Gezi davası kararları | Dünyadan tepkiler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gezi Parkı davasında Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ve Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman’ın da aralarında bulunduğu yedi sanığa 18’er yıl hapis ve tutuklama kararı dünya basınında geniş yer buldu. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Parlamentosu’nun sert tepki gösterdiği kararı birçok gazete manşetlerine taşıdı. İşte detaylar.

Çizimler: Murat Başol

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, kararın ardından paylaştığı yazılı açıklamada iş insanı Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının derin bir rahatsızlık ve hayal kırıklığı yarattığını belirtti.

“Derin bir rahatsızlık ve endişe duyuyoruz”

Bakanlık Sözcüsü Ned Price tarafından paylaşılan açıklamada, “Mahkemenin bugün Kavala’yı mahkûm etme kararı ABD’yi derinden rahatsız etti ve hayal kırıklığına uğrattı. Kavala’nın adil olmayan koşullarda hüküm giymesi insan hakları, temel özgürlükler ve hukuk üstünlüğü ile bağdaşmıyor. Türkiye’yi bir kez daha Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uyarınca Kavala’yı ve keyfi olarak hapsedilen herkesi serbest bırakmaya davet ediyoruz. Türkiye’de sivil toplumun, medyanın, siyaset ve ekonomi alanındaki liderlerin yargı tarafından taciz edilmesinden büyük endişe duyuyoruz. Hükümeti siyasi güdümlü kovuşturmaları durdurmaya ve Türk vatandaşlarının hak ve özgürlüklerine saygı göstermeye davet ediyoruz” denildi.

Almanya: “Derhal tahliye edilmeli!”

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da alınan bu kararı sert bir dille eleştirdi. Bu kararın, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği’ne (AB) aday ülke olarak kabul ettiği yükümlülükler ile tezat oluşturduğunu dile getiren Baerbock, Berlin hükümetinin Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını talep ettiğini vurguladı.

“AİHM kararlarına aykırı”

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de karara sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Mahkemenin AİHM kararlarını görmezden geldiğine vurgu yapan Borrell, “Temel hak ve özgürlüklere saygı her zamankinden daha önemli” dedi.

“Mevcut sistemin otoriter karakterinin altı bir kez daha çizildi”

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Sergey Lagodinsky ve Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor da Gezi Davası kararına tepki gösterenler arasındaydı. İkili yaptıkları yazılı açıklamada, mahkemenin aldığı kararın siyasi müdahale ile gölgelendiğini ve kararın mevcut sistemin otoriter karakterinin altını bir kez daha çizdiğini belirtti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aldığı kararın AİHM kararlarına aykırı olduğunun ve Avrupa Konseyi’nde devam eden ihlal davalarında sonuçlar doğuracağının altı çizilen açıklamada, Kavala, diğer sanıklar ve aileleriyle tam dayanışma gösterildiği vurgulandı:

“Bugün sadece onlar için değil, Türkiye’de temel hakları ve hukukun üstünlüğünü savunanlar ve ülkenin AB’ye daha da yaklaştığını görmek isteyenler için çok üzücü bir gün. Karar mevcut sistemin otoriter karakterini bir kez daha teyit etti. Bu karar, temel haklar ve hukukun üstünlüğü alanında herhangi bir gerçek reform yapma konusundaki isteksizliği açıkça göstermektedir.

Mahkeme heyetinde yer alan bir hakimin Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) daha önce milletvekili aday adayı olmasına da değinen Amor ve Lagodinsky, “Üyelerden birinin iktidar partisi adayı olması, bu davanın siyasi müdahaleler ile nasıl gölgelendiğinin bir başka örneği” dedi.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasının vakti geldi

Eski Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri de dün (25 Nisan) sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasının vaktinin geldiğini belirtmişti:

“Erdoğan ve mahkemeleri tarafından yapılan adaletsizliğe karşı duyduğum öfke ve üzüntüyü anlatacak kelime bulamıyorum. Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasının vakti geldi.”

“Karar mahkemede değil, sarayda alındı”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Temsilcisi Emma Sinclair-Webb ise mahkemenin aldığı bu karar ile Avrupa Konseyi kararları arasında tutarsızlık olduğunu belirtti. Sinclair-Webb, “Şoke edici. Kararın mahkemede değil, sarayda alındığını düşünüyorum. Bu dava başından itibaren siyasi bir davaydı. Ortada bir kanıt da yoktu, düzmeceydi” ifadelerini kullandı.

Gezi davası dünya basınında nasıl yer buldu?

Gezi davasında mahkemenin verdiği kararlar dünya basınında da geniş yer buldu, birçok ajans ve gazete bu haberi manşetine taşıdı.

Associated Press’in haberinde (AP), alınan bu kararın Batılı ülkeler ile ilişkileri sekteye uğratabileceğine vurgu yapıldı. Washington Post (WP) ise Kavala’nın tutukluluk süresinin ABD ve Batılı ülkeler tarafından eleştirildiğine dikkat çekti. Haberde, “Türk hayırsever Osman Kavala, insan hakları gruplarının siyasi olarak reddettiği bir davada hükümeti devirmeye teşebbüs de dahil olmak üzere müebbet hapis cezasına çarptırıldı” ifadesi yer aldı.

New York Times (NYT), Kavala’nın Erdoğan hükümetini devirmeye çalışmak suçundan ömür boyu hapse mahkûm edildiğini belirtti. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden itibaren Erdoğan hükümetinin giderek otoriterleştiğine vurgu yapılan haberde, şubat ayında Avrupa Konseyi’nde Türkiye’ye karşı açılan ihlal davası da hatırlatıldı.

BBC kararı, “Türk akvitist ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı” manşetiyle haberine taşıdı. The Guardian ise haberinde mahkeme kararının son 10 yılda muhalif görüşlere, ifade özgürlüğüne ve toplanma hakkına yönelik şiddetli baskısına işaret ettiğini belirtti. Ekim 2021’deki büyükelçiler krizine de atıfta bulunulan haberde bu kararın Türkiye ile Batılı ülkeler arasındaki ilişkilere zarar verebileceğinin altı çizildi.

İtalya’nın Corriere della Sera gazetesi ise haberi şöyle yorumladı: “Türk adaleti muhteşem bir komedi sahneledi. İddia makamı suçlamaları destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadı. Bu haksız karar, yargılamanın yalnızca muhalif seslerin ağzını kapatmak amacıyla yapıldığının bir kanıtı.”

Ne olmuştu?

Gezi Parkı davasında dün karar açıklandı. Mahkeme heyeti Osman Kavala’nın TCK 312 madde uyarınca “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, takdiri indirime yer olmadığına, “casusluk” suçlamasından beraatine ve tahliyesine karar verdi. Mahkeme, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise TCK 312 maddesindeki yardım suçlamasından 18’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve tutuklanmalarına hükmetti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus