Danıştay Başsavcılığı’nın “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı iptal edilmeli” görüşünü Av. Nazan Moroğlu yorumladı: “Mahkemenin, anayasa ihlallerine ‘Dur’ diyeceğine inanıyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Aydın’ın Kuşadası İlçesi’nde yaşayan avukat Lalezar Nergiz ve 12 kadın adına açılan davada, Danıştay Savcısı Elmas Mucukgil, Danıştay 10. Dairesi’nde görülen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin davada görüşünü iletti ve “Hukuka aykırıdır” dedi. Danıştay Başsavcılığı’nın verdiği görüşü ve işlemesi gereken süreci İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Avukat Nazan Moroğlu Medyascope‘a yorumladı. Moroğlu, “Mahkemenin anayasa ihlallerine ‘Dur’ diyeceğine inanıyoruz” dedi.

Türkiye, kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece yarısı Cumhurbaşkanı kararıyla çıkmıştı. İstanbul Sözleşmesi’nden bir kişinin kararıyla çıkılmasına başta avukatlar olmak üzere kadın hakları savunucuları tepki göstermişti ve o dönemde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılma kararıyla ilgili pek çok dava açılmıştı. 

Kısa Dalga’dan Kemal Göktaş’ın haberine göre Aydın’ın Kuşadası İlçesi’nde yaşayan avukat Lalezar Nergiz ve 12 kadın adına açılan davada, Danıştay Savcısı Elmas Mucukgil, Danıştay 10. Dairesi’nde görülen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin davada görüşünü iletti ve “Hukuka aykırıdır” dedi.

Savcı Mucukgil, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, Anayasa’nın 87 ve 90. maddesi dikkate alındığında cumhurbaşkanının çekilme kararına dayanak gösterilen 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin, cumhurbaşkanına temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerden çekilme yetkisi vermeyeceği görüşünü dile getirdi. Danıştay Başsavcılığı adına gönderilen 6 Ocak 2022 tarihli görüşte şöyle denildi:

“Usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş olan milletlerarası anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasının durdurulması ve sona erdirilmesi hususlarında cumhurbaşkanına tanıdığı sınırlı yetki dikkate alındığında, sözü edilen sözleşmenin feshedilmesine ilişkin olarak verilen 19 Mart 2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda hukuka uyarlık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu kararın iptali gerektiği düşünülmektedir.”

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını Danıştay iptal edecek”

Danıştay Başsavcılığı’nın verdiği görüşü ve işlemesi gereken süreci İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Avukat Nazan Moroğlu ile konuştuk. Moroğlu, çekilme kararının iptal edilmesini beklediklerini belirtti:

“Çok sayıda dava açıldı. Biz de İstanbul Barosu ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği olarak dava açtık. Hep söylediğimiz şu, ‘Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile böyle bir yetki verilemez.’ Çünkü cumhurbaşkanının sadece uluslararası sözleşmeleri onaylama yetkisi var, feshetme yetkisi yok. Cumhurbaşkanlığı sistemi gelmeden önceki durumda da ilgili kanunda 244 sayılı maddede sadece onaylama, yürürlüğü uygulama yetkisi var ancak feshetme yetkisi yok. Bu nedenle savcının verdiği bu görüş bizlerin davalarını fevkalade destekleyici durumda. Bu görüşe dayanarak Danıştay 10. Dairesi’nin bir karar vermesi gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı Danıştay tarafından iptal edilecek, biz bunu bekliyoruz. Çünkü anayasaya aykırı. Kanunla kabul edilmiş bir uluslararası sözleşme, yürütme yetkisiyle iptal edilemez, Meclis tarafından iptal edilmeli.”

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104. maddesinde cumhurbaşkanının görev ve yetkileri açıkça yazıyor:

“Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle, dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümsüz hale gelir.”

Nazan Moroğlu, bu madde gereğince İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının anayasaya aykırı olduğunu söyledi ve “104. maddede cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi verilmiş fakat ‘Temel haklar ve kişi hakları söz konusu ise bu konuda Cumhurbaşkanı Kararnamesi çıkarılmaz’ diye açık bir hüküm konulmuş. Bu bir anayasa ihlali. Yürütmeyi durdurma kararı verilmedi ancak şu anda savcının bu görüşü üzerine iptal edeceğini bekliyoruz ve mahkemenin anayasa ihlallerine artık ‘Dur’ diyeceğine inanıyoruz” dedi.

“İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkacağız”

Tek kişinin imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmayacağını yineleyen avukat Nazan Moroğlu, mücadeleye devam edeceklerini belirterek, “İstanbul Barosu olarak insan hakları ihlali olan şiddetin önlenmesi amacıyla Meclis’ten oybirliği ile kabul edilmiş bir sözleşmenin tek imzayla feshedilmesi yok hükmündedir, Danıştay da bunu tespit edecektir. İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkacağız, mücadelemizi devam ettireceğiz” diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi neden önemli?

Türkiye, kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden, 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece yarısı cumhurbaşkanı kararıyla çıktı. 1 Temmuz’da yürürlükten kalkan, imzalandığı ve yürürlüğe girdiği günden bu yana siyasetin gündeminde olan sözleşmenin 1. maddesi, sözleşmenin amacını tanımlıyor:

  • Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak, 
  • Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak,
  • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak,
  • Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak,
  • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak. Tarafların söz konusu sözleşmenin hükümlerini etkili bir biçimde uygulamalarını sağlama amacıyla bu sözleşmede spesifik bir izleme mekanizması oluşturulmuştur.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus