Yusuf Tunçbilek yazdı – Yeni orta sınıfın modern şeyhi: Sadettin Ökten

Sadettin Ökten, yeni Türkiye’nin önemli bir kanaat önderi. Muhafazakâr mahallede onu tanımayan yok. Kendisi meşhur Celalettin Ökten’in de oğludur. Aslında Ökten inşaat mühendisi, ancak son yıllarda manevi konuşmalarıyla öne çıktı. Konuk olmadığı YouTube kanalı yok, Serdar Tuncel gibi isimlerle program yapıyor.

Ökten, modern bir şeyh olarak sunuluyor. Vakur duruşu, bilge adam imajıyla sözü dinlenmesi umulan bir şahsiyet. Ökten’in ciddi bir iktidar alanı var, eleştirilemeyen, sorgulanamayan biri. Sevilir, saygı duyulur, itaat edilir. Selimiye Camii restorasyonunda karizmayı çizdirse bile yeni orta sınıfın spiritüel, bilge, tonton lideri rolünü iyi üstlendi.

Hayaller İstanbul, gerçekler Trabzon

Sadettin Ökten’in konumunu anlamak için geçmişe bakmak gerekir. Ökten aslında 2004 yılında, emekli olduktan sonra kamuoyu önüne çıkıyor. Sıfır riskle, ununu eleyip eleğini astıktan sonra. İnşaat Fakültesi’nden mezun, Batı ülkelerinde çalışmalar yürütmüş bir mühendis. Batı’yı eleştiriyor ama kariyeri boyunca Batı’nın imkanlarından bolca yararlanmış biri.

Ökten, yedi kuşak İstanbullu bir Osmanlı beyefendisi imajı çiziyor. Ancak gerçekler farklı. Ökten’in babası Trabzon doğumlu, yani kendisi de Trabzonlu. Normal şartlarda Trabzonlu biri bunu gururla vurgulamak ister, fakat Sadettin Ökten nedense İstanbullu görünmeyi tercih ediyor. Ayrıca Karadenizli olup inşaat alanında faaliyet göstermesi şaşırtıcı değil.

Sadettin Ökten

Bilge tonton imajının inşası

Ökten’in imajı dikkat çekici. O gerçekten Heidi’nin Alp Dağları’ndaki büyükbabası Alm-Öhi’ye (Alp Dede) benziyor. İnzivaya çekilmiş, geleneksel ve biraz da aksi bir insan izlenimi veriyor. Ökten’e zihnimizde böyle bir rol atfediyoruz. Yine de şiirli, manevi sohbetlerinde verilecek bir molada bizlere kızarmış peynir dağıtacak gibi şefkatli görünüyor.

Ökten, beyaz saçları, beyaz sakalları ve yeni orta sınıfın yeni sınıfsal konumuna uygun olacak şekilde beyaz teniyle etrafına nur saçıyor. Akıcı ve şivesiz Türkçesi, sevimli pantolon askısı, bileklerine doladığı tesbihler, boğazındaki estetik fularlar, kalın camlı gözlükleri, derin ve keskin bakışları, Sadettin Ökten’in imajını tamamlayan diğer parçalar arasında sıralanabilir.

YouTube şeyhinden hikmetli videolar

Ökten’in Serdar Tuncer’le yaptığı videolar çok izleniyor. Dikkatli olmak lazım, Ökten’in hikmetli sözleri ve Tuncer’in tok sesi bir araya gelince double bir kendinden geçme seansı yaşanabilir. Programın ismi manidar: “Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler”. Bu program Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle gerçekleşmiş.

Tuncer, şeyhine bağlı bir mürit gibi, öne doğru eğiliyor, sessizce dinliyor. Programın konusu ne, kim ne anlatıyor bilinmez. Bir yerlerden fışkıran hikmetli sözler var. Kulağınızı sonuna kadar açmalı ve anlamadığınız şeyler karşısında gözlerinizi kapatıp içinizden “Hmmm” demelisiniz. Tuncer de size ciğerlerinin derinlerinden çıkan bir “Eyvallah…” ile yardım ediyor.

Sadettin Ökten

Mistik anılarla kendinden geçmek

Sadettin Ökten ve Tuncer’in programlarında en dikkat çeken diyaloglar, uçmalı kaçmalı anılar olsa gerek. Onlarca örnek var ama bir örnek açıklayıcı olacak. Bir programda geçen konuşmalar aynen şu şekilde:

Tuncer: Deminki bahiste araya girmeyim dedim baba. Üç şey istemek lazım dediniz ya, “İstiyorum ama olmadı?” diyenler var.

Ökten oldukça deruni görünen bir cevap veriyor: Hiç belli olmaz o iş. Sen olmadı zannedersin de olmuştur o. İnsan görmez bazen. Askerlik yapıyorum Ankara’da. Genelkurmay’dayım ha yani. Bir araba nasip oldu. Renault Station 12, sene 1974. Görevimi yapıyorum, akşam biniyorum, geri vitese aldım baktım arkada hiçbir şey yok. Bir gaza bastım, küüüt, tamponun ortasında kocaman bir ağaç. Görmedim arkadaş, sonra dedim ki, aaa bu gözler nemdir benim. Eee, “Ben dost yüzün görmez isem/Bu gözlerim nemdir benim” yani. Görmüyor. Görmüyor. İşte o görene var ya, onlar gösteriyorlar. “Bak şuradan bakarsan başka bir şey görünür” diyorlar. Olmadık yerden bir kapı açılır ama sen görmezsin. Görenler gösterirler. “Anadan doğma gözsüzler” diyor Hazreti Niyazi. Allah muhafaza. “Kemahi görmez eşyayı” diyor. Zaten Hazreti Niyazi’nin nutukları adamı çarpar yani.

Tuncer dozu artırıyor: Müsaade baba. Biraz önce Necip Fazıl Bey dedik ya, onun bir ifadesi var, “Asıl idrak, idrakin idraksizliğini idraktir.” Bu ne demek?

Bu soru sorulurken Ökten’in ciğerlerinin derininden huşuyla çıkan “Evet, evet…” kelimelerine dikkat kesilmek lazım. Bu tepki, hem önemli bir şey duymanın, hem de bunu uzun yıllardır bilip yaşamanın verdiği derinliği ifade ediyor.

Şiirsel dilin itaati kamçılayışı

Ökten, bir profesör, bundan dolayı söylediği her şey bilimsel gibi de duruyor. Asla itiraz edilemez gibi. İtaat et, sadece itaat. Söylemleri buraya varıyor. Son nefese kadar itaat edilecek. Kime? Allah’a ve peygambere gibi. Ama daha çok onların dünyadaki temsilcilerine ya da varislerine. Boyun bükülerek itaat edilmeli.

Sadettin Ökten tarihi hikayeler anlatıyor, anlaşılmaz kelimelerle dinleyenlerin kişiliğini yok ediyor, böylece insanlar kendilerini tamamen ona bırakıyor. Bu bir şeyh-mürit ilişkisi. Sürekli daha iyi bilen, hikmetli, Allah’la bağlantılı biri var, bir de sıradan insanlar. İşte bu genel insanların, yukarıdakilerle bağlantılı olanlara itaat etmelerini istiyor Ökten.

Sadettin Ökten dinleyicileri eski şiirlerle, Osmanlıca kelimelerle kendinden geçiriyor. Allah dostları, azizler, zatlar, evliyalar, veliler, kudemalar, ulemalar havada uçuşuyor. Hafazanallah, hakikat, aşk, muhabbet, cezbe, umde, nevafil, tasarrufat, marifetullah, zikrullah gibi kelimelerden oluşan cümleler şiir gibi akıyor. Ne anlatıldığı önemli değil, Ökten’e teslim olunmalı.

Erbakan’a eleştiri, Erdoğan’a muhabbet

Peki, Ökten’in genel fikirleri nedir? Ökten aslında sürekli olarak modernizmi eleştiren biri. Dünyadaki bütün kötülükleri Batı ve modernizme yoruyor. Seküler insanı aşağılamaya çalışıyor. Dini ve mistik olanı ise övüyor. Entelektüel sosa batırılmış tipik bir gelenekçi diyebiliriz. Profesör olması da onun katılığını yumuşatmıyor.

erdoğan

Sezai Karakoç’u sevmiyor Sadettin Ökten, onunla olmaz bu işler diyor. Vasatlaşmanın başlangıcını Necmettin Erbakan’ın partilerine bağlıyor. Necip Fazıl Kısakürek ve Recep Tayyip Erdoğan’a ise toz kondurmuyor, hatta muhabbet beslediğini söylüyor. Gökdelenleri, alışveriş merkezlerini eleştiriyor ama sanki bunlar ormanda kendiliğinden çıkan mantarlar gibi anlatıyor.

Tüketim kültürünü eleştiriyor Ökten. Ancak tüketememeyi eleştirmiyor. Şu an Türkiye’deki problem tüketim kültürü mü, yoksa tüketememe hali mi? İnsanların çoğu şu an temel besin maddelerini bile alacak, tüketecek durumda değil. İktidardakiler kimsenin açlıktan ölmediğini vurguluyor ama toplumda ciddi oranda beslenme, uyku ve psikolojik problemler var.

Camileri katletme vizyonu

Ökten, en son Edirne’deki Selimiye Camii restorasyonu üzerinden gündem oldu. Sadettin Ökten, resmi niteliği tartışmalı Selimiye Camii Tespit ve Tahkik Heyeti Kurulu’nda başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Bu ekip hiçbir uzmanlığı olmamasına rağmen, 2021’de başlayan restorasyona defalarca müdahale etmeye çalıştı.

Son yıllarda tarihi camilerin restorasyonunda kubbeler badanalandı. Çeşitli hat sanatı, tezyinat, süslemeler, kalem işleri silindi, yerine bembeyaz bir badanalama işlemi yapıldı. Selimiye Camii’nde de hiçbir kural tanımayan, estetik ve mimari yetkinliği olmayan alelade bir müteahhitin yapacağı türden hareketler yapılmaya çalışıldı.

Selimiye’de yapılmak istenen badanalama sürecine 126 hattatın karşı çıkmasıyla konu nihayet kamuoyunda gündeme geldi. Ökten, bu karşı çıkışı seküler ve modernist olarak damgaladı ve görüşlerini devletin resmi yayın organı Anadolu Ajansı’nda yayımlatabildi. Ancak sonuç olarak Sadettin Ökten’in eleştirilemez kutsal konumu sarsıldı.

Yeni orta sınıf müritlerin rahatlayışı

Ökten’i izleyen kitle, yoksullukla boğuşan klasik AK Partili seçmen değil. Ökten, rejimin çeperindeki, dolgun maaşlarla konforlu hayat süren yeni dindarlara konuşuyor. Bu kitle için Ökten sadece bir konuşmacı değil, Türkiye’nin acı dolu sınıfsal çelişkilerini törpüleme işlevi gören biri. Ökten, yeni orta sınıfın bir tür anlam üreticisi olarak konumlanıyor.

Her 10 çocuktan 3’ünün okula aç gittiği bugünün Türkiye’sinde, yeni orta sınıf muhafazakârlar geceleri yatağa uzandığında böyle konuları düşünmek zorunda kalmamalı. Bunun yerine Sadettin Ökten’in hikmetli sözleriyle rahatlamalı, dünyayı sorgulamak yerine onu kabullenmeli. Modern şeyh bunu yapar, sertliği yumuşatır, huzursuzluğu yok eder.

Ökten, sınıfsal sıçrayışla birlikte ortadan kalkan diz dize şeyh-mürit ilişkisinin yerine geçen modern bir şeyh. Artık tekke yok, konferans salonları ve ekranlar var. Burada hikmet ve hakikat olarak ifade edilen şeyler yalnızca konforu sürdürmenin hizmetine amade. Theodor W. Adorno’nun işaret ettiği gibi, yeni orta sınıf, irrasyonalizmin parlatılan tortularıyla besleniyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.