COP26’ya Türkiye’den katılan genç iklim aktivistleri: “Zirveye dahil edilmediğimizi hissediyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi, yani COP26, koronavirüs salgını nedeniyle bir yıl gecikmeyle düzenleniyor. Sonuncusu 2019’da düzenlenen COP25’ten sonra birçok gündem maddesi birikti. Dünya artık iklim değişikliğine bağlı aşırı iklim olaylarını daha sık yaşıyor. Üstelik Paris İklim Anlaşması’na taraf ülkelerin COP26’da sera gazı azaltım taahhütlerini yinelemeleri ve kararlı adımlar atmaları gerekiyor. Yani zirve birçok açıdan önemli. Ancak zirveye Türkiye’den katılan genç iklim aktivistleri, COP26’nın yapısı yüzünden iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli duraklardan biri olabilecek konferansa tam manasıyla dahil edilmediklerini düşünüyor.

Hazal Kara Türkiye’deki “Fridays for Future” (FFF) grubunda çalışma yürütüyor. Maya Özbayoğlu ise Polonya’daki FFF grubuyla iklim değişikliğiyle mücadeleyi yaygınlaştırmaya çalışıyor. Kökenini, 2019’da Greta Thunberg’in başlattığı “İklim için Okul Grevi”nden alan FFF gönüllüleri, bir süredir COP26 için hazırlandıklarını ancak Taraflar Konferansı’nın beklediklerinden biraz farklı olduğunu aktarıyor.

Aynı anda onlarca yerde süren toplantılar, genel kurul salonuna ve birçok alana kısıtlı girişler nedeniyle genç iklim aktivisti Hazal Kara, zirvedeki gelişmeleri haberlerden öğrenebildiğini anlatıyor: “Genç aktivistler olarak, en azından benim açımdan, dahil edilmiş gibi hissetmiyoruz. Kararlara ben de sadece haberlerden ulaşabiliyorum. Böyle olmamalı. Böyle bir konferansa geliyorsam bunları duymalı, haberdar olmalıyım.”

Maya Özbayoğlu ise kararları yine aynı kişilerin kendi aralarında toplanarak aldığını söylüyor: “Mesela dün liderlerin olduğu odaya girememiştik. İstedikleri kişiler girebiliyordu. Herkes ‘Bu en önemli konferans’ diyor ama sonuçta yine aynı kişiler davet ediliyor, aynı odalara giriyor. Aktivistler, sivil toplum, zeminde olan insanlar içeri girmezse büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum.”

Zirvede Özbayoğlu’nu en çok güney yarım küre liderlerinin konuşmaları heyecanlandırmış. Ama Özbayoğlu, karar alma süreçlerinde güney yarımküre ülkelerinin liderlerinin kuzeyli mevkidaşlarına kıyasla daha az etkiye sahip olmasından şikayetçi: “Global güneyden liderler çok güzel konuştular. Çünkü onlar iklim değişikliği etkilerini en önce yaşıyorlar. Kuzeyden olanlar etkileri daha tam görmedikleri için iklim değişikliğini geleceğe dair bir sorun sanıyorlar. Global güneyden olanlar için şu anda olan bir kriz. Onlar için yaşamak ya da yaşamamak sorunu bu. Kuzey liderlerinin, güneylilerin geleceği hakkında karar vermeleri bana pek iyi gözükmüyor.”

COP26: Ayrıcalıklıların konferansı

Hazal Kara COP26 izlenimini, “Burası ayrıcalıklıların konferansı” diye özetliyor: “Ekonomik olarak çok üst kesimden insanlar konferansa katılabiliyor. Küresel kuzeyin daha fazla söz hakkı olduğu bir konferanstayız. Burasının geleceğimizi belirleyen bir konferans olarak adlandırılması bana çok doğru gelmiyor. Burada, böyle bir şekilde olmamalı. İklim adaletini geliştirecek politikalar burada değil, büyük ihtimalle başka yerde ortaya çıkacak ama aktivizmden doğacak.”

Hem Maya Özbayoğlu hem de Hazal Kara, gençliğin iklim siyasetine ancak söylem düzeyinde etki edebildiğinden yakınıyor. Özbayoğlu, “Politikacılara etkimizi görebiliyoruz aslında. Dün dinlediğim konuşmalar aslında hep bizim dediğimiz şeyler. İklim grevlerindeki taleplerimiz. Aynı şeyleri söylüyorlar. Komik olan şu: Aynı şeyleri söylüyorlar ama söylediklerini yapmıyorlar. Dün Boris Johnson, ‘Bla bla bla’ dedi, onu da Greta Thunberg söylemişti. Bunun çok PR (halkla ilişkiler) bir şe olduğunu düşünmeye başladım. Bütün bu konuşmaları dinlediğimde, televizyonda bir reklam izliyormuşum hissim var. Bu bir iklim konferansı değil gibi, herkes kendi konuşmasıyla gidiyordu, önceki konuşanın söylediklerine hiç değinmeden kendi dediklerini diğerlerine gösteriyorlardı. Böyle olacaksa pek bir umudum yok!” diye konuşuyor.

Politikacılar genç iklim eylemcileriyle fotoğraf çektiriyor ama aslında onları dinlemiyor

İklim değişikliğinin son yıllarda görmezden gelinemeyecek bir hale bürünmesiyle birlikte yaygın bir kavram da ortaya çıktı. Aslında iklim ya da çevreye dair olumlu içeriği olmayan bir proje ya da politikayı çarpıtarak iklim ya da çevreyle uyumlu gibi göstermek pratiğine “yeşileboyama” adı veriliyor. Hazal Kara, benzer bir çarpıtmanın genç iklim eylemcileri hedef alınarak gerçekleştirildiği görüşünde: “Gençler sanki araç olarak kullanılıyor. Bizim söylediklerimizi tekrarlıyorlar ama arkasında eylem yok. Bir aktivistten şunu duymuştum: ‘Yeşileboyama (greenwashing) kavramından konuşuyoruz, aslında ‘youthwashing’ diye bir terim de olabilir.’ Çünkü insanlar gençliği kullanıyorlar. Gençlerin bundan çok etkilendiğini ve etkileneceğini biliyorlar. Bizi kullansalar da aslında dahil etmiyorlar. Sadece şov için.”

Özbayoğlu ekliyor: “Ya da seçimlerde daha fazla oy almak için. Bizimle konuştuklarında fotoğraf çekiyorlar, sonra sosyal medyalarına atıyorlar. ‘Biz sizi duyuyoruz, sizle konuşuyoruz’ gibi… Büyük bir PR şovu oluyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus