Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo

Geçtiğimiz hafta Ukrayna silahlı kuvvetlerinin Karadeniz’de Rusya’ya gitmekte olan gölge filo mensubu olduğu açıklanan iki boş tankere yaptığı saldırılar tabiatıyla kamuoyunun ve medyanın dikkatini bu filo üzerine çekti.  Tabii bu saldırının açığa vurduğu bence en  önemli gerçek Rusya’nın belki de tarihinde ilk defa Karadeniz’de üstünlüğü kaybettiği, bu gemileri Ukrayna’nın İHA’larla yaptığı saldırılardan koruyamadığıdır.  Zaten hatırlanacağa üzere, savaşın ilk dönemlerinde Ukrayna Rus donanmasının en etkili gemilerini arka arkaya batırmış, kalan gemiler de Doğu Karadeniz’deki Novorossisk limanına çekilerek, Rusya oyundan çekildiği mesajını vermiştir.

Ukrayna bu iki gölge filo gemisine saldırılarıyla kalmadı.  Gürcistan’a yol alan başka bir gemi de Karadeniz’de saldırıya uğramış, ancak Ukrayna bu saldırıyı üstlenmemiştir.  Yine de başka kimin yapmış olacağı şüpheli.  Bunun da ötesinde iki hafta önce Rusya ile petrol ticareti yapmakta olan bir Türk gemisi Senegal açıklarında saldırıya uğramış, Ukrayna yine bunu üstlenmemiş, ancak Batı basını geminin sahibi şirketin Rusya ile bütün ilişkilerini kestiğini yazmıştır.

Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo
Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo

Rusya’nın başlattığı kanlı savaşı finanse etmek için petrol ve gaz ihracatına güvendiği malum. Savaş başladığında petrol piyasası iniş çıkışlar yaşamış, Rus petrol ihracatını engelleme gayretleri pek sınırlı kalmıştır.  Ani bir ambargonun özellikle Ukrayna’nın en büyük destekçisi Batı ülkelerinde fiyatları tavana çıkaracağı ve bunun neticesinde halkların bu desteğe karşı dönmesi endişesi  haliyle radikal tedbirlerin alınmasını yavaşlatmıştır.  Ancak zaman içinde AB ülkeleri Rusya’nın petrol ihracatından gelirini mümkün mertebe azaltmak için piyasanın hayli altında bir tavan fiyatı belirlemişler, arkadan Rus gemilerine ve bankalarına koydukları yaptırımlarla vidaları daha fazla sıkıştırmaya başlamışlardır. Son olarak Trump bir taraftan sözde barış müzakerelerinde Rusya tezlerine destek verirken, alıştırdığı tezatlardan birini daha göstererek Rusya’dan büyük miktarda petrol alan, başta Hindistan olmak üzere birkaç ülkeye ticari yaptırım uygulamaya başlamıştır.  Ülkemize alenen tehdit savurduğu açıklanmadı, ancak kapalı kapılar arkasında bu konunun ele alınmış olması son aylarda ülkemizin  Rusya’dan ithal ettiği petrolü büyük ölçüde azaltmasından dolayı tahmin edilebilmektedir..  Gerçi fiyatının açıklandığını görmedim ama piyasa fiyatından ucuza temin edildiği şüphesiz olan bu  petrolün ekonomimize olumlu bir katkısı olduğu kuvvetli bir ihtimaldir.  İktidarın buna rağmen ABD talebine uyması baskıların epeyce yüksek olduğunu düşündürmektedir.

Son rakamlara göre Rusya’nın petrol ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla nazaran %22 oranında azalmış, AB ülkeleri de 2027 yılından itibaren zaten bir hayli azalmış olan gaz ithalatını tamamen kesmeyi kararlaştırmıştır.  Savaş bir şekilde sona erse bile Avrupa’nın 1980’lere kadar giden Rusya ile hidrokarbon alımının bir daha eski düzeyle dönmesi beklenmemektedir.

Kanaatimce savaş ortamında ambargoların da Rusya’yı zayıflatmakla beraber barışı getirmeye yeterli olmadığı bir durumda, Ukrayna’nın bu ticareti durdurmak için gayret harcaması ve petrol taşıyan tankerleri vurması normal sayılmalıdır.  Barış halinde olsaydık tabii ki bu saldırıları haklı bulmak mümkün olmazdı. Ancak nerede ise 4 yıla yakın bir zamandan beri Avrupa’nın 1945’ten bu yana görmediği şiddette bir savaş bütün vahşetiyle devam etmektedir.  O nedenle Türkiye’de bazı yorumcuların yaptığı gibi ticari ilişkilere müdahale gibi Ukrayna’ya yöneltilen suçlamalar, bunları yöneltenlerin başka bir gezegende yaşadıklarını düşündürmektedir. Nitekim Rusya da savaş ortamında ticaret gemilerine saldırıyı meşru saymakta, üstelik Ukrayna’dan farklı olarak üçüncü ülke bayraklı gemilere de saldırıda bulunabilmektedir.  Bu satırları tamamladığım sırada Rusya’nın Odesa limanında demirli bir Türk gemisine SİHA ile saldırdığı haberi gelmiştir.  Bu saldırı için özür ve tazminat söz konusu olur mu, yakında göreceğiz.  

İktidar da Ukrayna saldırıları üzerine tepkisini ölçülü tutmuş, kimi Rus yanlılarının istediğinin aksine Ukrayna’yı cezalandırmaya çalışmak gibi yanlış bir yola sapmaya teşebbüs etmemiştir. Kapalı kapılar arkasında ve diplomatik kanallar kullanılarak Ukrayna en azından bir süreliğine bu saldırılardan vazgeçmeye ikna edilmiştir.  Veya öyle anlaşılıyor.

Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo
Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo

Ukrayna’nın en azından şimdilik Karadeniz’de hedefine yaklaştığı anlaşılıyor. Son günlerde Karadeniz sahilindeki rafineri ve dolum tesislerini vurduğu ve bu şekilde petrol ihracatını sekteye uğratmakta olduğu görülmektedir.   Senegal açıklarında saldırıya uğrayan Türk gemisi gibi  hala Rusya ile ticaret yapmak isteyen gemi varsa onların sigorta primlerinin son hadiselerden sonra 10 katına çıktığı açıklandı.  Bu da en azından Rusya için maliyeti arttırdı.

Rusya ile deniz ticareti ilişkilerinin çok iyi gitmediği ülkemiz ile Rusya limanları arasında karşılıklı yolcu taşıyan iki geminin seferlerine son verilmiş olmasından  da belli olmaktadır.  Ayrıca rakamlar da gölge filo trafiğinin son günlerde azaldığını, Rusya’nın petrol ihraç etmek için başka yollara başvurmak zorunda kaldığını göstermektedir. Petrol dolum tesislerinin uğradığı zarar kalıcı olursa bu tanker trafiğini azaltacak bir unsurdur.  Bu bence aşağıda izah etmeye çalışacağım nedenlerle özellikle bizim için iyi bir şeyrir.

Gelelim gölge filoya.  Savaşın başlamasından sonra Batı ile Rusya arasında ticaret kademeli olarak azalıp kesilmeye, finansal yaptırımlar ile petrol ambargosu da yürürlüğe girmeye başladıktan sonra Batılı gemilerle ve Rus bayraklı gemilerle Rus petrolü taşımak imkansız hale gelmişti.

Bunun üzerine Rusya petrol ticaretini sürdürmek için gölge filo kavramını geliştirmeye başlamıştır.  Adı üstünde gölge olduğu için bu filonun gerçek durumu hakkında çok fazla bilgi yok.  Yaşları 15-30 yıl, hatta daha fazla olabilen, mülkiyetleri çok saydam olmayan, genellikle modern tankerlerin sahip olduğu ve kaza anında petrolün sızmasını engelleyen çift gövdeden yoksun, taşıdıkları bayrakla (flag of convenience) hem aidiyetlerini gizleyebilen hem de bir olay halinde hukuki yaptırımlara tabii tutulamayan gemilerden oluşmaktadır. Batılı şirketler tarafından sigortalanmadıkları için de kaza halinde kimin neyi nasıl tazmin edeceği meçhuldür.  Bu gemiler birçok ülkenin limanlarına giremedikleri için hamulelerini deniz ortasında limanlardan uzak yerlerde başka tankerlere nakletmekte, bu suretle taşıdıkları kargonun menşei gizlenebilmekte ve ambargolar delinebilmektedir.  Yaşları ve bakımlarının yapılmaması itibarıyla ciddi bir çevre tehlikesi yaratmaktalar. 2024-25 döneminde Rus petrol ihracatının yarısının böyle gemilerle yapıldığı tahmin edilmektedir.

Bizim açımızdan bence en büyük sorun bu gemilerin yüklü iken sularımızda ve özellikle Boğazlarımızda seyrederken bir kazaya uğramaları ve hamulelerinin sızmaları halinde meydana gelecek zarardan kimin sorumlu olacağı ve sigorta durumlarının karışıklığı nedeniyle tazminin nasıl yapılacağı konusundaki belirsizliktir.  Bu konuda geçenlerde X’te yayınladığım bir postun 76 bin kişi tarafından okunmuş olması, konu en azından medyanın gündeminde olmamasına rağmen epey dikkat çektiğini düşündürmektedir.  Benim yaşımdakiler 1979 yılında Haydarpaşa açıklarında infilak eden Romanya tankerinin yol açtığı muazzam zararı, denize sızan petrolün temizlenmesinin zahmetli olduğunu ve yanmış geminin enkazının kaldırılmasının yıllar aldığını hatırlarlar.

Tabii iktidarın bu durum karşısında yapabilecekleri sınırlı.  Montrö Sözleşmesi Boğazlardan geçen gemilerin denetlenmesine izin vermemektedir. Sigortalarını Rus şirketleri tarafından yapıldığı, hatta Türk bankalarına teminat dahi yatırıldığına ilişkin iddialara X postuma cevaben rastladım.  Ancak Rus bankalarının tabii olduğu yaptırımlardan dolayı, Türk bankalarının da onlarla iş yapmak istemediği, ticaretin bu nedenle azalmakta olduğu bilinmektedir.  Bu durumda bu teminat nasıl yatırılıyor, varsa sigorta poliçelerinin karşılığı bulunuyor mu bunlar en azından benim için meçhul.  Kasım 2022’de yayınlan bir AA haberinde konuya değinilmiş, sigortasız geçişleri önlemek için teminat mektupları istendiği belirtilmiştir.  Ancak bu teminat mektuplarının nasıl ve kimin tarafından verildiğine ilişkin o zaman da ayrıntı verilmemiştir. O tarihten beri de bu konunun tartışıldığına rastlamadım.

Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo
Selim Kuneralp yazdı: Gölge filo

Aslında sigorta konusu belki o tarihlerde Boğazlardan tanker geçişi gibi bir sorun olmadığı için Montrö Sözleşmesinde ele alınmamış, ticaret gemileri söz konusu olduğunda ülkemize verilen tek hak, sağlık kontrolunda bulunmak olmuştur.  Sigorta zorunluluğu çok sonra  hiçbir ülkenin itiraz etmediği bir iç hukuk yönetmeliğiyle yürürlüğe konmuştur.

Gölge filo gemilerinin eskilikleri, mürettebatlarının gemilerin  saydamlıktan uzak statüleri nedeniyle tecrübesiz olmaları ihtimali gibi sebeplerden kaza tehlikesi epey yüksektir.  Üstelik  dünyanın en zor geçilen tabii su yollarının biri olan İstanbul Boğazından geçerken pilot kullanma zorunluluğunun dahi Montrö’de bulunmaması bu tehlikeyi daha da arttırmaktadır. Kaldı ki miadı dolmuş, bakımı yapılmamış bir gemiye dünyanın en ehliyetli pilotunu yükleseniz bile kazasız geçiş garantisi teşkil etmez.

Ancak iktidarın hareket marjı da çok yüksek değildir.  Yaratacakları tehlike nedeniyle gölge filo mensubu gemilerin  Boğazlardan geçişini engellemek hukuken mümkün değil.  Montrö buna imkan vermemektedir.  Ayrıca savaşı sürdürmek için Putin’in can damarını teşkil eden petrol ihracatını kesmeye kalkmak onun tepkisine yol açacaktır.  Oysa bilindiği üzere Montrö’nün 29uncu maddesine göre, taraf ülkelerden birinden tadil önerisi gelmediği takdirde sözleşmenin 20inci yılı olan 1956’ran bu yana otomatik olarak beş yılda bir yenilenmektedir.  İçinde bulunduğumuz beş yıllık dönem 2026’da bitmektedir.  Gerçi bir ülkenin tadil önerisinin geçerli olması için en az başka bir taraf ülkenin desteğine ihtiyacı bulunmaktadır.  Ancak içinde bulunduğumuz dönemde Putin’i taciz ve tahrik etmekten sırf bu nedenle de olsa dikkatle kaçınmak gerekmektedir.  İktidar da sanırım bunu yapmaya çalışmaktadır.

Dolayısıyla, Ukrayna’nın saldırıları nedeniyle Boğazlardan geçen tanker trafiğinin azalmış olması bence bizim için bir memnuniyet kaynağı olmalıdır.  Yine de  saldırılar durur ve trafik yeniden artma yoluna başlarsa, zararı ölçülemeyecek boyuta varabilen kaza olasılığına karşı hazırlıklı olmakta fayda var.                             

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.