Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (73): Şili’den gelen “yeni anayasa mesajı” bize ne diyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şili’den yeni anayasa mesajı geldi. 1973’te sosyalist Başkan Allende’yi bir askerî darbeyle devirdikten sonra, 1990’a kadar ülkeyi kanlı bir dikta rejimiyle yöneten Pinochet döneminde hazırlanıp halkla onaylatılan 1980 Anayasası’nın yerine yepyeni bir anayasa yapmak üzere çalışmalarını sürdüren Kurucu Meclis, “devletin tanımı” ile ilgili 1. madde üzerinde anlaşma sağlamış. Buna göre Şili, “sosyal ve demokratik bir hukuk devleti. Çok milletli, kültürlerarası ve ekolojik bir devlet. Devlet, toplumsal cinsiyet eşitliği içinde dayanışmacı bir cumhuriyet olarak kurulmuştur ve insanların onur, özgürlük ve tözsel eşitliğini ve onların doğa ile olan ayrılmaz bağlarını mutlak ve devredilemez bağlar olarak tanımaktadır. Bireysel ve kolektif insan haklarının korunması ve güvence altına alınması devletin temelini meydana getirir ve onun tüm eylemlerini yönlendirir. Devletin görevi, haklardan eşitçe yararlanma imkanlarını sağlamanın yanında herkesin, kendi bütünsel gelişimlerinin bir uzantısı olarak siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatla bütünleşmelerini mümkün kılmak için gereken koşulları oluşturmak ve gerekli mal ve hizmetleri temin etmektir.”

Böyle bir devlet tanımı, her bakımdan ilerici ve demokratik bir tanım olarak ilgi çekicidir. Bunun kadar ilgi çekici olan bir diğer husus da, yukarıdaki devlet tanımı üzerinde anlaşma sağlayan Kurucu Meclis’in oluşum öyküsüdür. Kısaca özetlemek gerekirse: 2019 Ekim’inde başlayan büyük protestolar sonucunda Şili siyasi hayatında etkili olan bütün partiler, “yeni bir anayasa yapılmasını isteyip istemediklerini” Şili halkına sormak üzere anlaşırlar. Yapılan referandumda seçimlerde kullanılan oyların %78’i yepyeni bir anayasa yapılmasını talep etmekte, yine aynı referandumda, oyların % 79’u bu yeni anayasanın “tamamı seçilmişlerden oluşan bir Kurucu Meclis” tarafından yapılmasını tercih etmiştir. 2021 Mayıs’ındaki seçimlerle oluşan Kurucu Meclis ise, o tarihe kadar eşi benzeri olmayan bir kompozisyona sâhiptir. Meclis’in toplam 155 sandalyesi, hiçbir cinsiyetin sandalye oranının %55’i geçemeyeceğini düzenleyen yasa gereği 78 erkek, 77 kadın üyeden oluşmaktadır, LGBTİ gruplarına da bir kota ayrılmış bulunmaktadır. Yine yasa gereği, 155 sandalyenin 17’si Şili’nin “otokton” halklarına ayrılmıştır. Ayrıca, Kurucu Meclis’in çoğunluğunu (%65) bağımsız (partisiz) üyeler oluşturmaktadır.

Yasa gereği taslak üzerindeki çalışmalarını Temmuz 2022’de bitirmek zorunda olan Şili Kurucu Meclis’i, hayli ileri bir demokrasi seviyesinde bir anayasayı hazırlayacak gibi görünüyor. Bu beklentinin kaynağı, sadece üzerinde anlaşma sağlanan yukarıdaki birinci madde değil. Süreci olumsuz anlamda eleştiren yaklaşımlar da aslında bu beklentiyi doğruluyor. Bu “olumsuz” eleştirilere göre müstakbel anayasada, Şili’de hâlen işlemekte olan bölge meclislerine vergi ve madencilik başta olmak üzere pek çok konuda yasama yetkisi verilmesi, Şili’nin yararına değil zararına olacak. Belli ki, Şili’yi 1973-1990 arası esir almış olan faşizmin ve 1998’e kadar “Başkomutan” olarak kalma becerisini sürdüren Pinochet mirasının acı deneyimi üzerine sâhici bir demokratik rejime kavuşturmak, hâlâ demokrasiden yana olmayan güçleri rahatsız ediyor.

Bütün bu yönleriyle Şili, yabancımız değil. Şili’nin 1980 Anayasası, bizim 1982 gibi, askerî diktatörlük ürünü ve hâlâ yürürlükte. Şili Anayasası 60 kez değişmiş, bizimki 18; değişen maddeleri sayarsanız 60’ı geçeriz. Şili, bu değişikliklerle daha demokratik bir yöne evrilirken, bizim yönümüz özellikle 2017 ile birlikte otoriterlikten yana dönmüş. Şili’den gelen mesaj, yönümüzü acilen demokratik bir yeni anayasa yönüne çevirmemiz gerektiğini söylüyor. Bu yön değişikliği için de, yukarıdaki gibi yeni bir devlet tanımına ihtiyacımız var. Bu ihtiyacın farkına varmak için mutlaka upuzun ve kopkoyu bir faşizmi yaşamak gerekmiyordur, umarım!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus