Şule Çet’in kişisel bilgilerini delil olarak sunan avukat Levent Ekmen’e hapis – Tuba Torun: “Avukatlık görevi nedeniyle cezanın ağırlaştırılması gerekiyordu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara’da üniversite öğrencisi Şule Çet’i (23) öldüren Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın müebbet hapis cezasına çarptırıldığı davada sanık avukatı Levent Ekmen, Çet’in okul notlarını içeren transkripti ve ilaç reçetesini delil olarak sunması nedeniyle cezaya mahkûm oldu. Avukat Tuba Torun, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili maddelerini hatırlatarak Levent Ekmen’e verilen cezanın avukat olması nedeniyle ağırlaştırılması gerektiğini söyledi.

Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Ekmen’e TCK’nın 136. maddesi kapsamında “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçundan önce üç yıl hapis cezası verildi. Ekmen hakkında verilen bu ceza, duruşmalardaki “olumlu tavrı” nedeniyle iki yıl altı ay hapis cezasına indirildi. Çağatay Aksu’nun anne ve babası hakkında da aynı suçtan suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı.

Avukat Levent Ekmen

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi ve avukat Tuba Torun, verilen cezayı, mahkemeye delil sunma ve delil toplama etiğini ve bu kararın kadın cinayetleri davaları açısından önemini Medyascope’a anlattı.

Kişisel verinin önemi ve delillerin mahkemeye sunulma biçimi

Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada yargılama sırasında sanıklardan Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Ekmen, Şule Çet’in intihara meyilli olduğunu ileri sürerek, ders notlarını içeren kişisel veri niteliğindeki transkripti ve kullandığı ilaçlara ilişkin reçetesini mahkemeye delil olarak sundu. Ancak yargılamalarda delil sunmanın birtakım kriterleri var. Eğer bu kriterlere uygun delil mahkemeye sunulmaz ise deliller karara dayanak teşkil etmiyor ve karar aşamasında kullanılamıyor. Şule Çet davasında yaşanan bu örnekte de kişisel veriler, hukuka aykırı bir şekilde elde edildi.
Kişisel verileri avukatların dilediği gibi kullanamayacağını söyleyen avukat Tuba Torun, bu delillerin mahkemeden istenmesi ve öyle toplanması halinde hukuka uygun olacağını belirtti:

“Hukuka aykırı şekilde ele geçirilmiş deliller kararda kullanılamaz. Burada reçete ve transkript sunulmuş. Mahkemeye verilmesindeki amaç ise Şule Çet’in intihara meyilli biri olduğunu göstermekmiş. Reçete ve transkript kişisel veriye giriyor. Bir kişiye ait bu bilgileri biz istediğimiz zaman elde edemeyiz. Eğer bu tür verilerin davaya etkisi olacağını düşünüyorsak mahkeme kanalıyla istemek de mümkündür. Hukuka uygun olanı bu. Şule Çet davasında ise avukat bunu yapmadı”.

Avukat Tuba Torun

“Bir özlük dosyasında transkript ve reçete olmaz”

Avukat Ekmen, savunmasında suç işlediğini düşünmediğini, bu belgelerin mahkemeye sunulmamasının suç olduğunu söylerken, duruşmada tanık olarak dinlenen Çağatay Aksu’nun babası Sayit Aksu ise Şule Çet’e ait belgeleri avukata kendilerinin verdiğini belirtti:

“Bir tanesi Adana Yüreğir Hastanesi’nden alınan rapor, bir tanesi de transkript. Devraldığımız bir işyeri vardı. Oradaki çalışanları işten çıkarmıştık. Şule Çet de oradaki eski çalışanlardandı. Ancak paraya ihtiyacı olduğu için onu işten çıkarmadık. Eski patronu özlük dosyasını bize vermişti. Olaylar olduktan sonra oğlum bu dosya içerisindeki bir raporu avukatına verdi. Bu raporun özlük dosyasına nasıl girdiğini, kim tarafından verildiğini ben bilmiyorum.”

Özlük dosyasında transkript ve reçete olmayacağını söyleyen avukat Torun, verilerin özlük dosyasında olması durumunda dahi bunun mahkemeye sunulmasının yine de hukuka aykırı olduğunu belirtti:

“Bir özlük dosyasında transkript ve reçete olmaz. Orada bu belgeler varsa bunun neden o dosyada olduğunun da ortaya çıkarılması lazım. Adli sicil kaydı veya sağlık raporu olur. Ancak hiçbir insan gireceği işyerine notlarının düşük olduğu transkripti ya da intihara meyilli olduğu raporunu sunmaz. Sunsa bile hayatın olağan akışında işyeri o kişiyi kabul etmez. Bu mantığa aykırı bir savunma. Birincisi, bu veriler neden özlük dosyasında idi? İkincisi, bu verilerin özlük dosyasında olduğu tespit edildiyse anne ve baba bunları izinsiz mahkemeye sunamaz. Bunlar kişisel verilerdir. Hatta ölmüş kişinin anısına saygısızlıktır. Burada tutarsızlık ve ele geçirme bakımından hukuka uygunsuzluk söz konusu. Bir avukatın bunu biliyor ve buna göre davranması gerekiyordu.”

TCK 136. ve 137. madde ne diyor?

TCK’nın “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunu düzenleyen 136. maddesi şöyle:

  • Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK’nın 137. maddesiyse bu suçun “nitelikli” olduğu halleri düzenliyor:

  • Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

TCK’nın 137’nci maddesi gereği Levent Ekmen’e verilecek hapis cezasının üç yıldan altı yıla kadar artırılabileceği görülüyor.

Ağırlaştırma değil indirim geldi

Avukat Tuba Torun, Levent Ekmen’e verilen iyi hal indirimi kararının tartışılabilir olduğunu ve avukatlık görevi nedeniyle ağırlaştırılmış sebep uygulanması gerektiğini söylüyor:

“Hukuka aykırı delil ele geçirdiği ve bunu mahkemeye sunduğu görülüyor. Hukuk etiğine aykırı bir hareket olduğu için baronun da kişi hakkında soruşturma başlatması gerekiyor. Burada avukatlık görevi nedeniyle ağırlaştırılmış sebep uygulanması gerekir. Böyle durumlarda iyi halden indirim vermenin, şiddet davalarında haksız tahrikten indirim vermekten farkı yoktur. Bu anlamda avukata iyi halden indirim vermenin tartışılabilir olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu belgeler özlük dosyasında yoksa, bu verileri okul ve hastane verdiyse onların da araştırılması lazım”

“Sanıklar intihar savunması yapıyor”

Avukat Tuba Torun, Şule Çet davasının başında olduğu gibi son zamanlarda sanıkların intihar savunması yaptıklarını, bunun nedeninin etkin soruşturma yapılmaması ve var olan yasaları uygulamamakta ısrar eden siyasi iktidar olduğunu söylüyor:

“İntihar görünümlü davalarda intihar savunmasıyla ne yazık ki çok sık karşılaşıyoruz. Biz sık sık bunun nedeninin etkin araştırma ve soruşturma yapılmaması, kovuşturma neticesinde etkin ceza verilmemesi olduğunu ve faillerin bir nevi savunma biçimine dönüştüğünü görüyoruz. Ne yazık ki avukatlar da bu savunmaları destekliyorlar. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve yayılması bir anlamda maddi gerçeği saptırmada araç olarak kullanılmış. Bu, şiddetin önüne geçme konusundaki politikasızlığın ve cesaretlendirmenin ürünü. Bu şiddetin önüne geçilmesi için bu alanda mücadele eden bizlerin sunduğu önerileri hiçe sayan ve uygulamamakta ısrar eden, kazanılmış hakları da elimizden almaya yönelik tavır ve tutum içerisine giren siyasetin ve bu siyaseti destekleyenlerin ürünü.”

Ne olmuştu?

Şule Çet, 29 Mayıs 2018’de Ankara’da bir plazanın 20. katından düşerek yaşamını yitirdi. İlk olarak olayın intihar olduğu ileri sürülürken, gözaltına alınıp serbest bırakılan Çağatay Aksu ve Berk Akand, soruşturma kapsamında daha sonra tutuklandı.

Ankara 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada yargılama sırasında sanıklardan Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Ekmen, Şule Çet’in intihara meyilli olduğunu ileri sürerek, ders notlarını içeren kişisel veri niteliğindeki transkripti ile kullandığı ilaçlara ilişkin reçetesini mahkemeye delil olarak sundu.

Yargılama sonunda Çağatay Aksu’ya “kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve suç delillerini yok etme” suçlarından müebbet ve 12 yıl altı ay, sanık Berk Akand’a ise tüm suçlarda Aksu’ya yardım ettiği gerekçesiyle 18 yıl dokuz ay hapis cezası verildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus