Müzisyen Ruşen Alkar ile söyleşi: “Sanatın susması toplumda yaşanabilme ihtimalini azaltıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kürtçe ve Türkçe besteler yapan Ruşen Alkar, Kürtçe, Türkçe ve İngilizce şarkılar söylüyor. Besteci, söz yazarı, eğitmen ve akademisyen Ruşen Alkar’la İstanbul’daki İsmail Beşikçi Vakfı’nda buluştuk. Alkar, Medyascope’a farklı dillerde beste yapmayı ve şarkı söylemeyi, koronavirüs salgınında neler yaptığını ve “HÊDİ HÊDİ” albümündeki “Rabe Lawo” parçasına çektikleri son klibi anlattı.

Haber: Edanur Tanış

Kamera-kurgu: Sedat Elbasan

Müzikle dört bir koldan ilişki halinde olduğunu söyleyen sanatçı Ruşen Alkar, “Müzikle kendi varlığını anlamaya çalışan bir insanım. Benim müziğim genel olarak Batı müziği altyapısını koruyan bir müzik. İlk önce Batı müziğiyle tanıştım, etnik, yerel müzikle daha sonra tanıştım, dolayısıyla Batı müziği merkezini çok da kırabildiğim söylenemez” dedi.   

“Türkçe şarkı söylemekle Kürtçe şarkı söylemek arasında hissel olarak çok büyük farklılıklar var”

Müziğinin kendisiyle gelişen ve değişen bir yönü olduğunu dile getiren Alkar, “Müzisyenliğimin Kürtçe ve Türkçe besteci yanı var. Türkçe şarkı söylemekle Kürtçe şarkı söylemek arasında hissel olarak çok büyük farklılıklar var benim açımdan. Türkçe beste yapmak ve şarkı söylemek hayatımda daha erken başladı. Kürtçe şarkılarsa sonrasında hayatıma giren ve eksik bir ayağımı tamamladığım bir mecra. Kürtçe şarkı söylediğim zaman parçanın içinde tüm ağırlığımla var olduğumu hissediyorum. Türkçe şarkı söylerken parçayla bütünleşmem daha sınırlı oluyor” diyerek farklı dillerde şarkı söylerken kendisini nasıl hissettiğini anlattı.  

Ruşen Alkar’ın  “HÊDİ HÊDİ” albümündeki “Rabe Lawo” parçasına çektiği klip 24 Eylül’de yayınlandı. Uzun zamandır salgın nedeniyle müzisyen arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini, Rabe Lawo’nun bunun için vesile olduğunu anlatan Alkar, “Nemrut Krater Gölü’nde çektik klibi. Klibin yönetmeni Selçuk Demirci’ydi. Bizim için çok keyifli oldu, çok güzel dönüşler aldık “diye konuştu.

“Sanatın susması demek, toplumda yaşanabilme ihtimalini azaltan bir şey”

Salgında bir müzisyen olarak zor zamanları olduğunu aktaran Alkar, “Salgın müzik sektörüne çok ciddi bir darbe oldu. Sanatın susması demek, toplumda yaşanabilme ihtimalini azaltan bir şey çünkü sanat esneklik yaratır, sanat farklılıklara ihtimal yaratır. Salgın küresel bir darbe oldu. Şimdilerde toparlanmaya yönelik girişimler oldu” dedi.  

“Salgın günlerinde yavaşlığın ne kadar önemli olduğunu fark ettim”

Bir süre müzik yapmamanın da çok önemli olduğunu düşündüğünü söyleyen Alkar, şöyle devam etti:

“Sürekli konser ve proje odaklı düşünüp sürekli kendini meşgul etmek, üretimi bir meyve olarak düşünürsek onun gelişimini  zarara uğratan bir şey. Müzik eserinin olgunlaşması için zaman gerek ve biz bunu yapmıyoruz. Dolayısıyla salgın günlerinde yavaşlığın ne kadar önemli olduğunu fark ettim.”

Etrafındaki yıkıcı eleştirilerin motivasyonunu kırmadığını dile getiren Alkar, “Bir kere ilk önce toplumun seni müzisyen olarak anlamayışı, sonrasında kadın müzisyen olarak seni anlamayışı ve sonra Kürt kadın müzisyen olarak anlamayışı var. Yani üst üste binen bir dolu önyargı katmanı var. Toplumun müzikle olan ilişkisini halletmesi lazım. Müzik sadece eğlenmek için, tepinmek için kontrolsüz bir sosyalleşme alanı olarak kullanıldığı zaman bana göre o müzik değildir” diye konuştu.

“Bana sadece Kürtçe şarkı yapan bir kadın olarak bakıldığında Türkçe şarkılarıma ve o konudaki kabiliyetime haksızlık edildiğini düşünüyorum”

Bestelerine ve söylediği şarkılara yönelik çok çeşitli eleştiriler aldığını belirten Alkar, “Bana, ‘Bu halk şarkısı böyle mi söylenir, sen deli misin?’ diyen de var, ‘Çok yaratıcı, müthiş bir fikir’ diyen de var. Bana sadece Kürtçe şarkı yapan bir kadın olarak bakıldığında Türkçe şarkılarıma ve o konudaki kabiliyetime haksızlık edildiğini düşünüyorum. Tamamen sadece biri değilim. İngilizce şarkı söylemek de beni tamamlayan bir şey. Bu perspektiften bakılmasını tercih ediyorum” dedi.

Kürtçe müzikte bireysel parçaların pek fazla tercih edilmediğini belirten Alkar, “Daha kitleseli ifade  eden bir müzik bekleniyor. Kendisini bir topluma ait gibi gösteren eserler ve şarkılar tercih ediliyor, öyle bir açlık var” diye ekledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus