Ezra Pound: Canto LXXXI (1967-Türkçe altyazılı)

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şiirden pek anlamam, yine de şiirin büyülü bir yanı olduğunu olur olmadık biçimlerde sezinliyorum. Tabii ki burada “şiir” ile kastettiğim alt alta dizilmiş, yüzeysel manalar içeren devrik cümleler değil. Gerçek şairlerin kalemlerinden sızan, daha derin ve hakiki anlamlar barındıran fikir ve duygu öbeklerinden bahsediyorum. “Aaa, bu böyle ifade edilebilir miymiş?” dedirten şeylerden bahsediyorum, “haa, buydu işte demek istediğim!” diye iç geçirten şeylerden. İnsanın yakasına yapışan bir müzik gibi, tınısı ve ahengiyle birkaç gün kafanda dönüp duran dizelere sahip şiirlerden.

Böyle şiirlerle nadiren karşılaşırım. Bunun sebebi, böyle şiirlerin az olması değildir hiç kuşkusuz. Sadece ben şiirden anlamıyorum, ilgimi çok az şey çekiyor söz konusu şiir oldu mu. Buna rağmen birkaç gündür “Pull down thy vanity,” sözleri dönüp duruyor zihnimde: “I say pull down.”

Büyük bir Ezra Pound hayranı değilim kendimi tanıdığım kadarıyla. Ancak kantolarının bir kısmını okumuşluğum var. Ağdalı bir dille kaleme alınan bu uzun nazım dizileri, belirsizlik ve sembolizm içinde boğuluyor aslına bakılırsa. Bazen Yunan mitlerinden, bazen Çin mitlerinden izler taşıyor. İlginç bir biçimde ekonomiden, politikadan, insandan, yaşamdan, olabilecek hemen her konudan bir biçimde bahsediyor. Kime sesleniyor, kim sesleniyor birbirine giriyor. Yine de oldukça ilginç bölümler barındırıyor bu kantolar.

Ezra Pound, 1924’te başlamış kantolarını yazmaya. Amerika’da dünyaya gözlerini açan Pound, önce ailesiyle beraber Amerika sınırları içerisinde oradan oraya göç edip durmuş, sonraysa yolu Avrupa’ya düşmüş ve Fransa ile İtalya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşamış, evlenmiş, ilişkiye girmiş, çocuk sahibi olmuşi kısacası yaşamış. Şairliğinin yanında politik meselelere karışmış, radyo yayınları yapmış, savaş dönemlerinde başını belaya sokmaktan kurtulamamış.

Pound, kantolarını hayatının çeşitli dönemlerinde çeşitli ülkelerde yazmış. 1924’te başladığı bu kantolar 1969’da bitmiş. Bu süreçte şiirlerini üretmeyi sürdürmüş Pound. Öyle ki, 74 ile 84. kantoları içeren ve Pisan Kantoları adını taşıyan bölümünün yazımına gözaltındayken başlamış. İtalya’da bir radyoda Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’na katılımını eleştiren Pound, İtalyan güçleri tarafından 1945 yılında yakalanmış. Göz altına alınan ve oradan oraya sürüklenen Pound, kendisine bir daktilo edinmeden evvel, kantolarını tuvalet kağıdına yazmış. Bunda bile garip bir “şiirsel yan” buluyorum işte.

Eninde sonunda bu alıkonulma dönemi biten Pound, yıllar sonra, 1967’de, yine İtalya’da kayıt stüdyosuna girmiş ve bu dönemde yazdığı kantolardan birini, bir anlamda en ünlü kantolarından birini, 81. kantoyu okumuş. Şiir çevirisinde özel bir iddiam olmasa da, böylesi güzide bir kaydı Türkçeye çevirmek ve kanalda paylaşmak istedim. Bunu da kuru kuruya yapmak istemedim doğrusu: Pound’a ait bulabildiğim görsel kayıtları bir araya getirdim, altına da şiire uygun düştüğünü hissettiğim bir müzik koyarak kurguladım. Umarım hiç ummadığım bir şeyleri hiç umulmadık biçimlerde berbat etmemişimdir.

Dinlemek değil de okumak isteyenler için hemen aşağıya şiiri de ekliyorum:

Yalnızca gerçekten sevdiğin kalır seninle,

Gerisinin yoktur bir değeri,

Yalnızca gerçekten sevdiğin alınamaz elinden

Yalnızca gerçekten sevdiğin mirastır sana;

Kimin dünyası bu, benim mi yoksa onların mı, yoksa hiç kimsenin mi?

Evvela göründü belli belirsiz, ardından ayan beyan aşikar oldu

Cehennemin dehlizlerinde bulunsa da Cennet;

Yalnızca gerçekten sevdiğin mirastır sana,

Yalnızca gerçekten sevdiğin alınamaz elinden.

Bir sentor’dur karınca, kendi ejderhalar evreninde.

Yerle bir et kibrini, insan değildir çünkü

Var eden cesareti ya da düzeni ya da letafeti,

Yerle bir et kibrini, yerle bir et dedim.

Öğren şu yeşil dünyayı, ki bilesin

Bu ölçülü buluşta veya hakiki sanatta yerini,

Yerle bir et kibrini, Yerle bir et, Paquin!

Üstün geldi yeşil miğfer senin zarafetine.

“Kendinin efendisi ol, işte o zaman katlanır sana başkaları.”

Yerle bir et kibrini.

Yağan dolunun altında hırpalanmış bir köpeksin,

Açıp kapanan güneşin altında kabarmış bir saksağan,

Yarı siyah yarı beyaz,

Kuyruğu kanattan ayıramıyorsun bile;

Yerle bir et kibrini,

Pespaye nefretin

Besleniyor sahtelikle,

Yerle bir et kibrini,

Yıkarken acelecisin, hayırda ise hasis,

Yerle bir et kibrini, Yerle bir et, dedim!

Halbuki hiçbir şey yapmamaktansa yapmış olmak

Kibir değildir işte bu;

Kibarca çalmak kapısını

Açsın diye bir Patavatsız,

Boşluktan çekip çıkarmak süregelen bir geleneği

Ya da yaşlı ve güzel gözden fethedilmemiş bir alevi

Kibir değildir işte bu.

Burada asıl hata, yapmamış olmaktadır,

Bocalayan çekingenliktedir.

Ezra Pound, 81. Kanto

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus