Oakland’ın çıkış noktasını bulabilmek için mesai harcayan Beane, sezon öncesinde transfer görüşmeleri için Cleveland Indians kulübüne gider. Ancak genel menajer, tahmin ettiği gibi umduğunu bulamaz. Beane, bu noktada oyuncuları yalnızca matematiksel veriler ışığında değerlendiren Peter Brand (Jonah Hill) ile tanışır. Billy Beane, Cleveland Indians kulübünde hak ettiği değeri göremeyen Brand’i ekibine dahil eder. Bu ikili, Oakland çalışanlarının ve tabii ki tüm kulüplerin aksine istatistik temelini baz alarak ellerindeki kısıtlı bütçeyi harcar. Spora bakış açıları ile beyzbol dünyasını sarsan Beane ve Brand, böylelikle Oakland ile başarı basamaklarını yavaş yavaş çıkmaya başlamıştır bile… Paranın yerine, istatistik biliminin ve daha çok çalışmanın daha önemli olduğunu düşünen Bean, ”Çok çalışmak her zaman başarı ile sonuçlanmayabilir ama hiçbir zaman pişmanlığa da neden olmaz” ifadesi ile yalnızca sporseverlere değil hemen hemen herkese büyük ilham verdi. Altı dalda Oscar alan Moneyball, izlenmeye değer kalitede bir film. Ancak bu filmi, günümüzde devam ettiren bir ikili daha var: Matthew Benham ve Rasmus Ankersen. Hikayemizin başaktörlerinin yaptıkları, en az  Beane ve Brand’inkiler kadar ilham verici…

Matematiği, futbola sevdiren adam: Matthew Benham

Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu Matthew Benham, dünyaya adeta ”para kazanmak” için gelmişti. Paranın kokusunu almakta uzman olan Benham, kariyerini fizik üzerine inşa etmedi. Ancak fizik, belki de kendisinin sayılar ile olan bağını kuvvetlendirdi. Kim bilir… Matthew Benham, kısacası hayatını matematiksel verilere adayarak milyoner olmayı başardı. Dünyaya diğer insanlardan farklı bakan bu adam, 2004 yılında kurduğu matematiksel futbol analiz sistemi ile bahis oyunlarından büyük paralar kazandı. Sadece bahis oyunlarından para kazanmak ile yetinmeyen Benham, iki büyük bahis şirketine de danışmanlık hizmeti verdi ve parasına para katmaya devam etti. Ve kısa süre içerisinde İngiltere’nin en önemli zenginleri arasına girdi. Ancak Benham’ın küçüklükten beri bir hayali vardı: Brentford kulübünü satın almak. Genç dahi, 2013 yılının Şubat ayında çocukluk aşkını satın aldı. 

Brentford’u satın alması ile birlikte futbol dünyasına adım atan Matthew Benham, altını çizdiğimiz gibi sayıları hayatının merkezinde konumlandırmıştı. Ancak hala kafasında bazı şeyler netleşmemişti… ”Arılar”, EFE League One’da (İngiltere üçüncü ligi) mücadele ediyordu. 1889 yılında kurulan bu köklü kulüp, İngiltere Premier Ligi ile uzun yıllardır bir araya gelememişti. Benham’ın kafasında dolaşan tilkileri tahmin edebilirsiniz. Her zaman kazanmaya alışmış Benham’ın karşısında büyük soru işaretleri ile dolu bir kulüp vardı fakat zaman hep olduğu gibi genç milyonerin yanında olacaktı. Zaman, aynı zamanda Benham’ın karşısına Rasmus Ankersen’i çıkartacaktı…

Hem yazar hem de futbol aşığı: Rasmus Ankersen

Danimarka’da doğup büyüyen Rasmus Ankersen’in gençlik yılları oldukça sıkıntılı geçti. Futbola büyük bir aşk ile bağlı Ankersen, henüz 19 yaşına gelmeden futbol topu ile arasına mesafe koymak zorunda kaldı. Genç futbolcu, ülkesinin kulüplerinden Midtjylland forması ile çıktığı ilk maçta dizinden sakatlandı. Ancak futbol kariyeri adeta başlamadan biten Ankersen, yemyeşil çimlerin büyülü atmosferlerinden asla kopamadı. Bir süre dünyayı keşfe çıkan genç Danimarkalı, ülkesine dönerek Midtjylland’ın kapısını çaldı. 1999 yılında kurulan kulüp ise kapılarını Rasmus Ankersen’e sonuna kadar açtı. Ankersen, Midtjylland’ın alt yaş kategorilerinde teknik direktörlük yapmaya başladı. Kendisini, kısa süre içerisinde kulübe kanıtlamayı da başardı. U17 takımının yardımcı antrenörü olarak Winston Reid ve Simon Kjaer gibi isimlere eğitmenlik yapan Ankersen, bir yönü ile meslektaşlarından ayrılmaktaydı. Rasmus Ankersen, futbolda matematiksel verilerin yanı sıra psikolojinin de önemli olduğunu savunmaktaydı. Gelecek yıllarda dünya çapında yazar olacak Ankersen’in kitaplar ile olan yolculuğu başlamıştı bile…

Futbolcuların mental sağlığına büyük önem veren Rasmus Ankersen, alt yaş kategorilerindeki oyuncularını bu yönde geliştirebilmek için kitap okumaya başladı. Ankersen, kitaplara da en az futbola aşık olduğu kadar tutulmuştu. Henüz 22 yaşındaki isim, ”DNA of Winner” ( Kazanın DNA’sı) isimli bir kitap yazarak sektöre giriş yaptı. Sporcular tarafından büyük ilgi gösterilen kitap, 15 bin kopya satarak en çok satanlar arasına girdi. Rasmus Ankersen için artık yeni bir hayat başlıyordu… UEFA A lisanslı bir teknik direktör olmasına rağmen Midtylland’daki görevinden ayrılan Ankersen, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’a taşındı. Genç isim, Kopenhag’da sadece futbol ile sınırlı kalmayıp sporun çeşitli branşlarından sporcular ile dirsek teması kurdu. ”Leadership DNA” (Liderliğin DNA’sı) kitabı ile ikinci eserini piyasaya süren Ankersen’in bir sonraki eseri ise dünya çapında ses getirdi. 

‘’Altın Madeni Etkisi’’ büyük ses getirdi

Maddi imkanlardan yoksun Jamaika, Etiyopya gibi Afrika ülkelerinden çıkan atletler, genç Danimarkalı’nın her daim ilgisini çekmekteydi. Doğru düzgün bile beslenemeyen buradaki sporcuların elde ettikleri başarılar, Rasmus Ankersen için merak konusuydu. Ankersen, aklındaki soru işaretlerini giderebilmek için aylarca farklı branşlardan sporcu ve antrenörler ile birlikte yaşamayı tercih etti. Ortaya ise dünya çapında ses getiren bir sanat eseri çıktı: ”The Gold Mine Effect” (Altın Madeni Etkisi). Altın Madeni Etkisi ile ismini dünyaya duyuran Rasmus Ankersen, bu kitabını İngilizce yayınlayabilmek adına Londra’da kendisine bir yayınevi aramaya koyuldu. Benham ve Ankersen, belki de bu zaman diliminde birbirleri ile telepati yolunu kullanarak anlaşmıştı…

Behman ve Ankersen, hayatlarında yeni bir sayfa açtı

Matthew Benham, Altın Madeni Etkisi ile ortalığı kasıp kavuran Rasmus Ankersen’in Londra’da olmasını fırsat bilerek ile bir yemek ayarladı. İkilinin hayatı, bu yemek sırasında tamamen değişti. İkili, yemeklerini yerken aynı zamanda Brentford’un son durumu hakkında da fikir alışverişi yaptı. Ankersen, Benham’a İngiltere Üçüncü Ligi’nde dördüncü sırada bulunan Brentford’un üst lige yükselme ihtimalini sordu. Behnam, bu soruyu kendisinden oldukça emin bir şekilde yanıtladı: ‘’Yükselme ihtimalimiz yüzde 42,3.” Ankersen, bir deli ile aynı masada oturduğunun farkındaydı ve bu durum kendisini çok etkiledi. Öte yandan Benham’ın aklında Afrika ya da Amerika kıtasından bir kulüp satın almak vardı. Bu kulüplerde yıldızı parlayan genç yetenekleri, Brentford’a transfer etmeyi planlamaktaydı. Benham, aynı zamanda satın alacağı bu kulüpte farklı bir metodu denemek istiyordu. Bu metot, tabii ki istatistik biliminden başkası değildi. Eğer başarılı olabilirse uyguladığı sistemi Brentford’a taşıyacaktı. Rasmus Ankersen, işte tam bu noktada devreye girdi. Karşısında farklı bir karakter bulunduğunu fark eden Ankersen, genç milyonere ekonomik olarak zor günlerden geçiren Danimarka kulübü Midtjylland’ı satın alması gerektiğini söyledi. Danimarka’daki çalışma koşulları, Matthew Benham’ın da ilgisini çekti. Benham, 2014 yılına gelindiğinde Midtjylland’ı 6.2 milyon sterlin karşılığında satın aldı. Genç milyonerin büyük bir sürprizi de olacaktı… Benham, Midtjylland’ın kulüp başkanlığına artık kader ortağı olan Rasmus Ankersen’i getirdi.

”Gözlerinize güvenmeyin’’ 

Moneyball, Matthew Benham ve Rasmus Ankersen’in Midtjylland’ta buluşması ile gerçeğe dönüştü. Oakland’ın genel menajeri Billy Beane’in ”Gördüklerime istatistiklerden daha fazla güvenmem gerektiği fikrine kanmıyorum. Çünkü şapkasından tavşan çıkaran sihirbazlar gördüm ve aslında tavşanın o şapkanın içinde olmadığını biliyorum!” sözleri artık hayata geçmeye hazırdı. Benhaw ve Ankersen, herhangi bir insanın ”Bundan futbolcu olmaz” diye fikir yürüttüğü isimlerin farklı yönlerini keşfetti. Her futbolcu, gol atacak değildi. Her futbolcu, top sihirbazı olamazdı… Her futbolcunun fiziği kusursuz da olamazdı… Elbette gözlerden kaçan bir şeyler vardı. ”Gözlerinize güvenmeyin’’ felsefesi ile hareket eden ikili ise sadece sayılara güvenmeyi tercih etti. Benham ve Ankersan, Midtjylland gibi küçük bir kulübe hangi futbolcuların transfer edilebileceğinin de farkındaydı. İkili, ilk olarak kulübü profesyonellere emanet etti. Midtjylland, Rene Maric gibi genç ama gelecek vadeden scoutları (yetenek avcıları) bünyesine kattı. Scoutlar, oyuncu izlemek için farklı ülkelere gitme gereği duymadan transferleri sadece matematiksel veriler ile gerçekleştirdi. Bu fikir, Rasmus Ankersen’den çıkmıştı. Ankersen’e göre video analizlerinden elde edilebilecek veriler, çıplak gözler ile izlenilen bir maçtan çok daha etkiliydi. Ancak söz konusu Danimarkalı yazarsa futbolcuların potansiyelleri kadar mental durumları da önem arz ediyordu. Scoutlar, bu kriterler doğrultusunda Midtjylland’ı güçlendirmeye başladı.

Midtjylland, tarihinde ilk kez şampiyon oldu

Saha içinde kendisinden daha güçlü rakipleri yenmenin farklı metotlar üzerinde çalışarak gerçekleşeceğine inanan Midtjylland, duran top organizasyonlarına büyük önem verdi. Premier League ekiplerinin attıkları gollerin %77’sinin ceza sahası yayından altıpasa kadar olan bölgede olduğunu analiz eden Rasmus Ankersen, yazarlık döneminde olduğu gibi farklı spor dallarından fikir almaya devam etti. Golfçülerin çalışma metotlarından etkilenen Danimarkalı isim, teknik heyete bir duran top uzmanı alarak ilk hamlesini yaptı. Ancak yapılan çalışmalar hemen olumlu sonuçlanmadı. Bu noktada ise devreye farklı bir spor dalı girdi. Rasmus Ankersen, duran toplarda istenilen sonuçların alınabilmesi adına eski bir Amerikan futbolu oyuncusunu teknik heyeti ile tanıştırdı. Ankersen’in amacı, Amerikan futbolundaki saha parselasyonun inceliklerini öğrenebilmekti. Yapılan analizlerin meyvesini artık almaya başlayan Midtjylland, 2014-2015 sezonunda tarihinin ilk şampiyonluğuna ulaştı ve oynadıkları 33 lig maçının hepsinde en az bir duran top golü attı.

Matthew Benham ve Rasmus Ankersen ikilisi, teknik direktör seçimine de büyük önem veriyor. Taktik toplantılarına bile katılan bu ikili için teknik direktörden ziyade baş antrenörün kulüpte görev alması gerekiyor. Çünkü her şey sayılardan ibaret… Özellikle Benham, bu konuda çok hassas. Maçların devre arasında bile ilk yarıya dair istatistiki veriler teknik heyetin eline ulaşıyor. Eğer verileri göz ardı eden olursa da görevine son veriliyor. 2014-2015 sezonundan bu yana üç şampiyonluk elde eden Midtjylland’ta şimdiye kadar beş teknik direktör ile yollar ayrıldı. Bazıları başarısız olduğu bazıları ise istatistiki verileri tam anlamıyla doğru kullanamadığı için… Öte yandan Matthew Benham’ın çocukluk aşkı, şu günlerde tarihinin en iyi günlerini yaşıyor. 73 yıllık aranın ardından İngiltere Premier Lig özlemine son veren Brentford’un hikayesi, Benham için Midtjylland’tan çok daha önemli…

Sonraki yazıda İngiltere Premier Lig’de mücadele eden Brentford’ın istatistik kullanımı ile yükselişinin hikayesini ve gelecekte bizleri nelerin beklediğini sizlere aktaracağız.

Yazan: Kubilayhan Kavrazlı

Editör: Doğa Üründül

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus