Kılıçdaroğlu kavgayı tırmandırıyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. İktidara oldukça ağır iddialarla yüklenen Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vakıflar vasıtasıyla yurtdışına para kaçırdığını iddia ederek akşam saat 22:00’de önemli açıklamalarda bulunacağını söyledi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise Kılıçdaroğlu’nun iddialarına “Devlet bürokrasisini sürekli tehdit etmesi, Türkiye Cumhuriyeti devletini işlemez hale getirmeye dönük bir teşebbüstür” diyerek tepki gösterdi. Ruşen Çakır, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını yorumladı.

Yayına hazırlayan: Emine Bıçakcı

Merhaba, iyi günler. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tam gaz yola devam ediyor. Önce yakın târihe bakacak olursak: SADAT baskını, daha sonra cumartesi günkü Maltepe Mitingi ve orada yaptığı konuşma, bugün grup toplantısında söyledikleri ve saat 22:00’ye, yani dört saat sonraya verdiği randevu — iktidârın kaçma planından bahsediyor. Kaç kişi diyor? Çok sayıda kişi, “Birkaç yüz kişiyi kurtarma operasyonu” diyor. Önce paralar taşınıyor. O paraların gönderildiği birtakım vakıflar üzerinden yurtdışında oturma ve çalışma izinleri alınmaya çalışılıyor. “Belgelerini açıklayacağım” dedi. İlginç, burada hitap ettiği aslında dört kesim var. Şimdi burada “doğrudan suça bulanmış, kirlenmiş” bürokratlara seslendiğini söyledi Kılıçdaroğlu. Onlara diyor ki: “Onlar seni kullanıyorlar, seni suçlarına âlet ediyorlar. Ama o uçakta sana yer vermeyecekler, değişim başladığında başına ne geleceğini bilemezsin”. Yani “Yol erkenken tavrını değiştir” diyor birilerine. Birilerine de şöyle bir çağrı yapıyor: Onlara “şerefli bürokratlar” diyor; suça bulaşmadığını söylediği bürokratlar onlar. Üç: Ttabii ki Erdoğan ve çevresine hitap ediyor. Dördüncü olarak da tüm Türkiye’ye hitap ediyor.

Ne söyleyecek? Tahmin edebiliyoruz. Daha önce değişik meselelerle gündeme gelmiş olan, eğitim faaliyetleri eksenli çalışan, yurtdışında faaliyet gösteren birtakım vakıflar var. Haklarında birtakım şeyler de söylenmişti. “Erdoğan’ın âile bireyleri” de deyince, daha da netleşiyor; ama bunların isimlerini herhalde Kılıçdaroğlu bu akşam sosyal medya üzerinden yapacağı o açıklamalarda bunları söyleyecek. Onun için isim vermek doğru olmaz. Büyük bir ihtimalle hangi isimleri vereceğini tahmin edebiliyoruz; ama ortada belge dediği şeyler olduğunu söylüyor. “Erdoğan, sakın reddetmeye kalkma, bütün belgeler elimizde” diyor. Yani bir belge de değil, çok sayıda belgeden bahsediyor. İlginç bir durum olacak. Bakalım neler çıkacak? Ne derece kamuoyu bunlara iknâ olacak ve tabii ki iktidârın, suçlananların, hedef gösterilenlerin cevâbı ne olacak? Şimdiden AKP sözcüsü Ömer Çelik cevap verme ihtiyâcı hissetti. Kılıçdaroğlu’nun bunu daha önce de yaptığını, siyâsetin böyle yapılmaması gerektiğini söyledi. Ama şimdiden ön almak için hızlı bir şekilde bir cevâbın verilmiş olması da işin ciddiyetini bize gösteriyor. Herhalde bir müddet bunu konuşacağız. 

Kılıçdaroğlu daha önce de bürokratlara seslenmişti. Kılıçdaroğlu daha önce de birtakım belgelerden bahsetmişti, bâzılarını göstermişti. Birtakım baskınlar da yapmıştı kamu kurumlarına ve en son da SADAT baskını oldu. Bunların hepsinde, grup toplantısında da ve muhtemelen bu akşam saat 10:00’da yapacağı konuşmada da hep birinci tekil şahıs konuşuyor Kılıçdaroğlu. “Ben” diye söylüyor. “Beni iyi dinle kardeşim!” diyor. Hep bir “ben” var. Bu, tabii ki Kılıçdaroğlu’nun kendini muhâlefetin cumhurbaşkanı adayı olarak hazırlamasıyla alâkalı bir şey. Bunu anlamak zor değil. Bu çıkışlarla birlikte kendi adaylığını hem kendi partisine, hem ittifak yapması söz konusu olan diğer partilere, hem de genel olarak Türkiye’ye, kamuoyuna duyurmak istiyor ve böylece de Erdoğan’la –muhtemelen aday olursa karşısına çıkacak olan, çıkması beklenen Erdoğan’la– şimdiden bir kapışmaya giriyor. Bu bir kavga — kendisi söyledi, bunu biliyorsunuz. Bir kavgadan bahsetti. O kavgada kendisiyle beraber yürümeyecek olanların önünü boşaltmasını istedi. Sertleşmekten bahsetti. Bir mücâdeleden bahsetti ve onu söyledikten beri, Kılıçdaroğlu’nun sesi her seferinde daha

sert çıkıyor, daha gür çıkıyor. Daha doğrudan saldırıyor. Dolaylı değil. Doğrudan saldırıyor. Doğrudan hedef alıyor ve her birinde de kendine güvenli bir görüntü çiziyor — muhtemelen bu akşam da öyle olacak ve bir kavgaya girmiş durumda. 

Bu ne derece etkili olacak? Bunları kestirmek açıkçası çok mümkün değil; ama

en son SADAT baskınının ardından gerek Erdoğan’ın verdiği cevaplar, gerekse de SADAT yetkililerinin hızlı bir şekilde cevap yetiştirmeye çalışması ve

iktidâra yakın olmayan medyanın görüşme, röportaj, yayın tekliflerine evet demeleri, olayın ne kadar ciddî olduğunu bize göstermişti. Kılıçdaroğlu’nun ne kadar hassas bir yeri yakalamış olduğunu bize göstermişti. O bir yerde durdu gibi gözüküyor, ama cumartesi günkü mitingde de Kılıçdaroğlu tekrar SADAT’ı bir hedef olarak gösterdi. Daha önce bu sertlikte ilk gündeme getirdiği, “Beşli Çete” dediği iş çevreleri var. Onları da ısrarlı bir şekilde sürekli sıcak tutuyor. Onlara da üslûbunu her geçen gün sertleştiriyor. Yani bir yanda “Beşli Çete” dediği yapı, bir yanda SADAT denen yapı, paramiliter örgütlenmelerle itham ettiği yapı. Şimdi de Erdoğan, âile çevresi ve birkaç yüz kişi ve bir kaçma planı. Kaçma planı meselesi 17-25 Aralık döneminde de gündeme gelmişti. O sefer tabii daha çok Fethullahçılar bunu gündeme getirmişlerdi. Hattâ “Uçaklar hazır, Malezya” vs. denmişti. İşte öyle olmadı. Kendileri kaçtılar. Kaçabilenler kaçtı, kaçamayanlar burada ya işlerinden oldular, ya özgürlüklerinden. Daha sonra Meriç’ten ya da Ege’den kaçmaya çalışanların hayatlarını kaybettiğine de tanık olduk. Böyle bir tersine döndü kaçma olayı diyelim. 

Bu sefer Kılıçdaroğlu’nun bu akşam dile getireceği iddiaların ne kadar inandırıcı, ne kadar etkileyici olduğuna bakacağız. Ama bütün bunlar riskli işler. Bunu özellikle vurgulamak lâzım. Bu tür önceden de duyurarak, anons ederek bir fragman verdi Kılıçdaroğlu resmen. Bir filmin fragmanını verdi grup toplantısında. Belli ki bunu çalışmış, hazırlanmış. Ve anladığım kadarıyla da saat 22:00’ye kadar iktidârın ne yaptığına, ne yapabileceğine de bir şekilde bakmaya çalışıyor ve kamuoyunu hazırlamaya çalışıyor. Yani şunu yapabilirdi: Hiçbir ipucu vermeden, “Çok önemli şeyler açıklayacağım” diyebilirdi. Tabii bu hâliyle yarattığı etki kadar olmazdı, ama yine de belli bir etki yaratırdı. Ama şu hâliyle beklentileri çok yükseltmiş durumda. Bu beklentileri karşılayıp karşılayamayacağına bakacağız ve oradan neler çıkacağına bakacağız. Özellikle Kılıçdaroğlu’nun burada hedef aldığı, “kirlenmiş bürokratlar” diye seslendiği kesimlere belli ki şunu söylüyor: “Bırakın, bizi seçin, biz iktidâra geliyoruz” –“Ben” diyor sık sık– “…ve saf değiştirin”. Saf değiştirdiklerini nasıl gösterecekler? Birtakım yeni belgeler, yeni bilgiler getirerek — yani bir tür dâvet ediyor onları. Sadece saf değiştirmek değil, aynı zamanda bu süreci hızlandırmaya dâvet ediyor. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun burada esas olarak devlete seslendiğini, devlet içerisinde bir çatlak yaratmak istediğini –daha önce bürokratlara yaptığı çağrılarında olduğu gibi–, oranın desteğini alırsa kamuoyunun seçmen desteğini büyük ölçüde aldıklarını düşünüyor olabilir. Çünkü kamuoyu yoklamalarında bakıldığı zaman, Erdoğan’a olan destek azalıyor. Ama yine de tabii ki seçim olduğu için belli olmaz. Fakat devlette bir kopuşun, çözülmenin, Erdoğan’dan uzaklaşmanın olması durumunda elinin daha güçleneceğini ve bu güçlenmiş elle birlikte toplumu daha fazla yanına çekebileceğini düşünüyor, anladığım kadarıyla. Hep söyleniyor ya? “Kararsızlar var” ve kararsızların büyük bir kısmı da AKP’den, Erdoğan’dan kopması söz konusu olan kesimler; ancak “Bunların tereddütleri var” deniyor. Değişik tereddütler: yok, yaşam tarzı, yok, ellerindeki imkânları kaybetme endîşesi vs.. Şimdi, eğer bürokraside bir çözülme olursa ve o çözülmenin sonuçlarını biz yaşarsak, görürsek, birtakım yeni bilgiler, yeni belgeler, yeni ifşaatlar çıkarsa, bunun AKP tabanında da bir çözülme yaratmasını umuyor Kemal Kılıçdaroğlu, anladığım kadarıyla. 

Eğer buralardan hızlı ve etkili bir şekilde sonuç alırsa, o meşhur tartışma, “Muhâlefetin adayı Kemal Kılıçdaroğlu mu olacak?” sorusunun da herhalde herhalde cevâbını verir. Ama bunun başarısız olması, bu tür çıkışların, iddialı çıkışların başarısız olması durumunda, hem Kılıçdaroğlu aday olma ihtimâlini ve şansını azaltır, hem de aynı zamanda muhâlefetin iktidârı devirme şansını da azaltır. Bunlar çok iç içe geçiyor ve esas risk burada var. Burada Kılıçdaroğlu sâdece kendini riske atmıyor, aynı zamanda muhâlefetin seçimi kazanmasını da riske atıyor. Bu tür iddiaların iknâ edici olmaması hâlinde, yani Erdoğan ve çevresini gerçekten zor durumda bırakmaması hâlinde, iktidar bunları güçlü bir şekilde kullanacaktır. Böyle bir risk var; ama şu hâliyle bakıldığı zaman… ki SADAT olayında bunu gördük; SADAT olayıyla Kılıçdaroğlu bir zarar görmedi. Yarar gördü mü çok emin değilim. Ama bunda, “Ya, böyle saçmalık mı olur? Ne yapıyorsunuz? Nedir bu? Bu olay bize bir şey demiyor” diye bir çıkışa tanık olmadık.

Erdoğan buradan kendine bir güç devşiremedi. Hattâ, “Benim bunlarla en ufak, uzaktan yakından alâkam yok” diyerek külliyen inkâra kadar gitti. Belli ki rahatsız olmuştu. Şimdi herhalde biz oturacağız, Twitter’dan vs. –nereden yapacaksa? Herhalde Twitter’da yapacaktır esas olarak– orada Kılıçdaroğlu’nun ne dediğine bakacağız. Ama herhalde bizden daha çok, Erdoğan başta olmak üzere iktidar temsilcileri bakacaklar. Kılıçdaroğlu’nun iddialarının ne olduğunu herhalde üç aşağı beş yukarı tahmin ediyorlardır. Belge diye sunacağı şeylerin ne olduğuna bakıp, hızlı bir şekilde bu saldırıyı bertaraf etmeye çalışacaklar. 

Evet, kavga tırmanıyor, sertleşiyor. Kılıçdaroğlu bayağı iddialı çıkışlar yapıyor, büyük oynuyor. Buradan kazanma ihtimâli bayağı bir var. Şu hâliyle, şu zamana kadar yaptıkları genellikle kendisine artı olarak yazdı: Yaptığı baskınlar ve dile getirdiği iddialar. Bu akşamkiyle beraber işin rengi iyice belli olacak. Çünkü çok ciddî, “kaçma hazırlıkları”, “hızlandırılan kaçma hazırlıkları”, “kendi Pensilvanya’sını kurmak”.

Pensilvanya dediğine göre, daha çok söz konusu olan ülke ABD herhalde, bilemiyorum. Ama Pensilvanya dediğine göre muhtemelen Batı’dır. Uçaklarda yer ayıranlardan bahsediyor. Ve büyük bir panik. “Erdoğan’ın âile bireyleri” diyor. Bakalım ne olacak? Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus