Yeni eğitim-öğretim yılı sorunlarla başlıyor. Danıştay’a taşınan mülakat sistemi, atama bekleyenler, 12 bin liraya çalışan ücretli öğretmenler, kalabalık okullar, eleştirilen yeni müfredat, cep yakan eğitim masrafları bu sorunlardan yalnızca bazıları… Uzmanlar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikalarını eleştirerek nitelikli eğitim çağrısı yapıyor.

2024-2025 eğitim-öğretim yılı başladı. 20 milyon öğrenci ders başı yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı yıllık bültenine göre eğitim kurumlarında 1 milyon 200 bin 741 öğretmen görev alıyor. Türkiye genelinde 74 bin 513 okul ve kurum bulurken, derslik sayısı ise 751 bin 569.
Bakanlık verilerine göre öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilköğretim için 16, ortaöğretim için 12. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ise ilköğretim için 23, ortaöğretim için 22.
Atanamayan öğretmenler önünü göremiyor
Bakanlık yeni döneme yönelik çalışmalar yapıyor ancak eğitimdeki sorunlar devam ediyor. Okul ihtiyacı, atanamayan öğretmenler, mülakat sistemi, ücretli öğretmenler, kalabalık sınıflar, okul terkleri, çocuk işçiliği bunlardan yalnızca birkaçı.
Uzmanlara göre Türkiye’de yaklaşık 1 milyon atanmayan öğretmen buluyor fakat Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçtiğimiz yıl bu rakamı 68 bin olarak açıklamıştı. Ancak eğitimciler verilerin şeffaf olmadığı görüşünde.
Atanamayan öğretmenlerden biri, 25 yaşında isteği üzerine adını değiştirdiğimiz Ferhat… Memleketi Şanlıurfa’dan iş bulmak için İzmir’e giden Ferhat, Iğdır Üniversitesi’nden 2022’de mezun oldu.
Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) giren Ferhat, aldığı eğitimlere rağmen atanamadı. Umudu kırılan genç öğretmen adayı, bir devlet okulunda ders verme hayalini bir kenara bırakarak 2023 yılında özel bir kursta eğitim vermeye başladı.
Ferhat, asgari ücretin altında, 11 bin TL’ye çalıştırdı. Üstelik bu maaşını da günü gününde almadı, altı ay boyunca 5 bin TL aldı. O dönem yeni eğitim yılında şartların iyi olacağını düşünen Ferhat, yaz kursu için daha iyi bir ücretle çalışmayı bekliyordu fakat öğrenci sayının az olduğu gerekçesiyle işine başlayamadı. Ferhat bu sefer rotasını kolejlere çevirdi ancak o okullarda da iş bulamadı. Özel ders vermeyi de düşünen Ferhat, Şanlıurfa’da bunun imkansız olduğunu fark etti ve çalışmak için İzmir’e, kardeşinin yanına gitti.
“Ne yapacağımı düşünmenin yorgunluğu var”
Ferhat, askerden döndükten sonra geçinebilmek için “Ne iş olsa yaparım” diyerek bir alışveriş merkezindeki pidecide çalışmaya başladı.
Birkaç ay sonra oradan çıkarak bir kafede garsonluk yaptığını anlatan Ferhat aylık 16 bin TL kazandığını söyledi. Sigortası olmadan çalışan, günlük ücret alan Ferhat, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Şanlıurfa’da yarı yolda bırakıldım. Çok ağırdı. Orada durmak istemedim, iş de yoktu. Kendimi tüm kötü hisleri içinde barındırarak geziyorum böyle. En başta umutsuzluk var. Düşünmenin yorgunluğu var. Geleceğimi artık düşünmüyorum. Çünkü artık bir geleceğimin olduğunu da düşünmüyorum. Yani ben askerlikten sonraki o iş arayacağım iki-üç ayı düşünüyorum ve ona göre bir şeyler kazanmaya çalışıyorum.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezun öğretmenler adayları için yol haritasının olmadığını savunan Ferhat, yetkililerin arkalarında durmadığını söyledi. Torpilin olduğunu vurgulayan atanamayan öğretmen, geleceğe dair hayal de kurmadığını dile getirdi.
12 bin TL’ye çalışan ücretli öğretmen 7 bin lira kira veriyor
Binlerce eğitimci atama beklerken asgari ücretin altında çalışan ücretli öğretmenler de zor şartlarda yaşıyor. Örneğin Adıyaman’da 2016 yılında üniversiteden mezun olan ve adının açıklanmasını istemeyen ücretli bir öğretmen, ders saati karşılığı ayda 12 bin TL aldığını söyledi. 7 bin TL kira ödediğini anlatan öğretmen, “Kiraya önümüzdeki günlerde zam yapılacak. Geri kalan parayla da geçinmek zorundayız. Sosyal hayatım yok. Burada iş olanakları da yok. Şartlar gerçekten çok kötü. Geçinemiyorum” dedi. Öğretmen olarak atanmak istediğini vurgulayan eğitimci, belirsizliğin ortadan kaldırılmasını, daha iyi şartlarda yaşamak istediğini ifade etti.
Din kültürüne yüksek kontenjan
Bakanlık bu yıl 20 bin öğretmen alımı yapılacağını açıkladı ama henüz atama gerçekleşmedi. Eğitim-Sen, yüzde 50 KPSS, yüzde 50 mülakatın olduğu sistemi Danıştay’a taşıdı. Mülakatla ilgili hukuki süreç devam ederken atamalar için sınıf öğretmenliği 3 bin 263, özel eğitim 2 bin 499, rehberlik bin 597, din kültürü ve ahlak bilgisi bin 594, İngilizce 968 kontenjan ayrıldı.
“Mülakatla kadrolaşmaya gidiliyor”
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, sınavlarda çok iyi puan alan ancak mülakatta elenen birçok öğretmen adayı olduğunu söyledi. Bu yolla ayıklama yapıldığını söyleyen Irmak, iktidara yakın kadroların göreve getirildiğini öne sürdü. Irmak ayrıca özel okulların öğretmen alımında adaylara yönelik GBT sorgulaması yaptırdığını iddia etti:
“Mülakat ‘ben istediğimi alacağım ve atacağım’ anlamına geliyor. Güvenlik soruşturması, arşiv araştırması yapıyorlar. Özel okul ise ‘Çalışacağım öğretmenle ilgili GBT istiyorum’ diyor. Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığıyla emniyetten GBT alıyorlar. Herhangi bir muhalif öğretmen için, ‘terör örgütüyle irtibatlı basın açıklamasına gitmiş’ denildiğinde öğretmenler çalışamıyor.”
“En az 200 bin öğretmen açığı var”
Irmak’a göre en az 200 bin öğretmen açığı var. Adaylar kişilerin ailelerine yük olmamak için ne iş bulurlarsa onu yapıyor. İntiharlara varan birçok sorun yaşıyor.
Ücretli öğretmenlik yapanların da geçinemediği belirten Irmak, asgari ücretin altında çalıştıklarını vurguladı. Irmak, okulda çalışmak için idarecilerin tüm isteklerini yerine getirmek zorunda kaldıklarını belirtti.
Irmak, Bakanlık bütçesinin az olduğunu vurguladı. Bu bütçenin büyük bir kısmının personele harcandığını belirten Irmak, okulun ihtiyaçları için velilerden para istendiğini ifade etti.
“4 bin öğrencinin olduğu okullar var”
Irmak’a göre İstanbul, Ankara, Bursa gibi büyükşehirlerde okullar yetersiz. Irmak’ın aktardığına göre bu şehirlerde 4 bin öğrencinin okuduğu okullar var. Hatta bazı sınıflarda 40-50 öğrenci aynı anda eğitim alıyor. Irmak, iktidarın öğrencileri imam hatip liselerine yönlendirdiğini anlattı. Fakat Türkiye’de fen ve Anadolu liselerine ihtiyacın olduğunu vurgulayan Irmak, bu okulların yetersiz kaldığını hatırlattı.
“Doğu’da öğretmen açığı daha fazla”
Eğitim Uzmanı Özgür Bozdoğan ise yeni eğitim yılında velilerin sırtına yeni bir yük bineceğini söyledi. Bozdoğan da tıpkı Irmak gibi okul aile birliğinin velilerden para alacağını iddia etti.
Mülakat sisteminin yargıya taşınmasına rağmen uygulandığını vurgulayan Bozdoğan, “Mülakatlar ve öğretmen atamasında bu süreç durdu. Şimdi buradaki temel mesele de şu, eğer Danıştay kararı beklenecekse, mülakatlar neden uygulandı?” dedi.
Bozdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da öğretmen açığının hayli fazla olduğunu söyledi.
Ücretli öğretmenlerle ilgili de konuşan Bozdoğan, şöyle devam etti:
“Sözün özü şu, düşük ücretle çok daha fazla kendi istedikleri şekilde öğretmen yetiştirmek bir tercih. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir tercihi bu. Ama bu tercihten olumsuz etkilenenler öncelikle öğrenciler.”
Bozdoğan, her şehirde üniversite açılmasının ve binlerce kontenjan verilmesinin yanlış olduğunu vurguladı. Özdoğan mülakatların nesnel ölçütlerle yapılmadığını, mevzuata uyulmadığını, nitelikli soruların sorulmadığını belirtti. Komisyon üyelerinin adaylarla iletişimde sorun olduğunu savundu.
Kamuoyunun yeni müfredatı eleştirdiğini fakat iktidarın buna rağmen hayata geçirdiğini aktaran Bozdoğan, şöyle konuştu:
“Okuldan, çocuğu gelecek yaşama hazırlamasını bekliyoruz. Okul, çocukların ilgi, yetenekleri, becerilerini geliştirerek hazırlayan bir kurum. Bütün çocukları, öğretmenleri, okulları aynıymış ve tek tipmiş gibi yönetirsek sıkıntılı sonuçlar ortaya çıkar. Sanırım bu dönemin en büyük sorunu bu olacak. Ekonomiden tasarruf etmek, eğitimden ve çocukların yararlandığı hizmetlerden tasarruf etmek… Bunlar anlaşılabilir bir şey değil. Eğitim hizmeti, ulaşım ve beslenmeyle bütün olarak düşünülmek durumunda.”
Yeni müfredat yürürlükte
Yeni eğitim-öğretim yılında öğrencileri pek çok yenilik de bekliyor. Bunlardan biri uzmanlar tarafından sert eleştirilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında hazırlanan yeni müfredat. Yeni müfredat okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak.
Bakanlık bu yıl ilk defa liseye başlayacak öğrenciler için müfredattaki değişikliklerin yer aldığı sekiz bölümden oluşan “liseye hoş geldin” kitapları hazırladı.
Kitaplar öğrencilere lisede karşılaşacakları dersleri tanıtmak, programı içeriğini açıklamak, başarılı olmak için neler yapılması gerektiği gibi içeriklerle oluşturuldu.
Öte yandan ortaokul öğrencileri için de ailelere yönelik “ortaokul 5. sınıfa uyum rehberi” sunumu yapılacak. Ailelerle tanışma etkinlikleri düzenlenecek.





