Av. Benan Molu: “AİHM istatistiklerine göre en çok ifade özgürlüğü ihlali kararı verilen ülke Türkiye”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2021 istatistiklerine göre Türkiye, ifade özgürlüğü ihlalinde ilk sırada. AİHM’in “değiştirilmeli” dediği “cumhurbaşkanına hakaret” maddesiyle ilgili tutuklamalar ise sürüyor. Avukat Benan Molu ile istatistikleri ve anlamlarını konuştuk.

AİHM 2021 istatistiklerini açıkladı. Türkiye, Rusya ve Ukrayna’nın ardından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) en az bir maddesini ihlal eden üçüncü ülke. İfade özgürlüğü ihlalinde ise ilk sırada

İnsan hakları hukukçusu, avukat Benan Molu ile AİHM istatistiklerinin anlamını konuştuk.

AİHM’in Türkiye hakkındaki verilerinin yerinde olduğundan bahseden Benan Molu, ülkedeki bu sorunların sistematikleştiğini söyledi. Molu, ifade özgürlüğü alanındaki AİHM kararlarına karşın tutuklamaların sürdüğüne ve AİHM’den önce bu başvuruların Anayasa Mahkemesi’nce (AYM) ihlal edildiğine dikkat çekti.

Türkiye hakkında 76 ihlal kararı var

AİHM istatistiklerine göre 2021 yılında verilen 232 karar Rusya’ya, 197 karar Ukrayna’ya, 95 karar Romanya’ya ve 78 karar Türkiye’ye karşı verildi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) en az bir maddesinin ihlal edildiği devletlerin başında 219 karar ile Rusya geliyor. Rusya’yı 194 karar ile Ukrayna 76’şar karar ile Türkiye ve Romanya takip ediyor. 

İstatistiklere bakıldığında Türkiye’nin sıralamada geriye gittiğini söyleyen Molu, “Çok uzun süredir Rusya’nın ardından ikinci sıradaydı. Bu kez çıkan karar sayısı bakımından dördüncü, AİHS’in en az bir maddesinin ihlal edildiği karar bakımından ise üçüncü sırada” dedi.

“Türkiye en çok ‘ihlal’ kararı verilen ülke”

Molu, Türkiye’nin, AİHS var olduğu 1959’dan beri sözleşmeyi en fazla ihlal eden, hakkında en fazla karar verilen devletlerin başında geldiğine dikkat çekti:

“Genel olarak tüm istatistiklere bakınca 2021 itibarıyla 3 bin 820 kararla AİHM’in hakkında en çok karar verdiği ülke Türkiye. Burada bir yandan da ne kadar çok başvurunun gidip ne kadar çok karar verildiğine de bakmak lazım. Bu da yıllardır değişmeyen bir istatistik. Şu anda Türkiye, Rusya’nın ardından AİHM’in iş yükünü oluşturan ikinci büyük devlet konumunda. Bu sene geçen seneye göre daha çok artış var. Mahkeme önünde bekleyen davaların büyük kısmını Rusya ve Türkiye oluşturuyor. Bu artışın sebebine bakınca da esas olarak kararların uygulanmaması pratiği ile birlikte düşündüğünde birtakım sorunların çok sistematik halde olması var. İfade özgürlüğünde Türkiye, 2015’ten bu yana her sene sözleşmenin ifade özgürlüğü maddesini en çok ihlal eden devlet seçiliyor. Burada belli bir yapısal sorun zaten var ama özellikle 15 Temmuz’un eklenmesiyle ciddi bir artış olduğunu, güncel olarak mahkemeye giden başvuruların da çok büyük kısmının 15 Temmuz sonrası başvurular olduğunu mahkeme de açıklıyor.”

En çok ihlal edilen üç hak: İfade özgürlüğü, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı

2021’de AİHM’in Türkiye hakkında verilen 76 ihlal kararında en çok ihlal edilen alan “ifade özgürlüğü”. 31 ihlal kararında ifade özgürlüğünün ihlali tespit edildi. Onu 29 ihlal kararı ile “özgürlük ve güvenlik hakkı”, 22 ihlal kararıyla da “adil yargılanma hakkı” izledi.

Molu, buradan iki sonucun çıktığını anlattı:

“AİHM çok uzun zamandır adil yargılanma hakkını arka plana alıyor, özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü gibi konuları ön plana çıkarıyordu. Bu sene diğer senelerden farklı olarak adil yargılanma hakkından verilen ihlal kararlarında çok ciddi artış görüyoruz. Diğer sonuç da şu: Hem özgürlük ve güvenlik hakkı, hem de ifade özgürlüğü ihlal kararlarının sayısı çok yakın. Çünkü kararların büyük kısmında bu iki ihlal birden var. Bu kararlar içinde 15 Temmuz sonrası muhaliflere yönelik susturma cezalandırma amaçlı operasyonların bir kısmı, Atilla Taş, Ahmet Altan, Murat Aksoy, Tunca Öğreten, Mahir Kanaat, Nazlı Ilıcak kararları var. Bir diğer grup da FETÖ kapsamında tutuklanan, özellikle hâkim, savcı gibi yargı mensuplarının tutukluluğuna dair verilen kararlar.”

“Türkiye, ifade özgürlüğü en çok ihlal eden Avrupa Konseyi üyesi”

İhlal kararlarının başında gelen ifade özgürlüğü hakkı ihlalleri, Türkiye’nin bu yıla ait bir sorunu değil. Molu, 1959’dan 2021’e dek ifade özgürlüğünden toplam 418 ihlal kararı verildiğini, ifade özgürlüğünün başka biçimi olan toplanma ve gösteri özgürlüğünden de 11 ihlal verildiğini hatırlatarak, “Türkiye bu iki maddeyi en fazla ihlal eden Avrupa Konseyi üyesi devlet. Bu tek başına çok çok önemli bir veri, ifade özgürlüğü ve onunla paralel olan maddelerde yaşanan sorun göstermek açısından” dedi.

İfade özgürlüğü kararları hangi başlıklar altındaydı?

Molu, 2021 yılında AİHM’in ifade özgürlüğü ile ilgili verdiği kararları şöyle sıraladı:

  • Yerleşik hale gelmiş olan sloganların atılması, haberlerin yapılması, köşe yazılarının yazılması ve bunlara bağlı olarak şeref ve itibarın zedelenmesi, örgüt üyeliğinden yöneticiliğe dek süren tutukluluk davalarında isnat edilen suçlara dek giden bir seri var. 
  • Bir grup karar internet hakkı ile ilgili. Bunlar da erişim engeli ve mahkemenin ilk kez verdiği Ramazan Demir ile ilgili cezaevindeki avukatın internete girme hakkı ile ilgili verdiği karar.
  • Filiz Kerestecioğlu kararı ile başlayan çok önemli bir grup kararın devamı da 1 Şubat’ta gelecek. HDP’li milletvekillerin dokunulmazlığının kaldırılmasının anayasaya aykırı olduğunu söyleyip ifade özgürlüğü ihlali bulmuştu.
  • Sosyal medya ile ilgili bu sene ilk kez çıkan kararlar var. Sosyal medyada bir paylaşımı beğendiği için açılan örgüt propagandası davaları bu grupta. Facebook üzerinden bir gönderiyi beğendiği için işten çıkarılan bir kişi ile hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair iki dosyada AİHM ilk kez ifade özgürlüğünün ihlali kararı verdi. 
  • Bir diğer grup karar hakaret dosyaları hakkında. Burada Erdoğan’ın başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde hakaret edildiğine dair iki karar var.”

AİHM’in “değişmeli” dediği TCK 299 tutuklamaları sürüyor

İfade özgürlüğü ihlali kararlarından biri Vedat Şorli-Türkiye kararı. AİHM bu yıl aldığı kararda “cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu 299. maddenin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Buna karşın maddede henüz değişiklik yapılmazken, son olarak gazeteci Sedef Kabaş bu madde ile suçlanarak tutuklandı. 

Molu, bu maddede ve Demirtaş ile Kavala’nın tahliyesine yönelik kararlarda görülen AİHM kararlarının icrasındaki sorunları şöyle yorumladı:

“Şorli kararında mahkeme, paylaşımı tartışmaya girmeden TCK 299. maddenin kendisini değerlendirip bu maddenin AİHS bağlamında kanunilik şartlarını taşımadığını ve maddenin insan hakları ile uyumlu şekilde değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu karardan sonra soruşturma açılmaması gerekirken açıldı, Adalet Bakanlığı izin verdi. Hatta Sedef Kabaş örneğinde olduğu gibi insanların tutuklanmaya devam ettiğini görüyoruz. Kararların icrası Demirtaş ve Kavala ile sınırlı değil. Bu haziranda Bakanlar Komitesi 20 yıldır Türkiye’ye ifade özgürlüğü ile ilgili davalarda somut adım atılmadığına dair ara karar aldı. Uygulamanın değiştirilmesi gerekiyor. Bunun için de tek başına bizim bunu söylememiz yeterli değil. yargının ve zaten Bakanlar Komitesi’nin de söylediği gibi Meclis’in de bu yönde bir irade sergilemesi gerekiyor.”

“AYM ile AİHM arasındaki makas açıldı”

Benan Molu, 2021 istatistiklerindeki kararların büyük kısmının en az iki-üç senelik başvurular olduğunu, artan hak ihlallerini göz önüne alınca gelecek yıllarda bu istatistiklerin artabileceğini söyledi. Molu, mevcut tablonun ise şu iki somut soruna işaret ettiğini anlattı:

“Türkiye’de özellikle ifade özgürlüğü kapsamında kalan haller ile ilgili, AİHM’in hatta AYM’nin yerleşik içtihadı kapsamında korunduğu bilinen bariz açıklamalarına rağmen insanların tutuklandığı ve hapis cezası ile cezalandırdıkları. Bu yaygın bir sorun. Diğer bir sorun da AYM ile ilgili. Bu başvurular önce AYM önüne gitti, AYM ya ‘ihlal yok’ dedi ya da otomatik olarak reddetti. AYM’nin bu şekilde reddedip ihlal bulmadığı başvuruların neredeyse tamamında AİHM, ‘Bu delillerle kimseyi tutuklayamazsın’ dedi. AYM ile AİHM’in verdiği kararlar arasındaki makas çok ciddi şekilde açılmış durumda, bu yıl bunu somut olarak gösterdi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus