68 yıllık Ankara Sanatoryumu Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi’ne bağlanıyor- Prof. Dr. Ülkü Yılmaz: “Birleştirme kararının altında ekonomik kaygılar yatıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara’da kuruluşu 1930’lu yıllara dayanan ve eski adıyla Sanatoryum Hastanesi olarak bilinen Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi,  Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi’ne bağlanıyor. Kararı değerlendiren Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Başkanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz “Bu birleştirme kararının altında da ekonomik kaygılar yatıyor ve bir şehir hastanesi olarak yapılandırılması planlanıyor. Bu plan gerçekleşirse, göğüs hastalıkları alanında 68 yıllık deneyime sahip bir ihtisas hastanesinin birikim ve uzmanlığından halkımızın yeterince yararlanamayacak olmasından dolayı kaygı duyuyoruz” dedi.

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de dirençli tüberküloz (MDR-XDR) hastalarının takip ve tedavi edildiği dört referans merkezinden biri olan ve uzmanlık dernekleri tarafından dünyadaki örnekleri (Heidelberg-Almanya, National Jewish Hospital, Colorado–ABD) ile karşılaştırılabilecek düzeyde olduğuna dikkat çekilen Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ni Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi’ne bağlıyor. Sağlığın artık ekonomik ölçütlerle değerlendirildiğini söyleyen TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, sağlık hizmetine yönelik gelişmelerin daha çok gelir getirici yapılanma çerçevesinde sürdürüldüğünü vurguladı. Göğüs hastalıkları alanında ihtisaslaşmış hastanelerin önemine dikkat çeken Yılmaz, 68 yıllık ihtisas hastanesinin genel hastane niteliğindeki Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi’ne bağlanması kararından vazgeçilmesini istedi.

Uzmanlık dernekleri karardan vazgeçilmesini istiyor

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), Türk Toraks Derneği (TTD), Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) ve Türk Göğüs Cerrahisi Derneği’nin (TGCD) ortak görüşü, kararla birlikte göğüs hastalıkları ihtisas hastanelerinin başka bir çatı altında yok edileceği ve bundan en büyük zararı hastaların göreceği yönünde. Sağlık Bakanlığı yetkililerinden, karardan vazgeçilmesini isteyen uzmanlar, “Genel hastane niteliğindeki bir yapılanma ve işletme anlayışı ile yılların birikimi, emekleri, yatırımları boşa gitmiş olur” dedi ve hastanenin önemine ilişkin şu bilgileri verdi:

COVID-19 sonrası gelişen hastalıklar tedavi ediliyor

“Bu hastanenin özel bölümlerinden biri olan ve Türkiye’de bir ilk olarak başlayan Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nde yılda 2 bin işlem yapılıyor. Pandemi döneminde yeni bir sorun olarak karşımıza çıkan Post COVID pulmoner fibrozisli hasta yönetimi Pulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nde başarı ile sürdürülüyor. Yine çok özel bir yaklaşım gerektiren girişimsel işlemlerin sayısı hastanemizde aylık ortalama 150, endobroniyal ultrasongrafi sayısı ise aylık 200 düzeyinde. Ayrıca kurumda meslek hastalıkları ve alerji birimleriyle yan dal uzmanlık eğitimi de veriliyor.”

Kronik akciğer hastalıkları olanlar çözümsüz kalacak

“Hastalar belki yoldan karşıya geçmek zorunda kalmaz ama sağlık sorunlarına çareyi diğer kurumlarda aramak zorunda kalırlar. ‘Göğüs Hastalıkları Özel Dal Hastaneleri’ genel hastanelerde öncelikli hizmet alma şansı olmayan kronik akciğer hastaları ve ülkemizde prevalans, morbidite ve mortalite açısından sık görülen diğer akciğer hastaları ile gittikçe yaşlanan nüfusun solunumsal sorunlarına çözüm üretebilmek için özel yapılanmış ihtisas hastaneleridir.”

Hastaneden vazgeçerek bilim insanlarından da vazgeçiliyor

“Bu hastanelerde çalışan eğitim görevlilerinin büyük çoğunluğu bugün akademik anlamda doçent veya profesör derecesi olan, uluslararası düzeyde Türkiye’ye ait bilimsel yayınların birçoğunun yapıldığı, ayrıca da uzmanlık derneklerinin başkanı veya merkez yönetim kurullarında görev alan kişilerdir. Ülkemizde halkın akciğer sağlığını korumak için her gün çaba sarf eden ve özveri ile çalışan göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzmanlık alanlarındaki TÜSAD, TTD, ASYOD ve TGCD olarak göğüs hastalıkları özel dal hastanelerinin, ülkemiz ve halkımız açısından vazgeçilmez olduğunu yetkililere bir kez daha hatırlatmakta yarar görmektedir.”

Sanatoryumun tarihçesi, hastanenin kurumsal sayfasında şöyle anlatılıyor:

“1953 yılında Tüberküloz Sanatoryumu olarak kurulmuş olan hastanemiz, 1978’de Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Merkezi haline gelmiştir. Hastanemizin kuruluş düşüncesi 1930’lu yıllara kadar dayanır. Vefatından birkaç sene öncesinde Atatürk, yaverlerinden Cevat Abbas Bey’in köşküne sık sık gelir ve hastanemizin şu an bulunduğu tepeden Ankara’yı seyredermiş. Havası, iklim koşulları ve görüş alanını çok beğendiği bu sahada yanındakiler bir köşk yapmayı planlarken, Atatürk bir hastane yapılmasını istemiş.

Daha sonra sağlığı bozulan Atatürk için buraya bir köşk yapılması hazırlıklarına başlandı ise de hastalığı ilerlediği için vazgeçilmiştir. 1944 yılında Ankara’ya bir Tüberküloz Sanatoryum yapılması kararlaştırılmış ve yer olarak Keçiören seçilmiştir. Hastane inşaatı 1945’de başlamış, 1952’de sona ermiştir. 19 Mayıs 1953’de hastanemiz, Atatürk’ün bu bölgeye duyduğu ilgi göz önüne alınarak “Atatürk Sanatoryumu” adıyla Tüberküloz Sanatoryumu olarak açılmıştır.

Hastane ilk hizmete girdiğinde yalnız Tüberküloz ve Göğüs Cerrahisi servisleri ile röntgen ve bakteriyoloji bölümlerinden oluşmaktaydı, 230 yatak kapasitesi vardı. Açılışını takip eden yıllarda hastane, yeni bölümler ve yataklar kazanmıştır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus